Hangi politika?
Arman Ratip

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   16 Mart 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

TC Başbakanı Sn. Erdoğan’ın Kıbrıs sorununa ilişkin en son açıklaması "kapsamlı çözüm" idi.  Sn. Gül ve Sn. Erdoğan'ın daha önceki açıklamalarına bakarsanız Kıbrıs politikasının "iki devletli" çözüm üzerine kurulu olduğunu görürsünüz. Herhalde "kapsamlı çözüm" iki devletli çözüm anlamına gelmektedir. İnşallah öyledir. Bizimkilerin politikası şöyle özetlenebilir: "Eşitliğe dayalı, iki bölgeli, iki halklı, Türkiye'nin etkin ve fiili garantisini içeren bir çözüm.'' Sn. Talat ve hükümet yetkilileri arada bir "birleşik Kıbrıs" ve arkasından da iki devleti birleştirip yeni bir ortaklık devletinden söz etmektedir. Bunların hangisi Türkiye-KKTC ortak politikasıdır? Bunu anlamak biraz güç gibi geliyor bana. Benim anladığım kadarıyla 'kırmızı çizgiler'  henüz ortada yok.
Kırmızı çizgilere boşverin. Biz 'yeşil çizgilerle' şu hâla daha 'yeşil hat' deyip "KKTC devletinin Rum Kıbrıs Cumhuriyeti ile olan sınırı  diyemediğimiz o yeşil hatta Rumlarla buluşup konuşalım. Biz KKTC olarak ne kadar esnek ve iyi niyetli bir politika izliyoruz değil mi? Şu anda bütün dünya ve özellikle AB ile BM KKTC'nin Kıbrıs sorununa ilişkin politikasına hayranlıklarını gizleyemiyorlar. O kadar ki bu iki kuruluş da çözüm görüşmeleri öncesi çözüme ve barışa katkısı olacağını düşündükleri komisyonların kurulması için kolları sıvamışlar. Sekizinci Annan Planı'nın çözüm olabileceğinden söz edenler de var. Annan Planı'na benzer başka bir plan da hazırlanıyormuş galiba. Hatta yeni bir "Kıbrıs" anayasası için bile çalışmalar başlamış. Tabii gerçek hangisi bilemeyiz. KKTC halkına bu aşamada gerçekleri söylemek yanlış olur değil mi?
Baksanıza, herşey ne güzel. O eski AnnanPlan'lı günlere dönüyoruz gibi bir hava var. O günlerde de komisyonlar kurulmuş ve her konuda sayfalar dolusu, kitap olabilecek raporlar hazırlanmıştı. Hiç unutmam o dönemde birileri bana gelmiş ve "Yeni kurulacak cumhuriyet için bir milli marş yarışması var. Siz de katılırmısınız?" diye sormuştu. İnanamadım, hayretler içerisinde donakaldım. Tabii cevabımı da verdim:  "Benim milli marşım var." Ama bu kadar milliyetçi olmaya gerek var mı? Onlar o günlerde "Hepimiz Kıbrıslıyız" diyordu. Yani bir "Kıbrıs ulusu" vardı ve bu ulusun yeni bir ulusal marşı olmalıydı. Sonunda o günlerde Rumlar maalesef bu güzel hayallerimize Annan Planı'na hayır demekle son verdi. Yazık yazık... Şimdi bu hayallerimizi gerçekleştirmek için yeni bir umut doğdu. Gazetelerdeki haberlere göre iki lider, Talat  ve Hristofyas görüşecek. Belki de bu yazı yayınlandığı zaman görüşmüş olacak. Farketmez. Nasıl olsa sonuç belli. Şimdiden gazetelerdeki manşetleri görebiliyorum. "BM'nin girişimleri sonucu kapsamlı görüşmeler başlayacak..." Bir sonuç çıkmaz demeyin canım. Çıkar tabii. Gene komisyonlar kurulur her konu enine boyuna görüşülür ve en önemli konulardan biri olan Lokmacı sınırı da açılır... İşte KKTC'nin politikası bu. Ne kadar basit değil mi. Yahu bu kadar zaman ben nasıl olur da şu Kıbrıs sorununa ilişkin devletimizin, hükümetimizin politikasını anlayamadım. Meğer biz KKTC halkının çıkarlarına uygun olarak hedefe doğru gidiyormuşuz da benim habe-rim yok. Evet sayın okurlar. Politikamız sürekli Rumlarla görüşmek. Nasıl olsa ortak bir yol bulunacak. HİS Partisi Genel Başkanı Sn. Ahmet Yönlüer, "KKTC dünyaya tanıtılmalı" dedi. Doğru söyledi. Tanıtılma tanınma konusunda bir örnek de ben vereyim. KKTC Kosova'yı tanısaydı, dünya KKTC'nin adını duyacaktı. Bugünkü duruma bakınca KKTC devletine sahip çıkarak çözüme gitmek istediğimizi söylemek mümkün değil. Yoksa yeni bir Kıbrıs Türk devleti ve yeni bir Kıbrıs Rum devleti kurulacak ve siyasi eşitliğe sahip bu iki devlet birleşecek. Bunu beklemek, hayal aleminde yaşamakla eşdeğer. Belki de ben yanılıyorum ve bu iş olacak... Benim düşüncelerimi, yorumlarımı bir tarafa bırakın. KKTC halkı bu gerçekleri biliyor. Artık çizgilerimizi ortaya koyup görüşme yapalım. Bu işin başka yolu yok...

   943 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  13 Nisan 2008, Pazar   Çizgiler ve statüko
  06 Nisan 2008, Pazar   "Üst düzey" (Hikaye)
  30 Mart 2008, Pazar   Ağın dışında olmuyor
  23 Mart 2008, Pazar   Potpourri
  09 Mart 2008, Pazar   Ne Lokmacıymış ama...
  02 Mart 2008, Pazar   Bazılarının umudu
  26 Şubat 2008, Salı   Sn. Talat'a yanıt
  17 Şubat 2008, Pazar   Türkiye futbol dünyası
  10 Şubat 2008, Pazar   Milliyetçi olmak suç mu?
  03 Şubat 2008, Pazar   Bundan sonra