AKEL Genel Sekreteri Hristofiyas’ın Rum başkanlık seçimlerini kazanması Londra’daki AKEL sempatizanı Kıbrıslı Türkleri sevinç gözyaşlarına boğmuştur. AKEL ile Kıbrıslı Türkler arasındaki ilişki çok eskilere dayanır.
13 Şubat 1964’de Rumlar Limasol Türk bölgesine saldırıya geçtiğinde ben çocuk yaşlarındaydım. Buna rağmen o karanlık günleri unutmak mümkün değildir...1964-1974 yılları hayatımız Limasol-Paramal-Baf ve Ağrotur dörtgeninde geçti. Bu sürede yüzlerce Rum’la dostluklarımız olmuştur. Bunlar arasında Sağcı Solcusu EOKA’cı ve AKEL’cisi de vardı.
20 Temmuz 1974 de Limasol teslim olunca hiçbir dostumuzu yanımızda göremedik. Bir kişi hariç. AKEL üyesi Moskoviç arabası ile dostumuz Terzi Toğli. Beni günlerce Limasol’dan Ağrotur’a barikatlardan geçirerek götürüp getirdi. 14 Ağustos’a kadar. ‘İkimizin de hayatını daha fazla tehlikeye atamam!’ dedi ve ben bir daha Limasol’u 30 yıl görmemek üzere ayrıldım.
Söyleyeceğim basit; AKEL içerisinde Terzi Toğli gibi Fanatik Helenizm’den arındırılmış Rumlar çok az da olsa vardır...Ve bu olgu birçok Kıbrıslı Türkü AKEL’e çekmiştir.
1976’dan beri Londra’da birçok insan tanıdım. Büyük çoğunluğu milletine ve bayrağına bağlı Türklüğü ile öğünen insanlardır. Fakat her nedense AKEL sempatizanları toplumumuz tarafından hep hain olarak görülmüştür. Acaba neden?
Eski TMT Temsilcisi Ahmet Gazioğlu, Cemiyet Başkanı Fikret Derviş ve eski AKEL üyesi Kamil Tuncel Ağabeylerimizle ve yenilerden Serhat İncirli kardeşimizle görüşerek geriye dönük bir araştırma yaptım. Saptadıklarım;
AKEL 1931’de İngiliz yönetimi tarafından kapatılan Kıbrıs Komünist Partisinin devamıdır. Adı Türkçe olarak Çalışan Halkın İlerici Partisi olarak geçer (adında Komünist kelimesi yoktur). AKEL, milliyetçiliği dışlayarak işçinin ve emekçinin haklarını korumak için kurulmuştur. Kıbrıslı Türklerin pek çoğu PEO sendikasıyla AKEL’e üye oldular. İdealleri vardı. Kimse ‘ben kendi toplumuma zararlı olmak için AKEL’e üye oluyorum’ diye düşünmedi. İyi niyetle ve bir dava uğruna üye olmuşlardı.
Fakat AKEL %90’ı Türklere düşman Helen duyguları kabarık bir Rum toplumundan çıktığı için kısa sürede Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakı için; ENOSİS için mücadele eden Sosyalist Nasyonal bir parti oldu.
İşte Nurettin Seferoğlu, İbrahim Aziz, merhum Sadi Erkurt, Mustafa Denizer, İbrahim Galip, M Ahmet ve Ali Murat gibi Kıbrıslı Türkler tamamen iyi niyetle girdikleri AKEL yüzünden kendi toplumları tarafından dışlandılar. Kimisi TMT’ nin tehditleri kimisi de kendi isteğiyle Londra’ya gelmişlerdir. Burada TMT’yi ve Cemiyeti milliyetçi bir akımın zararlı uzantıları olarak gördüler. Toplumlarına karşı zararlı faaliyetler içerisinde oldular. Pek tabi bu kişiler zarar yaptıklarına değil AKEL’in yüce değerlerine hizmet ettiklerine inanmışlardı. Fakat gelin görün ki AKEL’in onları Helenizm’in içine sürüklediğini pek fark edemediler. Fark edemediler ki Çalışan Halkın İlerici Partisi aslında Çalışan Helenlerin İlerici Partisi olmuştu...Onlar işçinin ve emekçinin mücadelesini yaparken bastıkları toprağın altlarından kaydığını göremediler.
Hainlik yaptılar diyemem ama toplum içerisinde Yabani oldukları kesindir.
İşte bugünkü AKEL sempatizanları bu geleneği devam ettirenlerdir. AKEL’in başarısı için göz yaşı döken bugünkü sempatizanlar hiç kuşkusuz bugünün Helenizm’ine hizmet etmektedir. Eğer Rumlar Terzi Toğli gibilerden oluşmuş olsaydı veya AKEL Rum değil de örneğin Finlandiyalıların Komünist Partisi olsaydı bizimkilerin idealleri toplumlarına zarar değil belki de faydalı olurdu.
AKEL Fanatik Rum toplumunun bağrından çıkan Sosyalist Milliyetçi bir Partidir.
(Not: Bugün Toğli’nin angonileri birer Türk düşmanıdır.)