Lefke, polis, şiddet, sendika, grev
Hasan Kahvecioğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   11 Nisan 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

İnsan, gerçekten inanmakta zorlanıyor...
Öncekileri saymazsak, sadece son günlerde arka arkaya iki grev yasaklandı... Önceki gün de Lefke Avrupa Üniversitesi'ndeki "sendikalaşma" girişimi, polis zoru ile kırılmak istendi...
Böylesine "emek karşıtı" politikaların bir "sol" parti iktidarında zemin kazanması, hiç de hayra alamet değil...
Lefke Üniversitesi'nde, bir süreden beri Rektör'le ve Mütevelli Heyeti ile ilgili iddialar ortaya atılıyordu. Bunlarla ilgili olarak Meclis'te Araştırma komitesi kurulmasına da karar verildi. Arkasından üniversite çalışanları greve gitti ve bazı haklar elde ettiler.  Daha sonra, akademik personelin bir bölümü KTOEÖS'te "örgütlenme" talebinde bulundu. Üniversite yönetimi sendikanın resmi talebine yanıt bile vermedi... "Bu sendika bu üniversitede örgütlenemez" demeyi tercih etti. Hatta Çalışma Bakanlığı'nın çağrısına da gitmedi.
Sendikanın, üniversiteye verdiği süre dolunca okulda greve gitmesi üzerine üniversiteye polis çağrıldı.
Geçen Pazartesi sabahı, okul önünde yaşanan polis müdahalesi hiç de "uygarca" değildi. Sendika başkanının karga tulumba alınıp götürülmesini yansıtan "ayıp kareler" hükümet yanlısı gazetelerde kamuoyundan gizlendi.
Partili bazı "ilişik" haberciler, Başkan Adnan Eraslan'ın kendini arabanın altına attığını ve "şov" yaptığını iddia ettiler.
Gündemi saptırmak için, bir sendikacının öfkeli sözlerini öne çıkardılar. Ertesi gün de Başbakan Soyer'in sadece bu sözlere odaklanmış açıklamaları geldi. Polisin sertliği ve olaya müdahalesi, bir üniversitenin içinde yüzlerce polisin konuşlandırılması sanki "sıradan" bir uygulamaymış gibi, üzerinde bile durmadılar. Hiçbir tarihi özelliği olmayan "Çağlayan"ın önüne "Ankara" sözcüğü getirildi diye ortalığı velveleye verenlerin bazıları; ne polis müdahalesine, ne sendikalaşmaya, ne de üniversite özerkliğine dokundular...
Tabii; Lefke'de yaşananların başka boyutları da var...
Sendika yetkililerinin CTP binasına kara çelenk koyması üzerine parti genel sekreteri Ömer Kalyoncu'nun söyledikleri, CTP'nin adeta artık kendi ideolojisini "inkar" yoluna saptığını gösteriyor. Kalyoncu'nun, "Çelengi Rektör'e koyun" demesi, siyasal sorumluluktan kaçmak anlamı taşıyorsa da asıl "gaf"ı "LAÜ; ekonomik olarak tüm çalışanını toplu iş sözleşmesi kapsamına almayı kaldıracak kapasitede değil" şeklindeki sözleridir. Yani; emeğin partisi, toplu iş sözleşmesi düzenini inkar ediyor... Üniversitede akademisyenlerin örgütlenmesine karşı çıkıyor... Tüm bunlar yetmezmiş gibi, sorunları çözmede aciz kalarak polise sığınıyor... Kapısına siyah çelenk konunca da "Sorumlu ben değilim ki" diyebiliyor... Oysa; üniversitenin yönetimi, tamamen hükümetin ve CTP'nin kontrolünde... Mütevelli Heyeti Başkanı CTP'nin bölge yöneticilerinden biri...
Elbette, bu üniversitede ne oluyorsa, bundan hükümet ve CTP sorumlu tutulacaktır... Sorunları çözecek olan elbette hükümet ve CTP'dir... Ancak ne yazıktır ki; hükümet Lefke Avrupa Üniversitesi’ni iyi yönetemiyor. Yeni yönetim; eski iktidarlardan yönetimi devraldıktan sonra öğrenci sayısında artış sağlayamadı. Partizanca uygulamalar devam etti. Bazı suistimal iddiaları Meclis'e kadar taşındı. Sendikalaşma çabaları başladıktan sonra, iki öğretim üyesinin işten atılması gerginliği daha da artırdı. Son olaylar nedeniyle bölgedeki sivil toplum örgütlerinin üniversite ile ilişkilerini dondurmaları çok ciddi bir "uyarı" niteliğindedir. Lefke Avrupa Üniversitesi'nde yaşananlar; CTP'nin "başarısızlığının" çok ötesinde sisteme ilişkin ciddi kaygılar da içeriyor. CTP; tıpkı eskiler gibi devlet üniversitelerini, yerel parti üyelerinin çiftliği gibi kullanmaktadır. Onların "akademik" özerklikleri için kılını bile kıpırdatmamaktadır...
Buralarda sendikalaşmayı reddetmektedir. Sendikalaşanların işten atılmasını içine sindirmektedir. Çalışma Bakanlığı soruna zamanında müdahale etmekte aciz kalmaktadır. Hepsinden önemlisi; üniversitenin çalışanları ile sorunlarını çözmede etkin olarak rol üstlenmek yerine, işin içine polisin katılmasına, gerginlik yaşanmasına neden olmaktadır.
Dileriz ki bunca rezillikten sonra, taraflar masaya otururlar ve Lefke halkı ile barışık, bir partinin çiftliği değil, bilim yuvası bir üniversite oluşması konusunda uzlaşırlar.
Türkiye ile yaşanan kıyasıya rekabet ortamında bir üniversitenin olumsuzlukları ile günlerce gündemde olması, hırpalanması hiç de doğru değildir.
Umarım bunu öncelikle CTP'li hükümet fark etmiş olsun...

   456 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  15 Nisan 2008, Salı   Talat ve Hristofyas'ın önünde altın
  08 Nisan 2008, Salı   Lefkoşa için hemen şimdi kollar sıvanmalı
  01 Nisan 2008, Salı   Dubai'de Moein'i dinlerken
  28 Mart 2008, Cuma   Parkta; salıncakta bir çocuk bize sallıyor..
  25 Mart 2008, Salı   Eskiden kontgerilla vardı, şimdi ise Ergenekon
  21 Mart 2008, Cuma   İlla ki umutsuz olmak zorunda değiliz
  18 Mart 2008, Salı   Tam da görüşmelerin arifesinde Türkiye'de olanlar
  11 Mart 2008, Salı   Lord Hannay, Rauf Bey, Talat Bey ve "Partenogenez"
  04 Mart 2008, Salı   Colony yemeğinden "gurur" duymak işadamlarının hakkıdır
  26 Şubat 2008, Salı   Polis'i çağırmak, işin en kolay tarafı...