|
Şundan eminim ki; KKTC'ni kaybedemeyiz. Kıbrıs çok önemli. Öncelikle içinde yaşayan bizler için ve anavatanımız Türkiye için çok önemli. Malum üzerimizde gözü olan, bu stratejik konuma göz diken bütün ülkeler için önemli Kıbrıs adası. Kıbrıs'ta yaşayan bizlerin huzurlu, barış ve güvenlik içindeki geleceği ayrıca Türkiye'nin güvenliği açısından Kıbrıs'ın her zaman çok önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Ayrıca adanın stratejik öneminin her geçen gün daha da arttığını yaşarayarak görüyoruz. Kıbrıs'ta "adil ve kalıcı bir çözüm" tanımının çok kişi tarafından telaffuz edildiği, ancak hem adil hem kalıcı bir anlaşmanın nasıl bir anlaşma olduğunun, bu kavramların içeriğinin ne olması gerektiğinin dikkatle düşünülmesi ve belirlenmesi gerekir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin her zaman Kıbrıslı Türklerin yanında olduğunu ve olacağını da biliyoruz..Bugün askerimiz "biz burdayız" diyorsa, asla endişemiz olmasın. Güney komşularımızla bir anlaşma olsun veya olmasın, "KKTC ilelebet yaşayacaktır." Neden bu kadar eminim biliyor musunuz? Kim kendi devletini feshedip başka bir devlet altında, başka bir egemenlik altında varlığını sürdürmek isteyebilir? Eğer bir çözüm olacaksa zaten oluşturulacak yeni ortaklıkta da KKTC eşit ve egemen bir taraf olarak yer alacaktır.Yani varlığını ve statüsünü kaybetmeden. Aksini düşünecek olursak kim eşitlik olmadan bir çözümden bahsedebilir? Terazide denge olmalı. Terazinin azınlık statüsüne kimse bizi yerleştiremez. Böyle bir hak kimseye verilmiş değildir. Hiç kimse, bizim azınlığa düşeceğimiz bir çözüme imza atamaz. ''Türk askeri ve Türkiye'nin garantisini istemediği'' ve şart koşulduğu bir masada Kıbrıs Türk Halkı yer almaz ve Anavatan da buna müsade etmez. Aksi, ancak kendini inkar etmek ve başka milletin boyunduruğu altına girmek demektir. 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin, eşit ortağı olan Kıbrıslı Türklerin, Enosis hayalleri peşinde koşan Kıbrıslı Rumlar tarafından, Aralık 1963'te silah zoruyla devletten atıldıklarını ve 11 yıl, adanın sadece %3'ünü oluşturan bir alanda, tüm dünyanın gözleri önünde, insanlık dışı koşullarda yaşam mücadelesi vermeye zorlandıklarını biliyor muyuz ? Tarih derslerimizde bunları yeni nesillere aktarabiliyor muyuz? Önemli olan bu. Bugüne kadar teslim olmadık, Kıbrıs Adasını Rum'a teslim etmedik de şimdi Ruma bir devlet mi heba edeceğiz? Allah aşkına gerçekçi olalım. Kimin gücü buna yeter? Hıyanet ve gaflet içinde olanlar olsa da güçleri buna yetmez. Gasp edilen haklarımızı geri alabilmek için, aydınlık bir gelecek kurmak için verilen mücadelenin sonuna kadar savunucusuyuz.. Kıbrıs'ı 20 Temmuz 1974'e taşıyan olguları ve Kıbrıslı Türklerin Enosis'e karşı direnişini, kaybedilen canlarımızı ve mücadelemizi bir çırpıda silecek bir babayiğit doğdu mu? Tarihteki olaylar, her ne kadar da kendi zamanlarının özellikleri içinde değerlendirilmeleri gerekse de geleceği de belirleme özellikleri vardır. Biz tarihimizin bir paragrafla bile en iyi şekilde hatırlayabiliyorsak geleceğimizin daha da güvenli olması için elbette "adil ve kalıcı bir çözüm" için sonuna karar duruşumuzdan şaşmamalıyız ve direnmeye de davam edeceğiz.. Kıbrıs Türkleri sadece haklarını istemiştir. Hakkımızdan fazlasını da istemiyoruz. Onların iddia ettiği işgal altındaki topraklarının tümünün değeri bile katladilen vatandaşlarımızın canlarını tazmin eder mi? Toprağın değeri insanın değerinden fazla mı? Kaybettiğimiz canların, katledilen kardeşlerimize biçilecek bir fiyat mı var? Ya kaybedilen yılların telafisi mümkün mü? Mücadele yılları içerisinde tükettiğimiz ömrümüze kim bedel bicebilir ki? Mal-mülk mü bütün sorun? Ya, Kıbrıs Türk'ünü evinden yurdundan eden, çadırlarda yaşamaya mahkum edilen insanların, işkenceye uğrayanların ve katledinlerin manevi tahribatı ? Hangisi daha önemli? Kim bize o yılları tazmin edebilir ? Atatürk'ün 'Yurtta sulh cihanda sulh' özdeyişini rehber edinmiş olan biz Kıbrıslı Türkler hiç bir zaman çatışmadan ve sürtüşmeden yana olmadık. Her zaman anlaşma ve barıştan yana olduğumuzu her zaman dünyaya gösterdik. Çok şükür ki Anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile iş, güç ve gönül birliğimiz de devam etmektedir ve her zaman devam edecektir. Birlikte sürdürmekte olduğumuz bu haklı mücadele, Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs adasındaki ilelebet varoluş ve yaşam mücadelesi mutlaka başarıya ulaşacaktır. Arkamızda bu sınırsız destek olduktan sonra kim KKTC'nin ortadan kalkabileceğinden bahsedebilir ki ? 70 Milyonun nefesiyle dahi dağılabilecek bir küçük adada kimsenin endişesi olmasın. Hepiniz başınızı yastığa koyarken bu konuda huzurlu olmaya devam edin. Bizim tek yapmamız gereken, sonsuza dek yaşatmaya kararlı olduğumuz bu devlete gerçek anlamda hayat vermek, onu yeniden yapılandırmak ve yıpranan bütün kurumlarına ve değerlerine yeniden sahip çıkıp ülkemizi yükseltebileceğimiz en üst seviyelere taşımaktır. Arkamızda bu 70 milyon nefes oldukça bizi kim tutar ? Bizimle iyi ve kötü günümüzü paylaşan, bugünleri görmemizi sağlayan, varlığımızın teminatı anavatanımızdaki 70 Milyon kardeşimize mi güveneceğiz, yoksa bizi ilk fırsatta yutmak için hazırda bekleyen 800 bin komşumuza mı? Ben anavatanıma güveniyorum. Ne mutlu bizlere ki, her zaman yanımızda olan bir"Anavatana" sahibiz.
|