Filistin halkının yanındayız
Emine Sütcü

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Mart 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir duvarın ardında yıllardır, kendi topraklarını, küçücük yürekleriyle ve taşlarla korumaya çalışan çocukların o unutulmaz görüntülerini hatırlamayanımız yoktur.
Ortadoğu denince akla ilk gelen, İsrail-Filistin sorunudur. Adı, "Ortadoğu barışı" ama kendi ortada olmayan ve oluşmasına da fırsat verilmeyen bir statüden bahsediliyor. Kafesteki kuş gibi, Gazze sokaklarına sıkıştırılmış veya mahzenlere tıkanmış ve başının kaldırılmasına müsade edilmeyen, yalnız bir halkın mücadelesi yüreklerimizi sızlatıyor.
Bugüne kadar Filistin halkı, sesini her yükselttiğinde kırbaç yiyen taraf oldu.
İsrail'in Filistin topraklarına karşı gerçekleştirdiği her saldırısı karşısında, İsrail devleti ve destekleyicisi ABD, Filistin halkına uygulanan şiddeti neredeyse "Tanrının bir cezası" gibi sunma gayreti içerisinde oldular.
Kısa bir geçmişe bakalım. Hatırlayacağınız gibi Filistin'de, Yaser Arafat'ın halefini belirlemek üzere, 9 Ocak 2005'te, İsrail süngüsüyle itile kakıla yaşayan ve ezilen Filistin halkı, sokaklarına İsrail bombaları yağarken sandık başına gitmişti!
Emperyalist paylaşımın tam göbeğinde, Mahmut Abbas "Filistin Özerk Yönetimi Başkanı" seçilmişti. Hamas'ın stratejisinde önemli bir dönüm noktası oldu.
Bugün, işgal altında ve özgürlüğü elinden alınmış, yaşadığı kentte dahi İsrail süngüsünün barikatlarına takılan bir halkın çektiği zulümle babaşa olan       yalnızlığını, Kıbrıs'ta bizlerin 1950'li ve 1960'lı yıllardaki yalnızlığımıza benzetiyorum. O yıllarda, bizlere yapılan zulme seyirci kalanlar bugün Filistin'in yaşadığı zulmü de seyretmekle yetiniyorlar.
Ve maalesef; bugün Filistin'de, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı, Ortadoğu'daki diğer sorunlarla iç içe geçerek, Ortadoğu'yu kapsayan bir mese-leye dönüştü.
Gazze Şeridi'nde Çarşamba gününden bu yana devam eden çatışmalarda 120 Filistinli kardeşimiz öldürüldü.
Son 7 yılda Filistin'de, İsrail saldırılarından ölenlerin sayısı 5 binin çok üzerinde.
ABD'den gelen açıklamalar ise her zamanki gibi; Rice yine Hamas'ı sorumlu tuttu.  
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Orta Doğu gezisine başlarken, Filistin ve İsraillilere, barış görüşmelerine gecikmeksizin yeniden başlamaları çağrısı yaptı.
Rice, görüşme sonrasında İsrail'in Gazze operasyonuyla ilgili soruları yanıtlarken, sivillerin hayatını kaybetmesinden üzüntü duyduklarını söyledi ancak çatışmaları Hamas'ın başlattığını öne sürdü. Her zamanki gibi farklı bir açıklama yok. Birlikte hareket eden güçler, kendi topraklarında özgürce yaşayabilmek için direnenlerin, yanında olmuyor maalesef.
Rice'ın amacı iddia ettiği gibi İsrail ile Filistinliler arasında yürütülen görüşmelere ivme kazandırmak mı, değil mi ilerleyen günlerde yeniden göreceğiz.
Ancak İsrail'in Gazze Seridi'ne yönelik askeri operasyonunda son bir haftada 120 Filistinli'nin ölmesi ardından görüşmeler askıya alındı.
Değişmeyen tek şey var.
Savaşın ortasında bir Ortadoğu, Ortadoğu'da savaştırılıyor..
İsrail ve Filistin liderlerinin ABD'nin Annapolis kentinde bir araya gelip, Filistin devletinin 2008 sonuna kadar kurulması için çalışma sözü vermesinin üzerinden üç ay geçti. Ancak devam eden görüşmeler konusunda iyimser olana rastlamak zor.
Filistin lideri Mahmud Abbas ise, eğer bu yılın barışın yılı olması sağlanamazsa, "bu hedefi gerçekleştirmek için ileride başka bir fırsat yakalanamayacağı" uyarısında bulundu. Kulaklarımız bu tür beklentilere ve umutlara çok aşina değil mi? Kıbrıs'ta da "bu yıl sonuna kadar barış, ya gerçekleşecek, ya da başka bir fırsat yakalanmayacak" diyenler gibi. Tıpkı; 44 yıldır Kıbrıs meselesinin çözümünü önlemiş olan BM kararlarına ve AB normlarına göre bir uzlaşma ümitleri pompalanıyor yeniden. Bir gerçek var ki; Kıbrıs sorunuyla, İsrail-Filistin sorunu arasında önemli bir fark var. Bizim sokaklarımızda silahlar patlamıyor. Can güvenliğimizin olduğu bir ortamda, Türk askerinin güvencesinde ve devletimiz altında özgürlüğümüzün tadını çıkarabiliyoruz. Kıbrıs'ta taraflar arasında bir anlaşma sağlanmamışsa da 1974'ten bu yana "barış" ortamındayız. Filistin halkı henüz bu sevinci bile tadamamıştır.
Filistin'de zaman, kurşunlar arasında geçiyor. Hamas'ın iktidara gelmesiyle uygulanan ekonomik ambargonun faturasını da halk ödüyor.
Filistin halkı acılarını hep kendi sarıyor. Maalesef, ateş sadece düştüğü Filistin'i yakıyor. Bu yalnızlık, Filistin halkının uluslararası topluma olan inancını yitirmesine neden oluyor. Ve o politika içinde her yerde uygulanan yöntem hem çok eski hem de aynidir:
"Önce böl, parçala, sonra işbirlikçilerle yönet!
Görüşme öncesinde taraflar, Kudüs'ün statüsü konusunun müzakere sürecinin sonuna bırakılıp bırakılmayacağı konusunda uzlaşamıyordu. "Kudüs'ün statüsü" müzakere sürecindeki en zorlu başlıklardan biri.
Filistin tarafı, Doğu Kudüs'ün gelecekte kurulması planlanan Filistin devletinin başkenti olmasını istiyor. İsrail ise Kudüs'ün tümü üzerinde egemenlik iddia ediyor. Tıpkı Rumlar'ın tüm Kıbrıs üzerinde egemenlik hakkını iddia ettikleri gibi.
Sanırım Filistin halkının bugün yaşadıklarıyla kıyasladığımız zaman neden adil ve kalıcı bir çözümde ısrarlıyız diye daha kolay anlayabiliyoruz.
Elbette, Kıbrıs Türk halkının geçmişte yaşadığı ve Filistin halkının bugün yaşadıklarını tekrardan yaşamamamız için.
Kurşun seslerini hayal ederken bile insan bedeninin gerildiğini hisseder.
Çünkü nice seslerin çıktığı an, kurşunların da yendiği andır.
Ne acıdır ki; Filistin halkı yıllardır sürdürülen bir işgal ve yok etme politikası içindedir.
Hala doğru dürüst yolu, suyu, okulu ve de hastanesi bile yok. Oysa biz çok şanslıyız, anavatanımız sayesinde çok şeylere sahibiz. En başta da özgürlüğümüze…
O yüzden de, yaratılmış cehennemlerde yaşamanın kader olmadığını haykıran yürekler her zaman olacaktır.
Nefeslerinin sonuna kadar mücadeleye devam edeceklerine ant içmiş yaklaşık 450 Filistinli genç yürek, dün DAÜ'den başlayan ve Gazimağusa sokaklarında devam eden bir yürüyüş gerçekleştirdiler. "Filistin'deki soykırıma son" ve "Dünya sesimizi duy, bizi gör" diye sloganlar attılar.
Filistinli kardeşlerimizin bu haykırışlarını bizler olsun duyabildik değil mi?
Yüreğimizle, Filistinli kardeşlerimizin yanındayız ve yanlarında olmaya devam etmeliyiz.

   475 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  17 Nisan 2008, Perşembe   Tren Haziran'da yola çıkar Ağustos'da varacağı ilk istasyonda kim inecek ?
  13 Nisan 2008, Pazar   Bu gök deniz nerede var?
  12 Nisan 2008, Cumartesi   KKTC'yi ne kadar sahipleniyoruz?
  10 Nisan 2008, Perşembe   Dünyada bilim adamları çalışıyor
  06 Nisan 2008, Pazar   Ders verici hikayeler
  05 Nisan 2008, Cumartesi   Kendi gözlerimiz dururken başkalarının gözleriyle bakmamalıyız
  03 Nisan 2008, Perşembe   Aydın Kadınlar Platformu'ndan BM'ye mektup
  30 Mart 2008, Pazar   Lider kimdir?
  29 Mart 2008, Cumartesi   Liderleri tarih yaratır
  27 Mart 2008, Perşembe   Görüşmelerde güçlü olmanın yolu