Amaç yok, futbol da yok
Levent Tezel

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   23 Mart 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Her iki ekibin de ligden düşme veya şampiyonluk kovalama gibi bir amacının olmaması, maçın zorluk derecesini oldukça azaltan, futbolcuların maça motive olmasının önünde büyük bir engel olarak duran önemli bir faktördü.
Her iki takım da maça bu rahatlıkla başladı. Takımlardaki rahatlık, ilk 25 dakikada maça olumlu anlamda yansıdı. Gerek Yeniboğaziçi, gerekse Tatlısu, açık futbolu tercih ederek, golü düşünerek mücadele etmeye çalıştı.
İlk devrede Tatlısu, rakip kalede daha çok pozisyon bulan takımdı. Özellikle Boum'un İsak'ın savunduğu Yeniboğaziçi sol kanadından sık sık akın geliştirmesi ve etkili ortalar yapması, Ertaç'a pozisyonlara soktu. Ancak gününde olan kaleci Ersoy, gole müsade etmedi.
Yeniboğaziçi ise, hafta arasında teknik patron Emin Özkalp'in önce istifa kararı alması, daha sonra da başkanla arasındaki sorunun giderilmesi ile göreve dönmesinin morali ile maça çıktı. Doğru olan da buydu. Emin hoca gibi, gerek kişiliğiyle, gerekse teknik anlamdaki bilgisi ile yetenekli bir teknik adamın o kadar kolay kaybedilmemesi gerekiyordu. Sonuçta sağ duyu galip geldi ve doğru olan yapıldı. Ayrıca Tatlısu maçı itibarıyla "loca" denilen yere kimsenin alınmaması kararını veren yönetim kurulu, Emin hocayla yola devam kararından sonra bir başka doğru karara daha imza atarak bizlerden büyük alkış aldı.
Dün ev sahibi ekip defansif anlamda iyi mücadele etti. Ancak ofansif anlamda oldukça zorlanadı. Mehmet Karakuş'un yokluğunda Ayhan, haftalardır yanlızları oynu-yor. Ev sahibi ekip, Muhammed Diallo'nun orta alandan getireceği toplarla gol aradı. Zaman zaman pozisyonlar da buldular. Ancak iki pozisyonda kaleci Ali, gole geçit vermedi.
İlk devrenin son bölümünde iki takımın yorulması ve aşırı sıcağın etkisi ile tempo oldukça düştü.
İkinci yarıya her iki takım da aynı oyun düzeni ile maça başladı. Durgum başlayan oyun temposu özellikle 50. dakika ile 60. dakikalar arasında oldukça yükseldi. Her iki takım da bu dakikalar içerisinde mutlak gol bulmak için rakip kalelere yüklendiler. Ancak oyunu açacak, maça daha fazla heyecan getirecek gol gelmedi. Özellikle aynı ilk yarıda olduğu gibi dakika 55'te Ertaç'ın müthiş kafa şutunu tecrübeli kaleci Ersoy, mükemmel çıkardı. 60. dakikadan sonra ise artık sahada futbol yoktu. Sadece mücadele vardı.
Son 20-25 dakikada tempo iyice düştü. Son bölümde maç bitse de gitsek biçimine büründü. Temponun düşmesi ve iki takımın da 'yenemezsen yenilme' prensibi ile hareket etmeye başlaması, sonrasında oyun sık sık durmaya başladı. Maç da hakkı olan beraberlikle bitti.
Maçın hakem üçlüsü de maçın durgun atmosferine göre iyi bir yönetim gösterdi. Orta hakem Serdar Bilgimer, yan hakemleriyle uyum içindeydi. Pozisyonları yakından, takip etmeye çalıştı. Ancak maçın 15. dakikasında ceza alanı içinde Seyfi'nin eline çarpan topun yön değiştirdiği pozisyo-nu ve 90+1. dakikada Ayhan'ın kaleci Ali tarafından düşürülmesini penaltı olarak değerlendirmedi. Penaltı bazen kişinin yorumuna bağlıdır. Bana göre her iki pozisyona da penaltı çalması gerekiyordu. Ancak Serdar hoca, benim gibi düşünmemiş olabilir. Karar onundur. Ancak ben, her iki pozisyona da bir çok hakemimizin penaltı çaldığına bundan önceki maçlarda çok şahit olduğum için konuya değinmek istedim...

   390 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  30 Mart 2008, Pazar   Adı var kendi yok derbisi
  27 Mart 2008, Perşembe   Şampiyonluğu yaşamak
  24 Mart 2008, Pazartesi   Ozanköy, hak ederek...
  17 Mart 2008, Pazartesi   Antrenman maçı
  16 Mart 2008, Pazar   Mücadele var, futbol yok
  13 Mart 2008, Perşembe   Gönyeli bayram, Kaymaklı hüsran
  09 Mart 2008, Pazar   Farkı tecrübe
  03 Mart 2008, Pazartesi   Saha içi disiplini şart
  25 Şubat 2008, Pazartesi   Uyuduk, uyutulduk
  18 Şubat 2008, Pazartesi   Çamurda dans