Türkiye'den su
İsmet Kotak

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   16 Nisan 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bu konuyu sık sık gündeme taşırım. Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti sıkışınca Yunanistan'dan tankerlerle su taşımaya kalktı. Önce Lübnan, Suriye lâfını eveleyip gevelediler ama sonuçta olmayacak duaya "amin" dediler. Yunanistan nire, Kıbrıs nire? "Enosis" kadar uzakta!
Dostum ve değerli gazeteci Hasan Kahvecioğlu dün "HALKIN SESİ'ndeki" köşesinde su konusunu işledi. Temenni ederim, sağır sultanlar bunu duyup harekete geçsinler. Ben olaya çok sıcak bakıyorum. Gerçeklere dayanan bir proje olduğu sürece başarmamak olası değil. Konuyu geniş olarak yeniden ele alacağım. Çünkü yıllardan beri yazıyorum. Geçmişte bizzat içinde olup yaşadım, Cumhurbaşkanı Denktaş da canla başla uğraştı ama çıkarcılar yüzünden konunun gerçekleşmesini göremedik.
Kahvecioğlu, konuyu başka yönden aldı. Rum Ekonomist Nikos Vasiliu ile radyoda söyleşi yaptı ve gündeme taşıdı. Vasiliu, elbette nalıncı keseri gibi kendine kesecek kazanımı. Suyu Türkiye'den alacak ama KKTC topraklaırnda Beşparmaklar'da değil, Trodos dağlarının orasına burasına depolayacak ve de adanın her yanına sunacakmış... Bu, politika kokuyor.
Trodos dağlarının suyunu biz 1963 sonrasında bir daha göremedik. En büyük çatışmanın su konusunda olduğu kayıtlarda vardır. Rahmetli Osman Örek, Trodos'tan akan  suların önünün barajlarla kesilmekte ve Kıbrıs Türk halkının hakkının çiğnenmekte olduğunu yedi düvele duyurmuş, BM'ye protesto yağdırmış ama BM Barış Gücü dahi Türk halkının Allahın suyundan bile mahrum edilmesi karşısında  hiçbir şey yapmamıştı.
Rumlar barajlarla, Trodos'tan akan derelerin önünü kesti-ler. Lefkoşa'dan sonra Mesarya'yı geçip Gazimağusa körfezinde denize ulaşan her iki dere de kurudu. Biz akan dere görmeyeli asır oldu... Niçin? Rumların bencilliği yüzünden. Yeni girişimde de aynı sonuca ulaşılmasını istemiyoruz.
   ***
Kahvecioğlu'nun yazısında İsrail olayı eksik veya yanlıştır. Olayın Özal yanı daha sonraya aittir. Orada Manavgat'tan isteyene yani Yahudi'ye de Arap'a da su satılması vardı. Başarılamadı. Para boşa harcandı.
Oysa Yahudiler'le KKTC kanadında gelişen ve de benim dahil olduğum olayda, sadece borularla Kıbrıs'a taşınacak suyun tankerlerle Israil'e taşınması vardı. Bunun için İsrail 450 bin Dolar'lık krediyi ABD'den sağlamıştı. İsrail'in KİT'i, TAHAL su projesini yüklenmişti. Başında da General Bengal ve Genel Müdür dostum Arie Abir vardı. Heyetlerle KKTC'de  toplantılar yapıldı. Cumhurbaşkanı Denktaş olaya destek verdi. Konu Ankara'ya aktarıldı. Ankara'da da İsrail heyeti ile İnal Batu, Ertuğrul Apakan, diğer yetkililerle benim de katıldığım bir toplantı yapıldı. Prensip anlaşmasına varıldı ve girişim başlatıldı. KKTC'de DP-CTP hükümeti vardı.
Başbakanlık adına yapılan ortak toplantılardan sonra komite, "Biz önce kendi kaynaklarımızı kullanacağız, sonra gerekli ise bu türlü girişime başvurulacak" kararı çıktı. O hükümet de buna uydu. Yani tarihi yanılgı ve fiyasko... Bugün onları suçlamak gerekir. İşte bugün susuz kaldık. Türk'ü de Rum'u da...
Buna rağmen Ankara, İsrail ile KKTC'de genel su haritası çıkarılması için anlaşma yapılmasını, su kaynaklarının, kuyuların potansiyelinin uydudan saptanması ve Lefke'de zehirlenen barajın temizlenmesi için anlaşma yapılmasını yazılı olarak Lefkoşa'ya bildirdi. Ankara, Devlet Su İşleri ve Atatürk Barajı yetkililerinden kurulu bir üst düzey heyeti, KKTC'ye gönderdi. Heyet genel çalışma yaptı ve Elçilik'te yapılan toplantıya beni de davet ettiler. Borularla deniz altından su aktarılıp, aktarılamayacağını tartıştılar. Teknolojiyi yokladılar.
DP-CTP hükümeti, bunu da hasıraltı etti.
Oysa proje tutarlı idi: İsrail'de ve Türkiye'de yapılan çalışmalarda su Manavgat'tan borularla Teke yarımadasına aktarılacak; orada büyük bir istasyon inşa edilecek ve deniz altından borularla KKTC'ye nakledilecekti. Akatu boğazında baraj yapılacak, bu birikim plânlı olarak KKTC'nin her yanına aktarılacaktı. Bu arada da Gazimağusa körfezine borularla gidecek su gemilerle İsrail'e ihraç edilecekti.
Sonuçta Türkiye'nin kendi ortamı da vardır. Bazı açıkgözler devreye girdi. İhale Alarko üstünde kaldı. Güya Dragon çayının debisi incelenecek, baraj yeri hesaplanacak ve baraj yapıldıktan sonra (Yani ölme eşeğim ölme) oradan borularla su aktarılacaktı. Bu iş başından fiyasko idi. O günden beri "Kıbrıs'a su" denilerek, birileri para yemektedir. Belli ki kademeli para savurganlığı sürüyor. Çoğu KKTC'ye su aktarma plânı ile zengin oldu... Şikâyet ayyuka çıkınca da yeni bir ekip para yemeye başladı. Norveç firması ile balonlarla taşımacılık başlatıldı ve balon söndü. Şimdilerde balonlar  Gazimağusa körfezinde denizde savrulmaktadırlar.
Gelelim yapılabilecek projeye: Bugün teknoloji yeterlidir. Gemiler bir ayda, 40 millik mesafeye, deniz ortasından plâstik borular döşeyebilirler. Teke yarımadasına taşınan Manavgat suyu da oradan Kıbrıs'a aktarılır. Para bulunur, Türkiye kabul eder ve antlaşma yapılırsa Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti de bu sudan yararlanabilir. Bu başarılabilir bir projedir. Kimse ucundan politika çıkarmazsa, su hayat kurtarır. Kıbrıs yeşerir. Sonraları Manavgat dışından da su aktarılmasına gidilebilir.
Konu artık hayati durumdadır. Bu yıl Kıbrıs susuz yazı yaşayacaktır. İşte şimdi o zamanın DP-CTP hükümetine ve de o "Su Komisyonu'nda" olanlara soruyorum; Kıbrıs kaynakları bitti; suyunuz var mı? Bu halka niye ihanet ettiniz?

   464 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Makarios ne söyledi ve ne yaptı?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Denktaş soruyor: Selâmet mi, felâket mi?
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas, "tencere dibin kara" demiş
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Muhalefet partileri bu gidişe el koymalı
  13 Nisan 2008, Pazar   PAZARLIK: Dondurmalı, Carrars'lı çözüm
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Komutan Başbuğ: KKTC bir gerçektir
  11 Nisan 2008, Cuma   Komutan Başbuğ, KKTC ve kırmızı çizgilerimiz
  10 Nisan 2008, Perşembe   Yatırımı iktidar özendirir
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Bakir doğumu da reddettiler
  08 Nisan 2008, Salı   Hristofyas'ın oyun içinde oyunu