Kartalın hikayesi
Özer Hatay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   16 Mart 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bugün 16 Mart Pazar...
Köşemi, ''hayata yön veren sözler''le açıyorum.
Ve değerli okurlarımla paylaşıyorum.
"Bir zamanlar, büyük bir dağın tepesinde bir kartal yuva yapmış, bir süre sonra kartalın dört de yumurtası olmuş..
Yumurtalar henüz kuluçka dönemindeyken dağda bir deprem olmuş. Kartalın yuvasındaki dört yumurtadan biri, deprem şiddetiyle yuvadan düşüp dağın tepesinden yuvarlana yuvarlana vadideki bir çiftliğe ulaşmış.
Bu çiftlik bir tavuk çiftliğiymiş. Çiftlikteki tavuklar kendi yumurtalarına pek benzemeyen bu değişik ve biraz da büyük yumurtayı koruması altına almış ve öteki yumurtalardan çıkacak yavrulardan ayırmaksızın büyütmeye karar vermiş.
Günü dolup zamanı geldiğinde yumurtanın içindeki kartal yavrusu kabuğunu kırmış ve dünyaya gelmiş.
Bir tavuk çiftliğinde bulunduğunu ve kendisinin de çevresindeki yüzlerce tavuğun arasında olduğunu görünce kendini de tavuk sanmış ve çiftlikteki tüm tavuklar da onu kendilerinden sayıyor ve ona bir tavukmuş gibi davranıyorlarmış.
Kartal zaman zaman içinden, "Ben çevremdeki tavuklara pek benzemiyorum... Acaba ben kimim?'' diye geçiriyor ama bu kuşkusunu bir türlü dile getiremiyormuş.
Ne de olsa o da bir tavukmuş ve tavuk olduğunu bilmeli, kabul etmeliymiş.          
Bir gün çiftlikte öteki tavuklarla birlikte oyun oynarken yukarılarda birkaç kartalın özgürce uçtukjlarını görmüş.
Kendini tutamamış yüreğinde bir anda oluşuveren coşkuyla haykırmış, "Aman Allahım, ne kadar güzel uçuyorlar'' demiş. ''Ben de onlar gibi uçmak istiyorum.''
Tavuklar onun bu sözlerine hep birlikte gülmüşler.
''Sen bir tavuksun'' demişler ve eklemişler; ''Şunu asla aklından çıkarma; tavuklar kartallar gibi uçamaz."
Küçük kartal o günden sonra hemen her gün  gökyüzüne bakıyor ve yukarılarda uçan kartal oluyormuş gözleriyle...
Bir kartal gördüğünde ise çiftlikteki öteki tavukları unutuyor, gökteki kartal kayboluncaya dek büyük bir hayranlık ve özlemle onu izliyormuş.
Sonra da hayranlığını ve özlemini kartal gördüğü her zaman yaptığı gibi, hep aynı sözlerle dile getiriyormuş: ''Ah tanrım, ne olur ben de onlar gibi uçabilsem! Ben de onlar gibi özgürce kanat açabilsem göklerde!''
O böyle konuştukça, çevresindeki tüm tavuklar da her zaman söylediklerini bir kez daha yineliyorlarmış:
''Vazgeç bu düşlerinden... Sen bir tavuksun ve hep tavuk olarak kalacaksın...''
Küçük kartal çevresindeki tavukların her gün birkaç kez yineledikleri bu sözlerinden öylesine etkilenmiş ki, sonunda bir kartal gibi göklerde sürmek, özgürce kanat açmak düşünden vazgeçmiş ve yaşamını bir tavuk gibi sürdürmeyi kabul etmiş.
Ve bir tavuk gibi sürdürdüğü yaşamının sonunda da bir tavuk gibi ölmüş."

   442 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Rum tarafının beklentisi
  17 Nisan 2008, Perşembe   Hristofyas'ın manevraları
  16 Nisan 2008, Çarşamba   YDÜ, kanser etkinliklerine dev bir adımla katılırken
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas'ın hedefi Türkiye
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Lefkoşa ağlama duvarı olmamalı
  13 Nisan 2008, Pazar   Pazariyelik yazı
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Bütün hesaplar Türkiye üzerine kurulurken
  10 Nisan 2008, Perşembe   Rum yönetiminin derdine bakınız...
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Haravgi'den al haberi
  08 Nisan 2008, Salı   Kışkırtıcı eylemlere dikkat