|
|
|
|
|
Aç kapa... Aç kapa... Lokmacı Kapısı'na gelince ''Açılsın'' diyerek öncülük yapanlar, marketler konusunda kapamayı savunuyorlar. Dün saat 16.00'yı gösterirken yılların alışkanlığıyla bir marketten alışveriş yapmak için aracımla alışveriş merkezlerine uğradım. Adı da Metropol... Marketçiliğin öncü girişimcisi Metropol'ün kapısına dayandığım an bir gariplik gözüme çarptı. Alışveriş için gelen vatandaşlar günlerdir bir türlü çözüme ulaşmayan ve de hükümet edenlerin ısrarı ve bazı sivil toplum örgütlerinin de direnmesiyle, Bakanlar Kurulu kararıyla hipermarketlerin bazılarının kapalı, bazılarının ise açık kalmayı yeğlediklerini gördüler. Dün, saat 15.00'ten sonra yasaklar yürürlüğe giriyordu. Oldum olası yasaklara karşı sempatim yoktur. Hele de doğru dürüst bir gerekçesi olmayan yasaklara... Bu konuda sayfalar dolusu yazı yazılır. Herşeyden önce çalışmayı Çalışma Dairesi'nin önlemekte başı çekmesi ve çalışmanın yerine göre "Çalış(ma)ma"ya dönüşmesi ve bazı sivil toplum örgütleri, uzun zamandır Lokmacı kapısı için "Açılsın" düşüncesini savunan ve de öncüğünü yapan Esnaflar kuruluşunun söz konusu olaya gelince "kapansın"ı savunması da dikkat çekicidir. Şahsen her zaman çalışandan yanayım... Çalışanın haklarının korunmasını da savunurum. Maalesef söz konusu İş Yasası gündeme getirildiği günden beri iki değişik olgunun birbirine karıştırılmasını da eleştiri-yorum. Bazı arkadaşlarımız olaya nostaljik bakmakta ve örnekler vermektedir. Bu tür olayları geriye getirmek kimsenin arzu edeceği birşey olamaz. İş saatleri ve çalışma saatleri için düzenleme yapma başkadır. Çarşı pazarı düzenleme başkadır. Birisi tamamen talebe bağlı bir olgudur diğeri ise iş yaşamındaki hakların düzenlenmesidir. Dün kapatma kararına uyan bir markete uğradım. Ancak kapalı olacağını düşünmeden olayın üzerine vurdum. Kapılarını yılların müşterilerine kapatan hipermarketin sahibi ve bazı çalışanları müşterilerini bilgilendirmek için kapıda çene çatlatıyorlardı. Doğrusu bu manzaraya üzüldüm. 'Ne yapıyoruz?' diye düşünürken, vatandaşın tepkisini de görmezlikten gelemedim. Vatandaş bu yasaklar karşısında memnun değildi. Bazıları daha da ileri giderek son derece öfkeliydi. 'Paramızla alışveriş ve temaşa zevkimizi de kısıtlayanların niyetlerini anlamak imkansız' diyerek geldikleri yere geri dönerken iyi şeyler düşündüklerini söylemek olanaksızdı. Vatandaş bunca zamandır yapılan tartışmalara karşın, böyle bir sonuç beklemediğini ifade ederken, Çalışma Bakanlığı'na yeni bir isim koyuyordu. "ÇALIŞ MA! BAKANLIĞI" İşin garip tarafı Çalışma Bakanı doğru yolda olduğunda ısrar ediyor ve Bakanlar Kurulu'nu da ikna ederek, yasakları "Açalım'' diyen bir hükümetin mensubu olarak uygulması da anlaşılır cinsten değildi. Vatandaş, 'Ne yapmak istiyorlar?'' diye kendi kendine sorarken, bunca sorunumuz yanında süpermarketlerin de sorun olması oldukça üzücü ve de düşündürücüdür.
|
|
|
|
|
| |
21 Nisan 2008, Pazartesi |
Rum tarafının beklentisi |
| |
17 Nisan 2008, Perşembe |
Hristofyas'ın manevraları |
| |
16 Nisan 2008, Çarşamba |
YDÜ, kanser etkinliklerine dev bir adımla katılırken |
| |
15 Nisan 2008, Salı |
Hristofyas'ın hedefi Türkiye |
| |
14 Nisan 2008, Pazartesi |
Lefkoşa ağlama duvarı olmamalı |
| |
13 Nisan 2008, Pazar |
Pazariyelik yazı |
| |
12 Nisan 2008, Cumartesi |
Bütün hesaplar Türkiye üzerine kurulurken |
| |
10 Nisan 2008, Perşembe |
Rum yönetiminin derdine bakınız... |
| |
09 Nisan 2008, Çarşamba |
Haravgi'den al haberi |
| |
08 Nisan 2008, Salı |
Kışkırtıcı eylemlere dikkat |
|