|
|
|
|
|
Bir süredir marketler ile bakkalların çalışma günlerinin tesbiti konusu gündemi işgal etmektedir. Vatandaş bir yandan hükümetin ne yapmak istediğini anlamaya çalışırken, diğer taraftan Çalışma Bakanlığı da süper market iş verenlerine karşı bir tavır içinde olduğunu gösteriyor. Görülen odur ki, iki ayrı olgu bir kefeye sokularak yeni kararlar üretilmektedir. Vatandaş herşeyden önce soruyor " amaç nedir? " Ne yapılmak iseniyor? Bugün sektörlerin sahip oldukları çalışma saatleri elbette geçmişten bugüne taşınmıştır. Ve de talep üzerine kurulmuştur. Bakkalın süpermarkete karşı bir mücadelesi olarak da gösterilen süpermarketlerin 80 metre karenin üzerinde olması halinde, market sınıfına altında olması halinde ise bakkal sınıfına girecektir. Bakkal sınıfına girdiği takdirde ne olacaktır ? Hükümetin önümüzdeki günlerde alacağı karara göre, Cumartesi öğleden sonra ve Pazar günleri açık olacak. Super Marketler ise bugünlerde kapalı olacaktır. Amaç nedir ? Bakkalların da oluşan talepden nasibini almasıdır. Acaba öyle mi olacaktır ? Bu elbette tatbikatta görülecektir. Söz konusu bu olay bence yanlış zeminde tartışılmakta ve de birbirinden ayrı olgular ayni kefeye konulmaktadır. İleri sürülen gerekçeler ise birbirinden ilginç... VATANDAŞA MİKROFON UZATILIYOR... Ve ne diyor ? Supermarketler Pazar günü kapansın mı ? Niçin yanıtına bakkallar da yani küçükler de işlesin. Burada bir sınıf farklılık getiriliyor ve dolayısıyla, yanlış zeminde olay tartışılıyor. Yer yer popülizm yer yer de sınıf farklılığı gündemi işgal ediyor. Ve konu işci sınıfınının çalışma saatlerinin fazlalığına getiriliyor. Yani iş görüleceği gibi " küçük- büyük kavgasına çevriliyor " Halbuki gündemde tartışılması gereken konu bu değildir. Burada piyasaya ve de perakent satışlara müdahale edilerek Yeni kararlar üretilmeye çalışılıyor. Dış dünyamızdan yani Avrupa Birliği’nden örnekler de veriliyor. Halbuki Avrupa Birliği’nin kriterleri ve ilkeleri için başını kaldırmayanlar, bugün " süpermarket- bakkal " tartışmasını yeni bir konu olarak gördüler. Ve bu tartışmadan artı veya eksi puanlara oynamaya başladılar. Dünyada ve de Anavatanımız Türkiye ile ülke mizdeki ekonomik krizleri görmemezlikten gelerek kendi başımıza yapay sorunlarla uğraşmayı da bir beceri sayıyoruz. Amaç nedir unutup başka alanlarda dolanıp duruyoruz.
|
|
|
|
|
| |
21 Nisan 2008, Pazartesi |
Rum tarafının beklentisi |
| |
17 Nisan 2008, Perşembe |
Hristofyas'ın manevraları |
| |
16 Nisan 2008, Çarşamba |
YDÜ, kanser etkinliklerine dev bir adımla katılırken |
| |
15 Nisan 2008, Salı |
Hristofyas'ın hedefi Türkiye |
| |
14 Nisan 2008, Pazartesi |
Lefkoşa ağlama duvarı olmamalı |
| |
13 Nisan 2008, Pazar |
Pazariyelik yazı |
| |
12 Nisan 2008, Cumartesi |
Bütün hesaplar Türkiye üzerine kurulurken |
| |
10 Nisan 2008, Perşembe |
Rum yönetiminin derdine bakınız... |
| |
09 Nisan 2008, Çarşamba |
Haravgi'den al haberi |
| |
08 Nisan 2008, Salı |
Kışkırtıcı eylemlere dikkat |
|