Soyer'le bir sohbetten kesitler
Eşref Çetinel

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   31 Mart 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Başbakan Soyer'le sohbet ediyoruz. Her ne kadar söyledikleri ekranlarla gazete sayfalarına yansımış bilinenlerse de biz sohbetin araya sıkışmış ayrıntılarını gözlüyoruz. Mesela nasıl oldu da CTP iktidarı dört yıl sonunda hazineyi kurutuverdi? 
Soyer bir zamanlar bizim de sütunumuzda savunup, "eğer bu ülkede Rum'la aşık atacaksak hedefi onların sosyo-ekonomik büyüklüğüne ulaşmak esasında saptamak gerekir"  savımıza uygunluğunca diyor ki; "İktidara geldikten sonra bu adada Rum'la rekabet edebilmek için hem ekonomik hem de mali yönden arafadaki farkı kapatmamız gerektiği bilincinde hareket ettik…"
Ve yıllar itibarı ile ortaya koyduğu rakamlarla peşpeşe nasıl zam yapılarak öbür tarafla bu farkı yüzde seksen yirmi oranlarına kadar daralttıklarını anlatıyor… Ancak bütçedeki en büyük sıkıntılarının "transferler" olduğunu ekliyor ve bütçesel açığı kabulleniyor. (Anladığımızca transferler, devletin vergi olarak sağladığı milli geliri karşılıksız olarak kamu giderlerine akıtıyor, bütçeyi eritiyor.)
Pekala hükümet basireti dediğiniz önceden görebilmek değil midir bunu? Geçiyoruz ve GSMH'deki artışa sığdırılan büyümenin yarattığı "bütçedeki" açık krizini zaten ekonomistler yazıp söylüyorlar onlara bırakıyoruz. 
Sadece şunu da öğreniyoruz. Soyer'e göre gelirler yönünden  inşaat sektörünün durağanlığı esas etken değil çünkü devletin en büyük gelirleri hizmet sektöründen sağlananlar…
SOYER ŞİKÂYETÇİ: Dört yılda başardıklarımızı görmezlikten gelen STÖ ile sendikaların tepkileri üzücü oluyor, diyor ve ekliyor; ''Üstesinden geldiğimiz elektrik sorununun yanısıra her alanda bugün de sürüp giden yatırımlar devam ediyor, susuz-luğa çareyi denizden arıtma gibi büyük projelerle giderme yollarında mesafe alıyoruz…'' 
Tabii biz de insafla vurguluyoruz: Milletin alış gücü artmış,  Tek Sosyal Güvenlik Yasası geçmiş, devletin bütçesini gasbeden ek mesailer gibi sorunların üzerine gidilmiş, fakat köklü değişimler söz konusu olurken bir zamanlar statükoya karşı çıkan STÖ'ler bunlara destek yerine köstek oluvermişler.  Yapısal kusur haline gelmiş "daha daha" denilerek sürdürülen  "para" isteğinden öteye gitmeyen karşı direnişler tutun ki bu kez de CTP bünyesinde yeni bir "statüko" ile "statükocular"  sınıfı yaratmış!
Tabii ki sohbette pek çok şeyler var da hani şu kafamızı kurcalayan "nasıl bir siyasi eşitlik?" sorumuza aldığımız yanıtı aktaralım diyoruz.
SİYASİ EŞİTLİK VE KOSOVA: Tabii ki görüşmeler olayı önemli. Soyer'e göre Rumların Amerika dayatması, sonunda bağımsızlığına ulaşan Kosova örneği Güney'in korkusu oluyor,  bizim tarafın ise siyasi kozu. Zaten son zamanlarda çok seslendirilen bir olay, şu sıralarda mızırlık yapacak bir Hristofyas'lı Rum'a karşı stratejik tehdit unsuru…
Pekala ne anlıyorsunuz şu siyasi eşitlikten? Çünkü Hristofyas ne anladığnı açıklıyor: "Matematiksel değil diyor,  BM'nin bugüne kadar almış olduğu kararlarda neyse o." Soyer altını çiziyor ve hatırlatıyor: 1990'daki BM GK kararı, Gali Fikirler Dizisi…
Bir kere Soyer de vurguluyor ve siyasi eşitliğin vazgeçilmez-liğine şu ifadeleri takıyor: Kesinlikle iki kurucu devlet, kendi içinde egemen. 
Daha önce de bu sütunda vurguladıydım. Eşit sayıda Parlamento, eşit sayıda Senato. Sadece Temsilciler Meclisi'nde dörtte bir oranı. Bunu da Soyer açıklığa kavuşturuyor ve diyor ki, "Tüm Kıbrıs söz konusu oldukta işte o Temsilciler Meclisi'nde fakat Türk üyelerin mutlak çoğunluk kararı ilkesinde "para, ekonomi, dışişleri" birlikte kararlaştırılacak.    Tutun ki "birleşik Kıbrıs" dediğimiz bu. Sadece Türk tarafının vetosunu Rum kabul etmiyor… 
SONUÇTA ŞUNU ANLIYORUZ: CTP hükümeti bizim "ne istediğini bilmez" yargımıza karşılık "ne istediğini biliyor" imajını çakıyor. Üstelik benimsediği ve politika haline getirdiği tutumda "barış havarisi" oluş politikasını da pekiştirerek yoluna devam etmek istiyor. Hedef Güney'i köşeye kıstırmak,  dünya siyasi çevrelerinde uzlaşmazlığını aynalamak… Diyelim ve ötesini öteki yazılarımıza bırakalım.     

   381 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Nail Atalay ve BM'de on buçuk yıl
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bu ne gizlilik - su - ve pirinçle bulgur
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Yağma yok, başaramayacaksınız
  15 Nisan 2008, Salı   Gariban Rum politikası ve DAÜ ile LAÜ
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Nesine gülelim ve eğitimde yeni fasarya
  13 Nisan 2008, Pazar   Hükümet etmek zor zanaattır
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Ne büyük siyasetler
  11 Nisan 2008, Cuma   "Ne oldu ama? Bir türlü anlayamıyorum!"
  10 Nisan 2008, Perşembe   Bu hallerdir ki korkutuyor bizi
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Eraslan'ın atraksiyonları