|
Biz "çözüm olmayacak" dedikse de "dediğimiz dediktir" demedik. 1963'lerde vakta ki Mağusa'nın surlar içine kapanıp kaldıktı "telefon casustur" denildikten sonra sadece iki yerin telefonlarını bıraktılardı çalışan. Birisi Sancak karargâhındaydı diğeri bizim Haberler Merkezinde. O merkezde çalışırken geceleri canım sıkıldıkça Rum komşuların rastgele telefon numaralarını çevirir, kim çıkarsa karşıma o biçim lâklâk ederek efkâr dağıtırdım. Bir akşam çok güzel Türkçe konuşan bir Rum'u kendimce sardığımı sandıydım ki bana şöyle dedi: "Be çocuk sen hiç bu dünyada çözülmeden devam eden siyasi sorun gördün mü? Gün gelir bu Kıbrıs sorunu da biter…" Bitecek tabi! Ne var ki aradan yarım asrı aşkın bir süre geçti. İsrail-Filistin sorunu bir, Kıbrıs sorunu iki hâlâ bitmedi. Dünyaya baktıkça bitmeyecekmiş gibi görünen Afganistan, İrak, Pakistan gibi ülkelerin siyasi sorunları da devam edegele. Türkiye ise Asala'lı Ermeni sorunu bitse PKK ile Kürt sorunu haline getirilmiş, o da bitse Yunanistanlı Ege sorunu ile sorunlarına devam edecek sürtüşmelerde… Sonuçta elbet bir gün Kıbrıs sorunu da çözüme ulaşacak. Talat ve Hristofyas'la mı yoksa Türkiye ile Yunanistan arasındaki uzlaşma ile mi? BM'lerle mi yoksa AB ile ABD insiyatifi ile mi? Rumun mu yoksa Türkün istediğince mi? Birleşik Kıbrıs'la mı yoksa adına bal gibi "taksim" denecek "iki devlet esasında mı?" Kim bu soruları bilip cevap verirse, o Tanrı'nın yeryüzünde görevlendirdiği "siyaset meleği" olmalıdır! Bizse KKTC'nin zurnasında zırt deliği! VE GELELİM "İÇİMİZE" : Vakti zamanında Brezilya halkını futbolla uyuturlarmış! 1990'lar öncesi Sovyetler halkını da "komünist rejimle!" Biz öyle zannediyoruz diye şimdi dünyada Kıbrıs'tan başka olay yoktur mu diyeceğiz? Bereket versin henüz böylesi uykulara dalmadık çünkü bakanlarımız izin vermiyorlar! Mesela görüşmelerin başladığı umutların yakıldığı bir sırada tam da sırasıymış gibi Şanlıdağ KKTC'ye gelecek bir milyon turistten söz eder, Beydağlı 2008'den de umudu kestik, battık gidiyoruz der. Uyumuşsanız bile dabdiri kalkarsınız! Köylü, çiftçi, hayvancı yaz zaten geldi, yağmurdan umudu kesti, kuraklık nedeniyle çatlayan topraklar, yeşil ot bulamadığı için hastalanıp kırılan hayvanlarına bakıp ahvah ediyor. Susuzluk ise kâbus gibi çöktü çökecek! Tutun ki cebiniz hergün milyarlar doğursa çaresi yok, doğanın aziz-liğine kurban gideceksiniz. Uyku mu tutar? Ki Rum eski Tarım Bakanı bile dayanamadı, bir zamanlar Türkiye'den getirtilecek "barış suyunun" lafını etmez ve suyu bile düşman ilan ederlerken şimdi dedi ki "adada barış şartları olsaydı Türkiye'den su getirecektik…" İşte "barışı" tesis etmenin Kıbrıs insanının ayağına kadar gelen fırsatı. Akıt Türkiyeden suyu al barışı! Ki unutmayın birgün kıyamet günü geldiğinde ve Allah'ın huzuruna tüm dünya insanları olarak çıkmak zorunda kalındığında, o huzurda ne Türk olacaktır ne de Rum. Ne de ötesi milliyetler. İnsanlar olacaktır. Tabi Rum bunu anlamaz! Egemenliğe kaydedeceği Kıbrıs hayalinde susuzluğa kurban gitmek pahasına!
|