|
Beklediğimizle beklemediğimiz
|
|
|
|
|
|
|
Ve beklenen oldu Sn. Talat’la Hristofyas görüştü. Fakat tutun ki bu görüşmede bizim beklemediğimiz bir karara varıldı. Kapsamlı görüşmeleri hazırlamak için Teknik Komitelerin üç ay süreyle çalışmalar yapması konusunda mutabakata varıldı. Yani dünkü görüşme ile ilgili anladığımız ve anlatacağımız şu oldu: Geçmişte de Teknik Komiteler kurulduydu, iki yıl boşa geçen zamanları harcadıydı! Şimdi de kuruluyor, inşallah akibeti öncesine benzemez! Diyelim ve Hristofyas’ın deyişini hatırlatalım: “Neler olacak hep birlikte bekleyip göreceğiz.” Eh, Hristofyas bile “bekleyip görelim diyorsa biz neyin değerlendirmesini yapacağız?” Bekleyip görelim! VE GELELİM TAM ÜÇ KEZDİR DEĞİŞTİRİLEN ŞU İŞYERLERİ SAATLERİ OLAYINA: Farkındasınız çocuk oyunu haline geldi. Oynadılar ama bakın çürük diş gibi kaç komplikasyon yarattı. Bir. “Ben yaparım olur” deyip yapmak hiçbir hükümet için hayırlı olmadı, bu kez de olmadı. Hükümet ve ilgili Bakanlık töhmet altında kaldı! İki. Çalışma saatlerinin odağına oturan büyük ve küçük işyerleri ayırımı sonucunda bu mesleki kesimlerin örgütleri birbirlerine hasım durumuna getirildi zaten olmayan içbarış bu kez de bakkallarla supermarketlerin arasına nifak soktu, daha doğrusu sokturdular! Üç. İyi araştırılmadan, etüt edilmeden, memleketin sosyo ekonomik yapısı dikkate alınmadan oluşturulan çalışma saatlerini düzenleme kararı, karar alındıktan sonra “anlaşılan” gerçeklere ters düştüğünden üç kez değiştirildi ve bu memlekette öteden beri ayni nedenden dolayı Devlete güveni sarsması ile ünlü olan şu “çıkan yasalar kadar değişikliklerinin de peşpeşine çıktığı” teamülü bir kez daha gerçekleşti! Dört. Çok basiretli olması gereken Hükümet yine STÖ’lerine yenik düştü, “dediği ile istediği” değil, “dedikleri ile istedikleri” oldu! OLAY İBRET VERİCİDİR: CTP hükümetinin kendinden menkul zafiyetini aynalamaktadır. Ki bu olayın benzerini, hem mesleki hem de tüketici halk olarak karşı karşıya getirdiği kesimleri et süt yüzünden tartışmaya sokan Tarım Bakanı Sennaroğlu ile yaşadıktı, Maliye Bakanı Ahmet Uzun ile de yaşıyoruz. Birisi Bakanlık erkini hayvan üreticileriyle kasaplar dengesini bozduktan sonra aklına gelen popülist tutumda yasak ve korumacılıktan medet umarak fakat bu kez de tüketicileri mağdur ederek acemiliğiyle basiretsizliğinin ispatını çaktıydı. Diğeri dört yılda dibini bulduğu hazineyi kurtarmak aklı başına geldiğinde KKTC’yi zamlara boğmakla kalmayıp Sendikaları isyanı oynadıklarının grev ve eylemlerine ittiydi! Tabi Eğitim bakanını hiç dışta bırakamazsınız onun da dört yılda en büyük marifeti tartışması hiç bitmeyen yeni okul kitapları ile sendikacıları polisle dövüşe sokması olduydu! …Tabi tüm bu olanlar hem öğretip hem anlatıyorlar: “Hükümet olmak kolay değildir!
|
|
|
|
|
| |
21 Nisan 2008, Pazartesi |
Nail Atalay ve BM'de on buçuk yıl |
| |
17 Nisan 2008, Perşembe |
Bu ne gizlilik - su - ve pirinçle bulgur |
| |
16 Nisan 2008, Çarşamba |
Yağma yok, başaramayacaksınız |
| |
15 Nisan 2008, Salı |
Gariban Rum politikası ve DAÜ ile LAÜ |
| |
14 Nisan 2008, Pazartesi |
Nesine gülelim ve eğitimde yeni fasarya |
| |
13 Nisan 2008, Pazar |
Hükümet etmek zor zanaattır |
| |
12 Nisan 2008, Cumartesi |
Ne büyük siyasetler |
| |
11 Nisan 2008, Cuma |
"Ne oldu ama? Bir türlü anlayamıyorum!" |
| |
10 Nisan 2008, Perşembe |
Bu hallerdir ki korkutuyor bizi |
| |
09 Nisan 2008, Çarşamba |
Eraslan'ın atraksiyonları |
|