Beklediğimizle beklemediğimiz
Eşref Çetinel

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   22 Mart 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ve beklenen oldu Sn. Talat’la Hristofyas görüştü. Fakat   tutun ki bu görüşmede bizim beklemediğimiz bir karara varıldı.  Kapsamlı görüşmeleri hazırlamak için  Teknik Komitelerin üç ay süreyle çalışmalar yapması konusunda  mutabakata varıldı. 
Yani dünkü görüşme ile ilgili anladığımız ve anlatacağımız şu oldu: Geçmişte de Teknik Komiteler kurulduydu,  iki yıl boşa geçen  zamanları harcadıydı! Şimdi de kuruluyor, inşallah akibeti öncesine benzemez!  Diyelim ve Hristofyas’ın deyişini hatırlatalım: “Neler olacak hep birlikte bekleyip göreceğiz.”  Eh, Hristofyas bile “bekleyip görelim diyorsa biz neyin değerlendirmesini yapacağız?” Bekleyip görelim!    
VE GELELİM TAM ÜÇ KEZDİR DEĞİŞTİRİLEN ŞU İŞYERLERİ SAATLERİ OLAYINA:  Farkındasınız çocuk oyunu haline geldi. Oynadılar ama bakın  çürük diş gibi kaç komplikasyon yarattı.
Bir. “Ben  yaparım olur” deyip yapmak hiçbir hükümet için hayırlı olmadı, bu kez de olmadı. Hükümet ve ilgili Bakanlık töhmet altında kaldı!
İki. Çalışma saatlerinin odağına oturan büyük ve küçük işyerleri ayırımı sonucunda bu mesleki kesimlerin örgütleri birbirlerine hasım durumuna getirildi zaten olmayan içbarış bu kez de bakkallarla supermarketlerin arasına nifak soktu, daha doğrusu sokturdular! 
Üç. İyi araştırılmadan, etüt edilmeden, memleketin sosyo ekonomik yapısı dikkate alınmadan oluşturulan çalışma saatlerini düzenleme kararı, karar alındıktan sonra “anlaşılan” gerçeklere ters düştüğünden üç kez değiştirildi ve  bu memlekette öteden beri ayni nedenden dolayı Devlete güveni sarsması ile ünlü olan şu   “çıkan yasalar kadar değişikliklerinin de peşpeşine çıktığı” teamülü bir kez daha gerçekleşti! 
Dört. Çok basiretli olması gereken Hükümet  yine STÖ’lerine yenik düştü, “dediği ile istediği” değil, “dedikleri ile istedikleri” oldu!
OLAY İBRET VERİCİDİR:   CTP hükümetinin kendinden menkul zafiyetini aynalamaktadır. Ki bu olayın benzerini,  hem mesleki hem de tüketici halk olarak karşı karşıya getirdiği kesimleri   et süt yüzünden tartışmaya sokan Tarım Bakanı Sennaroğlu ile yaşadıktı, Maliye Bakanı Ahmet Uzun ile de yaşıyoruz.
Birisi  Bakanlık erkini  hayvan üreticileriyle kasaplar dengesini bozduktan sonra  aklına gelen popülist tutumda  yasak ve korumacılıktan medet umarak fakat bu kez de tüketicileri mağdur ederek acemiliğiyle basiretsizliğinin ispatını çaktıydı.     Diğeri dört yılda dibini bulduğu hazineyi kurtarmak  aklı başına geldiğinde  KKTC’yi zamlara boğmakla kalmayıp Sendikaları isyanı oynadıklarının grev ve eylemlerine ittiydi! 
Tabi Eğitim bakanını hiç dışta bırakamazsınız onun da dört yılda en büyük marifeti tartışması hiç bitmeyen yeni okul kitapları ile sendikacıları polisle dövüşe sokması olduydu!
…Tabi tüm bu olanlar hem öğretip hem anlatıyorlar:  “Hükümet olmak kolay değildir!
  

 

   474 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Nail Atalay ve BM'de on buçuk yıl
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bu ne gizlilik - su - ve pirinçle bulgur
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Yağma yok, başaramayacaksınız
  15 Nisan 2008, Salı   Gariban Rum politikası ve DAÜ ile LAÜ
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Nesine gülelim ve eğitimde yeni fasarya
  13 Nisan 2008, Pazar   Hükümet etmek zor zanaattır
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Ne büyük siyasetler
  11 Nisan 2008, Cuma   "Ne oldu ama? Bir türlü anlayamıyorum!"
  10 Nisan 2008, Perşembe   Bu hallerdir ki korkutuyor bizi
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Eraslan'ın atraksiyonları