|
Ömrümüz "hatırladık" demekle geçti. Mesela hatırladık: Vakti zamanında Vasiliu Rum'un Cumhurbaşkanı olduğunda memleketi bayram havası sardıydı. Çözüm kapının arkasındaydı. Kahvelerde insanlar nasıl Kıbrıs parası kullanacaklarının hesaplarını yapıyorlardı! Dahası BM'nin topal Ledski'si kepçe gibi karıştırıyor, Asil Nadir adını Kuzey'in siyaset tepesine koyarak, "Güney'de Vasiliu Kuzey'de Asiliu" reklamını çözümün mihenk taşına vurduruyordu… Neyse ki "biz malımızı biliriz" yargımızı yanlışa irca etmeden kısa sürede Vasiliu'nun da sonuçta bir Rum lideri olduğunu öğreniverdiydik! Şimdi Hristofyas rüzgâları estiriliyor. Dün bu konuda bir şeyleri yazmaya çalışırken kısa anektotlarla Hristofyas'ın kimliğinde yazılı olan "komünist" kelimesine takmış, Güney ve ABD ile AB için yeni sayılması gereken bu "sol" etiketli Rum liderin çok ötelerden gelen CTP ile ilişkilerini vurgulamıştık. Tabii eklemiştik. Komünist AKEL Partisi kimlikli Hristofyas'ın bu nedenle Rusya mihverli siyasi kozları olacaktır. Buna karşılık Sn. Talat'ın da Ankara eşuyumlu politikasında komünist idarelere sıcak bakmayan ABD cephesi kozları bulunacaktır… Aslında yazmak istediğimiz varsayımlara dayalı düşüncelerimiz değil, yazamadığımızdı. Onu da bugün yazalım: "İşte şimdi refikiniz Hristofyas Güney'in seçilmiş Cumhurbaşkanı oldu, istediğinizden alâ çözüm fırsatı doğdu. Zaten bir iki gündür medyadan takip ediyoruz, bir zil takıp oynamadığınız kaldı! Hadi ağalar şimdi görelim sizi…" ANCAK SOFTA ŞAŞIRTMASI OLMASIN: Milleti hop kaldırıp hop oturtup Hristofyas'la sağlanacak çözüme kilitlemeye çalışıyorlar. Tam da sırasıdır: Çünkü devletin hazinesi battı mesela Başbakan 2008 yılı için zam isteyen sendikalara, "başımı veririm zam vermem" diyor. Eğer vermedi mabut ne yapsın Sultan Mahmut durumuna düşülmüşse nasıl verecek? Düşüren kendileri ama aradan dört yıl geçti hâlâ UBP'den yıkım devraldık diyerek zevahiri kurtarmaya çalışıyorlar! Ki devr-i iktidarlarında dünyanın en pahalı memleketini yarattılar. İçbarışı dinamitlerken yollara dökülüp polise bile yumruk saallayan eylemciler dürüttüler. Siyasi sorunu çözeceğiz iddialarına nazire dileyenin dilediğince çözüm önerileri getirip memleketi kamplara bölmesine neden oldular. İzolasyonları kaldırtamadılar, ekonomiyi tarumar ettiler… Hristofyas'ın karşısına sadece bu bünyesel yıkımla oturulmayacak. Ötesinde AB'nin TC'ye dayatması var. "Artık limanlarını GKRY'ye aç." Daha ötesinde yıllardır rant ekonomisi haline getirilmiş çözülmesi kaçınılmaz Kuzey'deki Rum mülkü sorunu da vardır, falan… ASIL ÖNEMLİSİ ŞUDUR AMA: Halka doğrular söylenmiyor, "dünya birleşik Kıbrıs'ı istiyor" denirken "nasıl birleşik Kıbrıs istendiği" açıklanmıyor. Gönüllerindeki aslanın dünyanın siyaset odağı olduğu sanallığında "federasyon" kulpu takılmış çözümü halka yutturmaya çalışıyor, "siyasi eşitlik" kavramının çözüm statüsüne yansıyacak izahını da "Annan Planı Parametreleri" olarak lanse ediyorlar. Nasıl ki Sn. Denktaş için KKTC vazgeçilmezliğin tek çözüm alternatifi idiyse ve bu yolda kırk yıllık liderliğini bile terketmek zorunda kaldıysa, bugün, "değil mi ki biz Annan Planı'na evet dedik, şu halde sonuna kadar savunacağız" saplantısına düşmüş CTP ve yandaşları kafaları da iflas etmiş bu plana hâlâ kendilerini aklayacak siyasi fırsat olarak bakıyorlar… Dolayısıyla Denktaş'ındır dedikleri KKTC'yi yıkıp yerine kendi görüşlerini ikame edecek politikayı, Kıbrıs Türk halkının politikasıymış gibi empoze etmeye çalışıyorlar… NE DİYELİM: Halep ordaysa arşın buradadır. İşte yoldaş Hristofyas. Hadi bakalım görelim sizi!
|