Hava kirliliği ve toz bulutları
Özcan Özcanhan

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   29 Mart 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Dünya örgütleri, küremizi, yaşadığımız diyarları çevre, su, hava kirliliğine karşı koruma yöntemleri bulmak ve uygulamak peşinde büyük gayret sarfetmekte ve yekün paralar harcamaktadır.
Geçtiğimiz hafta adamızı saran toz bulutları yaşamı etki-lemiştir. Yapılan resmi açıklamalara göre, yılda üç-dört kez, Kuzey Afrika’dan, Sahara Çölü’nden ve Orta Doğu’dan gelen toz bulutları bu yıl 15-16’ya çıkmıştır. Bundan dolayı da insanların, özellikle yaşlıların ve çocukların solunum sistemlerinde, kalplerinde sıkışmalar ve krizler yaşanmıştır.
Hastanelere başvuranların sayısı hayli kabarık olmuş.
Bu ciddi sorun, su sıkıntısı, çevre kirliliği, arabalardan çıkan gazlar vs. yaşamımızı daha fena etkileyeceğe benziyor.
Uzmanlar, küresel ısınmaya paralel olarak çok daha hayati sorunların beklendiğine işaret etmekte ve öneriler yapmaktadır.
Evlerde fazladan ısı kullanılmamalı, klima cihazları yerine pervaneli serinlikler-sıcaklılar tercih edilmeli. Elektrik prizlerinin sürekli açık kalmasına fırsat verilmemeli gibi birçok önlem sıralanırken, arabaların attığı zehirli gazı azaltmak için, özel arabaların kullanımının asgariye indirilmesi, toplu taşımacılık araçlarının kullanılması tavsiye ediliyor. Verilen rakamlar ürkütücü boyutlarda.
Bizim minicik adamızda kullanılan özel araçların sayısı, nüfusa göre çok kabarık.
“Kıbrıs’ta da çevre, su, hava, ses kirliliğine dikkat edilmezse insanlar ömürlerinden en az bir-iki yıl kaybedecektir” diyor yetkili örgütler ve uzmanlar. Yapılan araştırmalar alarm veriyor.
Aklıma bir zamanlar Kıbrıs’ta da var olan tren ve trollileri geldi. Çocukluğumuzda Mağusa’dan Lefkoşa’ya, Lefkoşa’dan Gemikonağı’na, Karadağ maden ocaklarına kadar tren yolları vardı. Trende seyahat etmekten büyük haz duyardık. Taşımacılık büyük ölçüde tren ve trolli vagonları ile gerçekleşti-riliyordu. O zaman da kömürle çalışan lokomotifler havayı az kirletmiyor değildi. Ancak bir kara dumanlı lokomotifin çektiği onlarca vagonu ve taşıdığı yolcuları düşündüğümüzde, kullanılan otoların zararından kat kat azdı. Üstelik trolli denilenler motorlu idi. Başka ülkelerde elektriklidir. Burda da elektrikli trenler ve raylar gerçekleştirilemez mi?
Bizde neden elektrikli troleyler, vagonlar, nakliyat araçları kullanılmasın? Hem daha pratik, daha ucuz hem de çevreyi daha az kirletici. Uzmanlar, araştırmacılar, ekonomistler, çevreciler bu konuya derhal el atmalı.
Ne akla hizmet ise, İngiliz sömürge idaresi tren raylarını İkinci Cihan Savaşı’ndan sonra Kıbrıs’ta söktü attı. Durmadan ülke-ye ingiliz araçlarını soktu. Benzinle çalışan özel arabalar, kam-yonlar, köy otobüsleri, motosikletler ülkeye doluşturuldu. İngiliz otomotiv sanayiini desteklemek uğruna treni tarihe gömdü. Atlı garutsaları kaldırdı. Atlar yolları dışkıları ile kirletirlermiş. Garutsacılara tazminat ödedi, bu aracın yolcu veya eşya taşımasına son verdi. Az zevkli miydi o garutsalarda seyahat? Garutsa derim ama bilmem, yeniler anladı mı, yoksa payton mu demeliyim?
Yeşil ada diye bilinen Kıbrısımızın canına işte böyle okudu çağdaş İngiliz!
Giderek artan motorlu araçlar ülkenin havasını bozdu, yol, park, ulaşım kargaşası yarattı, yaşattı ve yaşatmaktadır.
Halbuki, Mağusa Limanı’na, vapurlara kadar dayanan trenin vagonlarına yükletilen mallar belirli yerlere kadar rahatlıkla taşınabilirdi. Yalnız mallar değil, tabii. İnsanlar da, köylerinden kentlere trenle gidip gelebiliyor, özel araçlar kullanılmıyor ve yollardaki araç sayısı sorunlar yaratacak boyutlar ulaşmıyordu.
Tren hattını Mağusa-Gemikonağı (Ksero)-Karadağ’dan daha ilerilere de, daha değişik alanlara da yaymış olunsaydı, Kıbrısımızın ve insanlarının başlarına bu kadar pahalıya mal olan trafik sorunları gelmezdi. Zarar sadece maddi değil. Çevresel de değil. Ya trafik kazalarında kaybedilen canlar?!
O dönemlerde ayda yılda bir ciddi, ölümle sonuçlanan kaza olurdu da yer yerinden oynardı.
Şimdi, günlük yaşamımızı tehdit eder duruma getirilen trafik yoğunluğu acaba azaltılamaz mı?
Treni, trolliyi, yeniden ülkeye getirmek, ulaşımı daha düzene sokucu ve kazaları azaltıcı olmaz mı?
Bu kez de ya tren kazalarında kaybedilen onlarca can yok mu denecek? Doğru, zaman zaman tren kazaları da yaşanmıyor değil. Ama asfalt yollarda, caddelerde, şehirler arası ana yollarda, hatta tâli yollarda meydana gelen trafik kazalarına ne demeli? İstatistikler lütfen incelensin, araştırmalar yapılsın?
 Şahsen, tren raylarının ve tren kullanımının ülkemizdeki ulaşım kaosuna son vereceğine, hava kirlenmesini azaltacağına inanmaktayım. Özel araç kullanımı mutlaka azalacaktır. Yüzlerce insan her gün işine gücüne giderken tüketmekte oldukları akaryakıtı, kamyonların eşya nakliyatında yarattıkları kirliliği ve sorunları asgariye düşürmek için planlar ve projeler zamanı gelmedi mi?
İlgilileri, yetkilileri, herkesi düşünmeye davet ediyorum. Denemeye değmez mi?

   453 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Haralambus'a kulak ver Başkan
  17 Nisan 2008, Perşembe   İngiltere garantörlük görevini tekrar mı yeniledi?
  15 Nisan 2008, Salı   Sıraya girdiler, sonu hayır getire
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  11 Nisan 2008, Cuma   Geçmişi deşmeyelim geleceğe bakalım
  10 Nisan 2008, Perşembe   İngiliz-Türk-Rum kültürü karışımı
  06 Nisan 2008, Pazar   Su, lokma, barış
  03 Nisan 2008, Perşembe   Pascoe de geldi gitti
  02 Nisan 2008, Çarşamba   Medya için