|
Bir türlü dinmiyor Kıbrıs insanlarının çilesi. Son bulamıyor başıboş teknelerinin fırtınalı Akdeniz'in sularındaki maceralı seyahatleri. Türkiye'den 45, Yunanistan'dan yüzlerce deniz mili uzaklıktaki bu ada üzerinde yaşayan Rumlar ve Türkler zaman zaman aldatıcı umutlarla bir an önce salim bir limana varmak için çırpınmakta. Her nedense, azgın dalgaları aşma becerisini gösteremiyorlar. Gün geçtikçe bilinmeyene doğru süratle ilerliyorlar. Kıbrıs Türkleri ve Rumları'nın kaptanları Kıbrıs gemisini değişik limanlara çekmek istemleri nedeniyle bir türlü doğru rotayı bulamıyorlar. Son günlerde, iki kaptanın -Hristofyas ile Talat'ın- aynı masaya oturarak çıkış yolu aramaları her ne kadar da olumlu bir adımsa da ufukta varılacak salim bir liman gözükmü-yor. Hristofyas, hırçın tayfalarının etkisi altında. Talat ise acemi tayfalarından ziyade Türkiye'nin deneyimli ve kararlı başkaptanına güveniyor. KKTC'deki siyasi muhalefete kulak vermiyor. Aslında, ciddi ve bilinçli bir muhalefetle de karşı karşıya değil. Nerede UBP, DP, Halk Partisi, HİS ve diğerleri? Adam gibi meclis kürsülerinden ve dışardan hükümeti ve Cumhurbaşkanı'nı hesaba çekemiyorlar. Ne iç ne de dış konularda, yaşamsal meselelerde ağırlıklarını koyamıyorlar. DP Başkanı Serdar Denktaş, vekilleri ile birlikte Meclis'teki sandalyelerindeki yerlerini alacaklarına, aylar önce verdikleri istifalarının ne olduğunu soruyor. Yapma Serdar. Gir şu Meclis'e ve ciddi biçimde sesini yükselt. UBP yerini aldı. Doğru olanı nihayet yaptı. Onlara darılma. Güç birliği yaparak hükümeti ve Cumhurbaşkanı'nı, izlenen politikayı denetle. Sor, hesap iste. Nedir bu maskaralıklar deyiver. Çalışma saatleri, marketler, bakkallar, sosyal güvenlik, ekonomi, sağlık, eğitim, altyapı vs. ile ilgili hükümet kararlarını ve icraatı eleştir. Doğru yol göster. Kıbrıs sorununun çözümü için atılan adımların bizleri nerelere götüreceğini, tehlikeli virajları, riskleri dile getir. UBP ve DP, kanımca, muhalefet görevlerini tam anlamı ile yapamıyorlar. Olabilir. Bunca yıl hep iktidarda olduklarından muhalefet tekniğini ve sorumluluğunu hala öğrenemediler. Böyle gidişat ve davranışlar Kıbrıs Türklüğü'nün ada üzerindeki varlığını da, haklarını da, taleplerini de büyük ölçüde zayıflatacaktır. Meydanları boş bulan kabadayılar gibi hareket edenleri, edecek olanları muhalefet partileri, sivil toplum örgütleri, sendikalar vs. denetlemeyecek de kimler hesaba çekecek, doğru yolu, Kıbrıs Türkü'nün yararına olacak adımları sıralayacak, gösterecek? Siyasi, ekonomik, sosyal gelişmeler hiç de iç açıcı değildir. Demokratik yollardan, hukuka saygılı olarak yapılması gereken çok ciddi işler vardır. Bilinçli, kararlı, akılcıl muhalefete hayati ihtiyaç vardır. Devlet hazinesi boşaltılmış, borç üstüne borç alan hükümet, ülke ekonomisi, işadamları, turizmciler, tarımcılar vs. iflasın eşiğinde... Bir yandan da müzakere masasında Hristofyas karşısında güçsüz, desteksiz bir müzakereci ne kadar başarılı olabilir? Yanılmıyorsam çalan tehlike çanlarını muhalefet partilerimiz henüz fark edememiş durumda. Uyanma, iş başına, harekete geçme zamanıdır. Meclis'te yol gösterici, eleştiren, hesap soran muhalefet sorumluluğunu ve görevini bilmelidir. Dışa karşı da, masa başında Sayın Talat'a, Özdil Nami'ye gereken ve uygun destek verilmelidir. İç kavgalar, dış anlaşmazlıklar yaşansa bile Kıbrıs Türkü'nün geleceği açışından bakıldığında denetime, işbirliğine, anlayışa, dayanışmaya gereksinim olduğu kabul edilecektir. Cumhurbaşkanı, hükümeti, muhalefeti, tüm halkı ile Kıbrıs Türkü karar vermek, ciddi, cesur adımlar atmak aşamasındadır. KKTC mi sonsuza dek yaşatılacaktır, Kıbrıs Rumları ile kalıcı bir anlaşmaya imza atmak için ödünler mi verilecektir, yoksa sonsuza dek hem içte, hem de dünya ile, en önemlisi Rumlar ile ve kendi kendimizle kavgalı, gergin ve belirsizlik içinde mi yaşayacağız?
|