|
Barış rüzgarlarının estiği, estirildiği bu günlerde, aklıma gelen bir konuyu gündeme getirmek ve ilgililere hatırlatmak isterim. Yarım asırdan beri sürekli kavga halinde olan Kıbrıs Türkleri ile Kıbrıs Rumlarının ortak yaşamsal bir sorunu vardır. Her iki halk da ve ada üzerinde yaşamakta olan nüfusun tümü yaşamını sürdürebilmek için hayat suyuna muhtaçdır. O nedenle Can suyu diyorum.... Küresel ısınma, kuraklık, iklim değişiklikleri sonucu, yer altı ve yer üstü su kaynaklarımızın tükendiğini hem Rum hem de bizim uzmanlarımız çok iyi bilmektedirler. Sorun çok ciddidir. Önümüzdeki sıcak yaz çok daha vahim sorunlar yaratacağa ve yaşamımızı tehdit edeceğe benziyor. Barajlardaki, göletlerdeki su seviyesi tüyler ürpertici boyutlarda... Rezervler, yer altı su kaynakları kurumuş. Mevcut su miktarı birkaç ay daha yeterli. Fakat, 45-50 deniz mili uzaklıkta, adamızın Kuzeyinde, bereketli Türk toprakları üzerinde akan ırmakların olduğu biliniyor. Petroldan daha da değerli SU mevcut. İşte o cansuyundan bu adaya can verebilecek olanak yaşama geçirilmelidir diyorum. Hatırlıyorum. Yıllar önce Türkiye'den Kuzey Kıbrıs'a borularla su getirilmesi projesinin fizibilite çalışmaları bile yapılmıştı. Bir ara, Sayın Süleyman Demirel Kıbrıs'a gelmiş ve adamıza Türkiye'den su akıtılacağını müjdelemiş, törenler yapılmış ve ilk su tankerlerle, balonlarla adamıza, Kumköy'e taşınmıştı. Maalesef arkası gelmedi. O tarihi günde Sn.Demirel açıklamıştı. Türkiye suyu, can suyu olacak, barış suyu olacak, Rumlara da, Mesarya'ya da bu su akıtılacaktı. Ada yeşertilecekti. Yalnız toprak mı yeşerecekti. Yaşamın her kesitinde gereken su, turizmi de, tarımı da, sanayiyi de, her şeyi de kolaylaştıracaktı, ama en başta insanoğlunun yaşam ihtiyacını karşılayacaktı. Önümüzde ciddi bir ortam vardır. Hazır, Sn.Talat ve Sn.Hristofyas, yılların eskimiş Kıbrıs'ın sorununa siyasi çare bulma uğraşı verirken bir de ortak sorunumuz olan su meselesine de el atsalar fena mı olur!! Hazırlanacak su projeleri çerçevesinde alt yapı, deniz altından su boruları, kıyılarda büyük su depoları, havuzları... her ne gerekirse inşa edilebilir. Evet, astronomik alt yapı için astronomik miktarlar söz konusudur. Birleşmiş Milletler kalkınma Programı(UNDP), Dünya Bankası, Dünya Para Fonu, Avrupa Birliği vs. kaynaklardan yardım alınabilir. Krediler sağlanabilir. Olmaz mı? Neden olmasın. Yeter ki, ada halkları, Türkiye'nin gönlünü etsin ve bu suyu ne pahasına olursa olsun Kıbrıs'ımıza akıtsın. Güney Kıbrıs da yanıp kavruluyor. İlgililer durmadan araştırıyor. Çalışıyor, hesaplıyor. Deniz suyunu arıtma, Yunanistan'dan, Lübnan'dan su getirme... Çok zor, hatta imkansız. O halde ortada tek seçenek olarak Türkiye'den su akıtmaktır. Karşılığı ne ise ödemek koşulu ile. İster Alanya'dan, Antalya'dan, Anamur'dan... İster başka uygun bir yerden Kıbrıs'ın kuzeyine su boruları döşenebilir. Binlerce kilometrelik borularla, ülkeler arası doğal gaz, petrol akışını sağlayan teknisyenler, uzmanlar ve teknoloji, eminim, Türkiye'den Kıbrısa su akıtılmasını da gerçekleştirebilirler. Ve, bu su sayesinde Kıbrıs sorunu da çözümlenebilir. Adanın iki halkı barışa, istikrara, refaha kavuşabilir. Yeter ki eski düşmanlıklara son verilsin. Yeter ki siyasi liderler, eko-nomistler, ticaret adamları, sanayiciler, turizmciler ve bir bütün olarak Kıbrıs insanları karar versinler. Birbirlerine güvensinler. Kavganın, uzlaşmazlığın, sürtüşmenin, gerginliklerin sonu felakettir. Su sıkıntısı da bu felaketi süratlendirecektir. Ülkenin ne tarımı,ne turizmi, ne sanayisi, hiçbir şeyi kalma-yacaktır. Çünkü susuz yaşam olmaz. Bilmem anlatabildim mi? Kıbrıs'ımızın ileri gelen siyasileri, iş adamları, turizmcileri, sanayicileri, hayvancıları, üreticileri vs... mutlaka bir araya gelmeli ve bu yaşamsal su sorununa müşterek çare bulmalıdır. Şu anda ve koşullarda görebileceğimiz önümüzdeki alternatifler arasında en makulu Türkiye'den adaya su akıtılma-sıdır. Haydi iş başına. Vakit kaybetmeden, canımıza okunmadan ada üzerinde yaşamı sürdürebilecek suyu Türkiye'den Kıbrıs'a akıtmaları için Türk yetkilileri ile temasa geçiniz. Küresel ısınma sonucu dünyanın her yanında iklimler değişirken, kuraklıktan büyük ölçüde etkilenen ülkeler arasındaki Kıbrıs'ımızı, halklarını kurtaralım. Can suyu, Barış suyu olabilir. Zaman kaybetmeyelim. Kavgaya, tartışmaya zaman harcayacağımıza, artık olumlu işlere baş koşalım. Bu ülke hepi-mizin. Bu toprakların ortağıyız, yaşamı da ortaklar olarak paylaşalım. Sayın Talat ve Sayın Hristofyas, ne olur teknik komitelerinize bu hayati konuyu da ele almalarını duyurunuz. Çok ivedi olarak. Kapıların açılmasından, siyasi sorunun nihai sonuca ulaştırılmasından çok daha acildir su sorunumuz, kanımca. Ele alınmasının tam da zamanıdır. Silahlara, savunmaya harcanacak paraları can suyuna, insanlarımızı yaşatmak için gerekli olan projelere yatıralım. Yetmezse, ki yetmeyecek, dıştan borçlanalım, UNDP'den BM'den, AB'den, Worlbank' tan, World Monetary Fund'dan... Eminim böylesi ciddi bir projeye, yatırıma, büyük katkı sağlayacaklardır. Bu işin şaka tarafı yok. Acil olarak can suyuna ihtiyacımız vardır. İnanıyorum. O geldiği anda, barış, huzur ve güven de gelecektir.
|