|
BM Genel Sekreteri Möller’in huzurunda, BM şemsiyesi altında, Cumhurbaşkanımızın Temsilcisi Özdil Nami ile Hristofyas’ın temsilcisi görüştüler... Yakında teknik komiteler de harekete geçirilecek. Daha önemlisi, Basın Sözcüsü Sn. Erçakıca’nın açıklamasıdır. Gelecek hafta Cumhurbaşkanı Talat ile Güney Başkanı Hristofyas bir araya gelecek.... *** Sen ordan gel, ben burdan, Haftaya Möller’in ikametgahında buluşalım, Kahvemizi, çayımızı yudumlayalım, Erdem saat da gelince Whisky’mizi içelim, Şampanyamızı patlatalım... *** Ne konuşacakları, neleri konuşmayıp sonraya bırakacakları tahmin edilebilir. Fakat iki lider de hoş görünmeye, ciddi ve kapsamlı müzakerelerden yana olduklarını sergilemeye çalışacak. Möller de, De Soto gibi notlar alacak... Memnuniyetini dile getirecek ve yeni görevi için adamızdan ayrılmadan önce olumlu, verimli ve başarılı iş yaparmış inancına kapılacak... Möller gibi De Soto’lar, Gustav Feizel’ler, Gorje’ler, Hugo Gobi’ler ve daha kimler kimler geldi geçti bu diyarlardan. Ve kimler konuk edildi BM Temsilcileri’nin resmi ikametgahlarında... Denktaş’la Klerides az mı aşındırdı eşiklerini... Az kahve-çay- whisky vs. tüketilmedi mi? Haftalarca, aylarca, yıllarca süren, kesilen, tekrar başlatılan müzakerelerle az mı umut ve hayaller yeşertildi... Soldu, yeniden yeşertildi. Ve şimdilerde de hayal ve umut çiçekleri açıyor. Ama daha tomurcuk iken bu çiçekler, maalesef, dallarında solduruluyor. Hristofyas başka telden, Talat başka telden ve havadan çalıyor. Ön şartsız başlayacakmış müzakereler... Daha bismillah çekmeden Cumhurbaşkanı Talat Annan Planı’nın bazı kısımlarının başlangıca esas oluşturmasından bahsediyor. Hristofyas da Hz. İsa’nın ve Panayia’nın adını anarak, “8 Temmuz anlaşması başlangıcın temelini oluşturmalıdır” diyor. Yeni Dışişleri Bakanı Markos Kipriyanu (Eski Cumhurbaşkanı Spiros Kipriyanu’nun oğlu) başından kestirip atıyor: “2008’de anlaşma, ilerleme olmaz.” Bizim Cumhurbaşkanımız ise çok iyimser. “2008’de çözüm bulunması sürpriz olmaz” diyor ve Hristofyas’tan çok daha olumlu çıkışlar ve yaklaşım bekliyor. Boşuna umutlanıyor ve bekliyor. Hristofyas da , Papadopulos gibi şarkının adını koydu. "Birleşik Kıbrıs, Türk askeri ve yerleşikler dışarı, BM kararları, AB uygulamaları, insan hakları, Rum göçmenlerin geri mallarına ve köylerine dönüş hakları, müzakere masasında, Annan Planı’na yer yok, 8 Temmuz anlaşması başlama noktası..." Talat, yeni kurulacak devleti iki kurucu devletin oluşturacağı, iki kesimli, iki halklı bir federasyonun hedeflenmesi gerektiği üzerinde durmuyor mu? Papadopulos bunları konuşmaya yanaşmadı. Hristofyas mı yanaşacak? Asla. Markos Kipriyanu da her fırsatta vurguluyor. Avrupa Birliği parlamenterliğinden istifa edip Kıbrıs Dışişleri Bakanlığı görevine getirilince, Kıbrıs sorununun çözümünde AB’nin daha büyük ve önemli rol oynamasına zemin hazırlıyor. Hem BM hem de AB, Hristofyas kaptanlığında oluşturulan AKEL-DİKO-EDEK karma takımından başarılar bekliyor. Ve bu yeni timi destekliyor. Talat’ın takımı ile derbi maçına çıkarken Hristofyas bütün taktiğini, tekniğini, oyuncularının kondisyonunu, hakemleri, stadı, seyircileri ayarlamış durumda. Talat ise Allahtan ve umuttan güç alıyor. İnşallah müzakereler hemen başlar, 2008 sonuna tamamlanır, takımlardan ne biri ne de öteki galip gelmez, muzaffer olmaz, maç berabere sonuçlanır, siyesi eşitlik de sağlanır... Ne şiş yanar ne de kepap. Ne kadar iyimser olursak olalım, ne kadar pozitif enerji pompalarsak pompalayalım Kıbrıs Türk karması maçtan mağlup çıkacak, çıkartılacaktır. Çünkü, hakemler de, uluslararası kurallar da, gözlemciler de Hristofyas’ın tarafındadır. Bu derbi maçında büyük olaylar çıkması bile artık söz konusu olamaz. Onun da nedeni, sıkı güvenlik önlemleri alınmış olması, takım yöneticilerinin, idarecilerinin, BM ve AB yan hakemlerinin başında Amerikalı orta hakem olmasıdır. Otorite, kurallar onun elinde. İstediği takımı yakar, isterse maçta beraberlik sağlar ve sonuçta olay çıkmaz, şiş yanmaz, kebap da yanmaz... Önce Amerika yer kebabın iyi yerlerini, arzu ettiği parçaları da Hristofyas ve Talat takımlarının oyuncularına bölüştürür. Haftaya, antrenman nitelikli dostluk maçına o kadar önem vermenize hiç de gerek yoktur. Asıl, esas karşılaşma, yani final maçı, Amerika’nın tayin edeceği tarihte ve stadyumda oynanacaktır. Sabırlı olunuz. Dua ediniz, Fenerbahçe yarı finale çıksın, finale kalsın, Avrupa Şampiyonu olsun. Belki Şenes Erzik ve Platini Kıbrıs Türk karmasına da Avrupa liglerinde oynama hakkı tanır.... Ve belki o zaman Kıbrıs Türkleri’nin hem sporda, hem siyasette Rumlara eşit oldukları, orta hakem Amerika’nın izni ile kabul görür.
|