Rumdan al haberi
Özcan Özcanhan

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Mart 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yaklaşık yarım asırdır  gazetecilik yapıyorum. Yapmaya çalışıyorum dersem daha doğru olur..
Halkımızı, ülkemizi ilgilendiren sorunları, gelişmeleri, icraatı izleyip halkımızı haberdar etmeyi, zamanı geldiğinde görüş beyan etmeyi, araştırmayı, analiz ve yorum yapmayı görev saydım.
Bizleri ilgilendiren en küçük olaydan en kritik gelişmeye kadar bilgi toplamakta, güvenilir yerlerden ve makamlardan haber ve görüş almayı her denediğimde kayalara, duvarlara çarptım. Kimsecikler, ne hükümet edenler, ne emniyet görevlileri, ne askeri yetkililer yardımcı olmaya yanaşmadı. Bilgi vermedi. Bizi adam yerine koymadı. Halkın bilmesi gerekenleri bildirmemeyi, kaçamak yapmayı tercih etti.
Sonunda, birçok haberi Rumlardan öğrendik. Rum medyasından aldık. Kimi zaman Rumların kendilerine göre yontup, törpüleyip şekillendirdikleri haliyle aldık bilgileri, haberleri.
Rumdan duyulunca, derhal bizimkilerden açıklamalar, yalanlamalar, yorumlamalar geldi... Ama, çok geç. Rumun yanınladıkları ilk etkilerini yaptıktan sonra siz ne açıklarsanız açıklayınız, yalanlama yaparsanız yapınız inandırıcı olmaz.
Biz bunları çok toplantılarda ilgililere aktardık. Yanlış olduğunun altını çizdik. Rumdan alacağımıza bu haberleri, gelişmeleri, açıklamaları doğrudan kendi makamlarımızdan verilmesinin yararlarını sıraladık. Dinletemedik, anlatamadık.
Sanki de bu halk davar sürüsüdür ve başındaki çoban kim olursa olsun hangi tarafa yönlendirirse o yolu takip etmek mecburiyetindedir. Yıllarca bu halka ve medyaya bu muamele reva görüldü. Gazeteciler örgütlerinde, yönetim kurullarında görev aldığım, bir ara asbaşkanlığını ve başkanlığını yaptığım Gazeteciler Birliği yetkilisi olarak Hükümet ileri gelenleri ile, polis Başkumandanı ile, askeri makamlarla görüşmelere katıldım ve açıklamaya çalıştım. Yapmayınız, bu halkın bilmesi gereken her şeyi önce siz açıklayınız. Rumdan alınan haberler aldatıcı ve zararlı olabilir dedim. Ha, hu, olur, işbirliği yapacağız.. falan dediler. Yıllarca yapmadılar, yapmıyorlar da.
İşte örneği karşımızda sırıtıyor.
Cumhurbaşkanı Talat Birleşmiş Milletler genel Sekreteri Ban Ki Moon'a 22 Şubat 2008 de mektup göndermiş... Halkımızın, evlatlarımızın, torunlarımızın geleceği ile ilgili...
Rum medyasında mektup yayınlandı, açıklamalar ve yorumlar yapıldı. Ondan sonra bizimki-ler de haberi doğruladı. Ama, hala daha mektubun içeriğini açıklamadı.
Yahu, hayati ve kritik bu günlerde bu halktan gizli olarak yapılmak istenen, gizlenen nedir?
Bu halkın ve medyanın bilme , öğrenme hakkı yok mu?
Bu halk ve medya davar sürüsü mü? Ne zaman böyle görülmekten kurtulacak?
Otuz yılı aşkın süre, Denktaş bey istediğini yaptı, yönetti, halk adına ülke adına kararlar verdi, görüşmeler yaptı, mektuplar yazdı. Halka hiçbirşey sorulmadı. Medyamıza hiç bilgi verilmedi. Her şeyi Rumdan öğrendik, haberleri onlardan aldık..
Yeter be artık. Olacak iş mi be bu?
Medyamız da mı uyudu, vurdumduymaz mı oldu?
Yoksa yalnız devlet ajansından, radyosundan televizyonundan yayınlanan güdümlü haberleri vermek mi görevleri? Rum basınından derlemeleri veren TAK bültenlerini, incelemeden, kime hizmet ettiğine bakmadan yayınlamak, Rumun propandası yapmak anlamına gelmiyor mu?
Şimdi de Mehmet Ali Talat, seçilmiş Cumhurbaşkanımız, Sayın Denktaşın izlediği yolu izliyor. Bu halkı adam yerine koyan yok. Medyanın varlığını görmezlikten geliyor. Medya ile işbirliği, sarayda sabah kahvaltıları vermek mi? Varsınlar gizli tuttuklarını, icraatlarını, gelişmeleri Rumlardan ya da başkalarından öğrensinler midir düşündükleri?
Yazık ve günah olmuyor mu bu halka, bu medyaya ve basın mensuplarına?
Kaçakcılık , soygun, darp, vurma öldürme, trafik kazası, siyasi gelişme, toplantı vs. olur. Yetkililerden anında bilgi istersiniz. Veren yok. O sizi başkasına havale eder, o da başka birine... beklersiniz..günler sonra arzu edilen ve istenilen ölçüde resmi bültenlere yansıyan haberleri alırsınız. Ama, o zamana kadar, halk arasında olay, eğri doğru konuşulmuş, değerlendirilmiştir. Siz ondan sonra ne açıklarsanız açıklayınız. Rum medyası en hayati konularımızı bile yayınlayıp açıklarken sizler de bizimkilerden açıklama bekleyiniz.
Bu halka bu muamele daha ne zamana kadar uygun görülecektir? Bu halkı ve medyasını ne zaman adam yerine koyacaksınız? İşinize geldiğinde medyayı yanınıza alarak, karşınıza oturtarak istediğini söyleyecek, istediğinizi açıklayacak, istediğiniz propagandayı yapacak ve medyayı istediğiniz gibi kullanacaksınız. Oh ,ne güzel!! Ama bu medyaya ve halka en ciddi, kritik ve hayati konularda anında bilgi vermeyi uygun saymayacaksınız. Kendi halkınıza ve medyanıza güvenmiyorsanız, kime güveniyorsunuz? Yarın seçim olduğunda bu insanların oylarına başvuracak değil misiniz? Bu insanlar yalnız seçim zamanı mı değer buluyor?
Kendilerine insan muamelesi yapmaz ve haklarına saygılı olmazsanız, yarın gidiniz de sizleri koltuklara taşımaları için Rumlardan oy isteyiniz mi desinler?. Madem ki kendi halkınızı , seçmeninizi ve medyanızı saymıyor, adam yerine koymuyorsunuz bildiğinizi okuyunuz. Halkı ve medyayı da Rumun merhametine terkediniz. İlk kez değildir, zaten.
Geçmişte yaşanan en yaşamsal ve kritik günlerde bile halktan herşey gizlenmedi mi? 1959-60 anlaşmalarını halk ne zaman ve kimlerden öğrendi? Barikatların açılmasında, KKTC ilanında halka bilgi mi verildi, halka soran mı oldu? Mancini, Sheaffer,  paracıkları ve antikaları ülkeden kaçırırken , kaçakcılıklar, insan kaçakcılıkları vs. yapılırken, sınrılarımız delinirken, Matsakis gelip de boş mevzimizden bayrağımızı çalarken, sınırlarımıza Rumlar yürüken, saldırırken ilk haberleri anında halkımıza ve medyamıza verdiniz mi? Örnekleri çoğaltabilirim ,ama, ne işe yarayacak? Sadece bazı makamları kızdıracak ve yeni düşmanlar kazanacağım. Önemi yok, bir kere darbedildim varsın yine saldırıya uğrayayım. O kötü günlerimde evime kadar gelip de geçmiş olsun diyen , "takipcisi olacağız, en ciddi ve örnek biçimde cezalandırılmalarını sağlayacağız" diyen yetkililer nerede? Ne oldu beni ve kardeşimi durduğumuz yerde acımasızca darbeden voyvodalar?
Doğaldır, o olaydan sonra, hangi babayiğit gazeteci çıkıp da (bir iki cesur gazeteci hariç) hesap soracaktı ilgililere, yetkili makamlara? Şimdi de Rumun verdiği haberleri yayınlamak ve susmak varken başlarını neden belaya sokacak gazetecilerimiz? Gereği yok. Bu işler böyle geldi, böyle gider.. Yazıklar olsun!!. Böyle gitmemesi gerek. Ama, kim son verecek halka ve medyaya davar sürüsü muamelesi yapılmasına??? RUMLARDAN ALINIZ HABERLERİ.

   553 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Haralambus'a kulak ver Başkan
  17 Nisan 2008, Perşembe   İngiltere garantörlük görevini tekrar mı yeniledi?
  15 Nisan 2008, Salı   Sıraya girdiler, sonu hayır getire
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  11 Nisan 2008, Cuma   Geçmişi deşmeyelim geleceğe bakalım
  10 Nisan 2008, Perşembe   İngiliz-Türk-Rum kültürü karışımı
  06 Nisan 2008, Pazar   Su, lokma, barış
  03 Nisan 2008, Perşembe   Pascoe de geldi gitti
  02 Nisan 2008, Çarşamba   Medya için