|
Dünkü basın toplantısında, Cumhurbaşkanı-mız, Sn. Mehmet Ali Talat, çok güzel konuştu ve gerektiğinden fazla olumlu mesajlar gönderdi. Kime? Yeni seçilen Rum Cumhurbaşkanı Sn.Dimitris Hristofyas'a ve Rum halkına. Ama, ben bir gazeteci olarak, yeni bir şey duymadım, yeni bir açıklama görmedim. Geçmişte yaptığı görüşme çağrılarını tekrarladı ve biz en erken bir zamanda Sn.Hristofyas ile masaya oturup Kıbrıs sorununu kapsamlı biçimde görüşmeye, sorunu çözmeye hazırız, istekliyiz dedi ve 2008 sonuna kadar barış ve uzlaşma yolunu açmaktan bahsetti. Çok umutlu olduğunu açıkladı. Çünkü, şimdi seçilen Rum Cumhurbaşkanı Hristofyas diğerlerinden daha yatkın imiş, müzakereye ve çözüme. Fakat, nasıl bir çözüme? BM kararları, müktesebatı, Annan Planı'nda belirtilenler çerçevesinde, iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı, güven yaratıcı önlemler paketlerinde bahse konu olan hususlara dayanarak. 8 Temmuz süreci, bir süreç imiş. Esas müzakere 'sürecini hazırlamak' süreci imiş, o bir anlaşma ve çözüm değilmiş. Evet, zor bir süreç başlayacakmış. İki tarafında sıkıntıları varmış, ama Hristofyas'ın durumu daha zor ve sıkıntılı imiş. Kendisi yüzde 65'lik evet, Hristofyas da yüzde 76'lık hayırla başlangıç yapacakmış. Ve daha neler, umutlar, olumlu beklentiler. Kıbrıs Türk halkının yüzde 90'lardan fazlası eskiden AB'yi istiyormuş ama geçen süre zarfında bu yüzdelikte azalma olmuş. Vs vs... Madem ki hem CTP hem de AKEL iktidardadırlar, iki siyasi parti de çözümden ,barıştan, dostluktan, işbirliğinden yanadırlar, şimdilerde Denktaş ve Papadopulos engelleri de yok, neden hemen masaya geçip bu işi bitirmiyorlar? Ama, yağma yok!!. İş o kadar da kolay değildir. Hristofyas Cumhurbaşkanlığına seçildi, ama, yalnız asla hareket edemeyecektir. Zaten kendi kendini başından bağlamış, DİKO ve EDEK'e esir etmiştir. Bir de Ulusal Konsey kararlarına sadık kalacağını açıklamıştır. Ki bunun anlamını Sn.Talat çok iyi bilmelidir. Öyle inanıyorum ki, Hristofyas, kesinlikle, serbestçe hareket edemeyecek, değişik bir yol izleyemeyecektir. DİKO'nun, EDEK'in ve en önemlisi Ortodoks kilisesi ile eski EOKA'cıların taleplerinin dışına çıkamayacaktır. Yapacağı en büyük amel, Papadopulos'un yarattığı "Rum tarafı uzlaşma istemez" imajını yıkma girişimi olacaktır. Hristofyas'a destek verenlerin ağırlıklı çoğunluğu Baf ve Limasol seçmenleridir. Bunlar yer değişmemişlerdir. Kuzey Kıbrıs'ta köyünü, taşınmaz mallarını bırakıp da giden Rumlardan farklıdırlar. Papadopulos'un ve DİKO'nun yüzde 30'a varan oylarının yarısından fazlasının Hristofyas'a gitmesi, onu cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtması, Rumlar değişim ister, barış ve erken çözüm ister şeklinde algılanmamalıdır. Öyle olsa bile, AKEL ağırlıklı kurulacak koalisyon hükümetinde mutlaka DİKO ve EDEK de istedikleri bakanlıkları alacaklardır. Kasulides'in ve Anastasiadis'in partisi DİSİ muhalefet rolünü sürdürecektir. Cumhurbaşkanımız, acaba, ne gibi değişim beklemekte ve umutludur? Ne yani, Hristofyas bütün Türk taleplerine ve kırmızı çizgi dediklerine, müzakere masasında, "evet paşam, kabul ettik" mi diyecektir, diyebilecektir? İki ayrı devletçiği, KKTC'nin fiili varlığını, Kıbrıs Türkleri'nin siyasi eşitliğini vs... Hristofyas şartsız kabul edecek mi? Talat, ön şartsız masaya oturmaya hazırız derken, bir yandan da kısa bir ön hazırlık gereğine işaret etti. Neyin ön hazırlığı? Yıllardır süren ve zaman zaman kesilen müzakerelerin yeniden başlaması içi hala daha ön hazırlık mı gerek? Buyrun hemen masaya oturun ve bıraktığınız yerden devam ediniz. İşte size BM'den AB'den destek. Her taraftan Hristofyas'a tebrikler yağıyor. Talat da onu ilk kutlayanlardan ve en erken zamanda görüşme isteyenlerdendir. Ama, gelecek günlerde, yani Hristofyas 8 Mart'ta Atina'ya ve Brüksel'e gerçekleştireceği ziyaretler öncesi görüşmeleri için bir randevu ayarlanmamış. AB Komisyonu başkanı, BM Genel Sekreteri mesajlarında, Hristofyas’tan Talat'la hemen müzakere masasına oturmasını istediler ve barışçıl girişimlerde iki toplum liderinin yanında olacaklarını, destek vereceklerini açıkladılar. Sayın Talat umut pompaladı, Rum gazetecilerden gelen soruları da, ustaca cevaplandırdı ve şüpheleri bertaraf etmeye çalıştı. Daha işin başındayız ama ben kötümser yorum ve görüşlerimle hayalleri-umutları-beklentileri torpillemiş olmak istememe rağmen, Hristofyas'ın da, ondan önceki Rum liderlerden ve müzakerecilerden daha barışçıl ve uzlaşıcı bir siyaset izleyebileceğine inanamıyorum. Çünkü önümüzde DİKO, EDEK, Kilise ve eski EOKA'cılar gerçeği duruyor, ve onların Hristofyas'ı etki altına alacaklarından hiç şüphem yoktur. Cumhurbaşkanı Talat'ın pozitif yaklaşımını yürekten destekliyorum, ama, karşı taraftan aynı olumlu, samimi ve iyi niyetli karşılığı göreceğine inanmıyorum. Yine de hem Sn.Talat'a hem de Sn.Hristofyas'a kolay gelsin, başarılı çalışmalar diliyorum. Umarım cesur ve gerçekçi kararlar üretmeyi, etrafındakileri memnun etmek için gösterişi tercih etmemelerini istiyorum. Talat barış elini ve zeytin dalını Hristofyas'a uzattı. O da şimdi göstersin samimiyetini ve çözüme hazır olduğunu...Bakalım "bu son fırsattır" iddialarında bulunanları haklı çıkartacaklar mı?
|