Değerli meslektaşım, Reşat Akar, geçtiğimiz günkü köşe yazısında, çok ciddi bir sorunu vurguladı ve haklı şikayetini dile getirdi.
Güney Kıbrısın, Rum komşularımızın gazete-radyo-tv haber ve yorumlarının bir kısmını ,sözde bağımsız, resmi devlet organı TAK , (kendileri bağımsız diyor-TAK bağımsızmış!!. Başbakanlığa bağlı bir ofis nasıl bağımsızdır ben anlamıyorum), TC Büyükelçiliği basın bürosu tercüme ederek bültenler halinde yayınlıyor.
Kuzey Kıbrıs medyasının büyük kesimi de bu bültenlerden yararlanıyor.
Ancak, çok önemli addedilen Rum cumhurbaşkanlığı seçimleri kampanyaları esnasında, adayların TV ekranlarındaki, radyolardaki canlı yayınlarda verdikleri kıyasıya mücadeleyi kimsecikler ne dinledi ne de tercüme edip medyaya dağıttı, diyor Sn. Reşat Akar. Ve ekliyor. Cuma akşamı, PIK in (Kıbrıs Radyo Yayın Korporasyonunun TV ekranlarında) son canlı yayınlarında, Kasulides ile Hristofyas seçim arifesinde , son kozlarını ve rollerini oynadılar, görüşlerini, önerilerini, politikalarını açıkladılar. “Ama , biz hiçbirşey anlayamadık” diyor Akar. Soruyor da , bu yayınları dinleyen var mı?
Var kardeşim. Özcanhan izliyor, dinliyor ve anlıyor. Söz konusu yayını da izledi, yorumunu da köşesinde yaptı.. Ama, şu anda genç kuşaktan kaç kişimiz Rumca, İngilizce ve yabancı bir lisan daha biliyor... Anlıyor, yazıyor, konuşuyor? Varsa da çok az sayıda. İşte her zaman vurgulamakta olduğum gibi, yabancı lisan bilmek, hele hele komşumuz, can düşmanımız Rumların lisanını bilmek dezavantaj mı, avantaj mı? Ne günahı vardı da Rumca öğrenmenin de okullarımızdan Rumca dilini ders olmaktan çıkarttık. Bizim kuşak da göçtükten sonra ne olacak?
Soruyor Reşat Akar arkadaşım.. Devletin Enformasyon dairesi, Tanıtma birimi ve TAK ajansı ne yapıyor, neden bu görevi de tam olarak yerine getirmiyor?
Kim veya kimler yapacak Reşat kardeşim?
Nerede bir Kemal Akıncı, Zafer Zihni, Hasan Filo, Ali Şakir, Necati Sağer, Mustafa Adiloğlu, Kemal Aşık, Sabahattin Egeli ve diğerleri? Şimdikiler, belkide, bu isimleri duymadı bile. Sormak, öğrenmek, onların bıraktıklarından dersler çıkartmak, öğrenmek isteyenler mi var!! Hazıra alışmışlar.. Eline kalemi alan, mikrofonun arkasına, kameraların önüne geçenler kendilerini bulunmayan gazeteci zannediyorlar.. Ben de soruyorum, kaç tanesi Rumca ve İngilizce okuyor, yazıyor, yabancı ajansları izleyebiliyor? Sık sık bana gelenlere yardımcı oluyorum da değerini mi bilirler?
Kaçı bunları halkımıza, hatasız olarak aktarabiliyor. Rumcaymış, İngilizceymiş.. anında tercümeler, bültenler çıkartanlar, medyamızı, halkımızı, resmi makamları bilgilendirenler, enforme edenler, karşı tarafa cevap verip, yorumlar yapanlar, Rumun ve yabancıların iddialarını, yalanlarını teşhir edenler, davamızı, haklarımızı bilinçli ve inandırıcı şekilde savunanlar?
Rum tarafında ,bizzat gördüm, bu işleri rahatlıkla ve süratle yapacak elemanlar yetiştirilmiş ve harıl harıl çalışıyorlar.
Evet, önemli eksiğimiz vardır ve giderilmelidir. Bu gibi görevlere yetenekli, çalışkan, arayan, araştıran kişiler getirilmelidir. Öyle iş bilmez, lisan bilmez, bizim adamımızdır diyerek göreve getirilenler değil, işe göre adam görevlendirilmeli. Adamına göre uyduruk iş verilirse işte böyle olur. Nerede , bir zamanlar Tanıtma birimi ile inanılmaz işler başaran rahmetli Metin Güner? (Kapalı ismi Mustafa Metin)
Bu yazı da, biliyorum, bazılarının canını sıkacaktır. Sıksın. Kim ne derse desin. Enforme etmede, aydınlatmada, propaganda da, halkı doğru bilgilendirmede, soğuk savaş, karşı propaganda da Rumlardan çok gerilerdeyiz. Dış lobilerde derseniz ha keza. Bu maksata harcayacak milyarlar lazım iken, bizimkiler eşe dosta iş, iç ve dış geziler, makam ve bol maaş dağıtmakta. Ondan sonra da gerekli harcamalara para yok diyerek silkip atmakta. Ya adam gibi, devlet ve hükümet gibi çalışacaksınız, plan program hazırlayacaksınız.. ya da siz de hazırdan yiyip, savurup bitireceksiniz. Sonra da , ah anam, kahbe Rum, kahbe ingiliz, Amerikan, kahbe Avrupa bize neler yaptı. Utanmazlar, çifte standart uyguluyorlar diyeceksiniz. Başkalarının yaptıklarına değil, evvela ,siz kendinizin yaptıklarına bakınız. Hatalarınızı görünüz, kabul ediniz ve düzeltme yoluna gidiniz.
Evet, Reşat haklıdır. Cuma akşamı, Hristofyasın, Kasulidesin söyledikleri çok, ama çok önemli idi.. Kaçırılmamalı idi..hatta onlara cevaplar verilmeli idi? Kim yapacak, yapabilecek?
Varsın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız ve diğer ilgililer düşünsün.
Adamlar Kıbrıs konusu, Eğitim, ekonomi, propaganda, kilisenin tutumu ve daha neleri ele aldı, neler açıkladı, nasıl tartıştı... kendi halklarına neler söyledi ne sözler verdi.. Bizim resmi makamlara neler, neler, ne inciler sıralıyorlar!! görülmeli, öğrenilmeli ve ona göre çizilecek yol belirlenmeli değil miydi?
Bizimkiler varsın kendilerine hoşa gidecek, gönüllerini okşayacak martavallar sıralayacak olanları dinlesinler.. onunla yetinsinler.. ve de bizleri aydınlık, güvenli yollara, refaha!! Taşısınlar!!.. Mümkün ise!!
Gençlerimiz ve sorumlu makamlarda olanlar, lütfen, en azından Rumcayı tam olarak öğrenmeye baksınlar.. ileride çok daha fazla ihtiyaçları olacağından şüpheleri olmasın.
Henüz daha çok geç değildir.