|
Anlamak, sanıldığı kadar kolay değildir Güney Kıbrıs’ta yaşıyan Kıbrıslı Rum komşularımızı... Yurt dışında bir Kıbrıslı Rum’la karşılaştığınızda bambaşka düşünceleri olduğunu zannedersiniz. Güney’e geçip de konuştuğunuz Rumlar ise çok daha değişik, fanatik ve büyüklük kompleksi ile yanıp tutuşan kişilik sergilerler. Ancak, hepsinin müşterek yanını hemen tespit edebilirsiniz... Kendilerinin Yunan ulusunun Kıbrıs’taki bir uzantısı olduklarını iddia ederler. Halbuki buranın Rumları hiçbir zaman Elen olmamıştır ve Elen soyundan da gelmezler. Tarihciler, humanoglar, communoglar, ırk, soy, mezhep, din ve insan orijinlerini analiz edenler çok daha iyi bilirler. Kıbrıs nüfusu, Syrians, Lusignans, Arabs, Venetians, Ottomans artıklarıdırlar. Osmanlılar "Avrupanın Hasta Adamı- sick man of Europe" diye anılmaya başladıklarında, yani Osmanlı İmparatorluğu çöküş sürecine girdiğinde Mısır’ı, Libya’yı, Filistin’i, Suriye’yi, Balkanları vs. kaybetmeye başladığında, hazinede tek kuruş kalmadığında, Kıbrıs adasını Büyük Britanya İmparatoru’na-İmparatoriçesi’ne kiralamıştı. İngiliz, adamızı 1878’den 1960 yılına kadar yönetti, sömürdü. 16 Ağustos 1960’ta Kıbrıs’ta yaşayan Rumlara ve Türklere adayı teslim ederek ucube bir ortaklık kurmalarını sağladı. Ben Kıbrıslı Türküm, Ben Kıbrıslı Rumum diyen toplumlar arasına nifak tohumları ekmeyi de ihmal etmedi. Ada Ortodoks nüfusu Kıbrıs’ı Yunan adası yapmak için yola çıktı ve Yunan bayraklarına sarıldı. Türküm diyenler, Müslümanlar da, adanın eski sahipleri Osmanlıların torunları olduklarına ve Türk olduklarına inanarak Türk bayraklarına sarıldı. Kıbrıs’ı Yunanistan’a kaptırmamak için de yemin etti... Yine İngiliz’in oyunları ile, Enosis’e -adanın Yunanistan’a ilhakı- karşı Taksim’i icat etti. Kıbrıs Türkleri de bu yemi yuttu... İki toplum arasındaki anlaşmazlık, uyuşmazlık, Kıbrıs üzerinde haklılık kavgası sürüp gitti ve de gidiyor. Yakın geçmişte iki halk birbirini vurdu, kan döktü, öldürdü, öldü. Uyduruk çözümler, ateşkesler ilan edildi.. Yanan Cuntası Kıbrıs’ı aniden ilhak etmek amacıyle Makarios’u devirip Kıbrıs Elen Cumhuriyeti’ni ilan edince- 15 Temmuz 1974- Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ve halklarının garantörü Türkiye devreye girdi ve 20 Temmuz ve 16 Ağustos askeri harekatları ile adayı ikiye böldü. 1975’te BM gözetiminde nüfus mübadelesi oldu. Kuzey’de Kıbrıslı Türkler, Güney’de de Rumlar yerleşti ve kendi halklarını yönetiyorlar. Kıbrıs zaman içinde Avrupa Birliği üyesi de oldu. Yani Avrupa toprakları ile bütünleşti. Yunanistan AB üyesidir ya... İşte Kıbrıs da Yunanistan ve diğer AB üyesi ülkelerle bütünleşti. Ama, içte bölünmüşlük sürüyor. Kuzey’i Türkler ellerinde tutuyor ve orada egemendirler. Rumların, yani Kıbrıs Cumhuriyeti ve hükümeti olduklarını iddia edenler Kuzey Kıbrıs’a hakim değiller ve nüfuzları, yönetimleri Yeşil Hat’ta kadar geçerlilik kazandı. BM gözetiminde yapılan müzakereler, pazarlıklar bir türlü sonuç vermedi ve Kıbrıs’ta şu anda iki, de facto, devletcik mevcudiyetini sürdürüyor. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kendi bayrağı, KKTC’nin de kendi bayrağı var. Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti olduklarını her yerde kabul ettirdiklerini ileri süren Rumlar, her ne hal ise, "cumhuriyetim" dediklerinin bayrağı yerine resmi dairelere, toplantılara, mitinglere Yunan bayrağı gölgesinde yer alıyorlar. Avrupa Birliği de kendilerine sormuyor: “Yahu, siz bağımsız bir ülke, cumhuriyet. Neden Yunan bayraklarını her tarafa diktiniz, neden seçim kampanyalarında Cumhurbaşkanı olmak için adaylığınızı koyduğunuz ülkenin bayraklarını çekmiyorsunuz, burası Yunanistan mı?” diye sormuyor. Larnaka’da, Limasol’da, Lefkoşa’da seçim kampanyaları, mitingleri, toplantıları düzenleyen adaylara kimse çıkıp da "bu seçim Yunanistan’ın cumhurbaşkanlığı için mi, Kıbrıs Cumhuriyeti cumhurbaşkanlığı için mi yapılıyor?" demiyor. Bir de kalkıp Kıbrıs AB’nin tam üyesidir, AB toprağıdır safsatasını ileri sürüyorlar. Pekala, Almanya, Fransa ve diğer AB üyeleri kendi bağımsız ülkelerinde Yunan bayrağına, başka ülke bayraklarına mı bağlılıklarını sergiliyorlar? Asla. Ne münasebet!! İngiliz, Fransız, Alman, Hollanda, Belçika vs... Kendi milli bayraklarını ve marşlarını herşeyin üzerinde tutuyorlar. Eee, Kıbrıs Cumhuriyeti dedikleri toprak parçasının Güney’inde neden her taraf Yunan bayrakları ile donatılıyor. Papadopulos’un, Hristofyas’ın ve de AB Parlamenteri olan Kasulides’in seçim mitinglerinde meydanlar Yunan bayrakları ile masmaviye boyanırken AB ileri gelenleri neden Kuzey’de dalgalanan Türk bayraklarına arizini koydular. Türk bayrağı, Rumlar’da alerji yaratıyor anladık. Diğer yabancılara ne oluyor? Rum cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra BM girişim başlatacakmış, tarafları yeniden masaya oturtacak ve "ciddi müzakere-ler" yaptıracakmış. 1968’den beri yapılan toplumlar arası görüşmeler, pazarlıklar ciddi değil de şaka mıydı? Annan Planı -ki BM, ABD ve İngiliz yetkilileri hazırladı- oyalanmak için hazırlanan bir bulmaca mıydı? O da şaka mıydı? 1964 başlarından beri Kıbrıs’ta BM Barış Gücü ne yapıyor? BM Güvenlik Konseyi’nin "good offices mission" ve iyi niyet misyonu ile arabuluculuk görevi ne idi? Demek hepsi de bir şakadan ibaretti. Onun için olmalıdır ki yaklaşık 44 yıldır Kıbrıs sorunu adil bir çözüme ulaştırılamamıştır. Eurobarometer de göstermiştir ki Kıbrıslıların, özellikle Türklerin ne BM’ye, ne AB’ye güveni kalmamıştır. Ve de Kıbrıslı Türklerle garantör Türkiye şakalarla vakit geçirmek niyetinde değildir. Ciddiyetle ve sorumlulukla bu işi bitirmek peşindedirler. AB de, BM de, ABD de, Rusya da... Bütün dünya artık kabul etsin. Kıbrıs’ta iki halk, kendi bölgelerinde barış ve güven içinde yaşamaya bırakılsın. Nasıl ki İngilizler de, galiba artık Rumlarla Türklerin ayrı bölgelerinde yaşam isteklerinin kabulünün daha mantıki olacağını kabule yaklaşıyor. Zaten Taksim’i kendileri ortaya atmamışlar mıydı? Ondan sonra... Rumlar isterse aşık oldukları Yunan bayrağı ve yönetimi altına girmeyi, Kıbrıslı Türkler de Türk bayrağı ve Türkiye Cumhuriyeti altına geçmeyi, ayrı ayrı, referandumlar yaparak onaylarlar. Güney Kıbrıs kısmen de olsa AB şemsiyesi altında Yunanistan ile bütünleşmiştir. Bıraksınlar Kuzey Kıbrıs da Türkiye ile bütünleşsin... Ve ondan sonra Türkiye AB’nin tam üyeliğine kabul edilince, hem Güney Kıbrıs hem de Kuzey Kıbrıs AB şemsiyesi altında birleşmiş olsun. Hem de Güney-Kuzey ikili birleşmesi de gerçekleşsin. Hem Türkiye, hem Yunanistan ile hem de kendi kendine birleşmiş olsun... O zaman her yerde, Türk, Yunan ve AB bayrakları bol bol dalgalansın. Ne güzel değil mi?
|