Ihc bin eine Berliner
Özcan Özcanhan

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Şubat 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yanlış yazılmış ve söylenmiş ise özür dilerim. Almancam iyi değil. Ama, aklımda kalan, yukarıya başlık olarak kullandığım sözleri, bir zamanlar Berlin’i ziyeret eden ABD Cumhurbaşkanı John Fitzgerald Kennedy, Berlin Duvarı’nı yerinde incelerken söylemişti. O utanç duvarının yerinde şu anda yeller esiyor. Alman ulusunu ikiye ayıran ve çok Alman’ın canına, sakatlanmasına, mahvına neden olan o melun duvar hınç ve öfke ile yıllar önce yıkılmış ve Alman aileler birbirine kavuşmuştu.
Bizim burda da Lefkoşa’yı ayıran Yeşil Hat ve Lokmacı Barikatı’na "utanç duvarı" diyerek, dünya üzerinde tek bölünmüş şehir olarak Lefkoşa’yı gösteriyorlar.
Lefkoşa’nın ve bütün adamızın birleştirilmesini hedefleyen siyasi partilerimiz ve insanlarımız olduğu doğrudur. Buna karşılık, "birleşecek, birleştirilecek hiçbir şeyimiz yoktur, Rumlarla yaşamak da istemeyiz, biz ayrı devletimizde kendi kendimizi yönetmek isteriz, KKTC’yi sonsuza dek yaşatmaktır amacımız. Uygun an geldiğinde de Türkiye ile, anavatanımız ile birleşmek için çalışmalıyız" diyenler de vardır.
Kıbrıs adası, büyük kentleri, köyleri 1955’ten sonra ve 60’lı yıllarda bölük pörçük edilmişti. Rumlar ve Türkler ayrı ayrı yaşamaya başlamıştı. Ama, asıl ikiye bölünüş 16 Ağustos 1974’te gerçekleşti. Yunan cuntasının Makarios’a ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ne karşı yaptığı askeri darbeyi müteakip Türk Silahlı Kuvvetleri’nin adaya askeri ikinci harekatı 16 Ağustos akşamı başarı ile tamamlanmış ve BM nezdinde bir ateşkes anlaşması ile Kıbrıs coğrafyası ortasından ikiye ayrılmıştı. Halen Kuzey Kıbrıs, Güney Kıbrıs ve egemen İngiliz üsleri olarak adamız fiilen üçe bölünmüş durumda.
Almanya’nın eski Başbakanlarından Gerhard Schröeder, bu üçe taksim edilmiş Kıbrıs’ı ziyaret ediyor. Yalnız Kuzey’inde dolaşıyor, ağırlanıyor... Cumhurbaşkanı, Başbakan, Dışişleri Bakanı vs. ile de görüşmeler yapıyor, medyaya bol bol pozlar veriyor. Güzel. Ama Schröeder ne istiyor buralardan? Başbakanımızın davetlisi imiş. Eee, davet edenleri mahçup edecek değil ya. Onları tatmin edecek demeçler verecek, arkalarını sıvazlayacak, birşeyler koparmaya çalışacak ve çekip gidecek... Ne de olsa o artık politikacı, devlet adamı değildir. Bir, Rus, gaz şirketinin danışmanıdır. İngiliz, Amerikan, Yahudi Kıbrıstan birşeyler kapmaya kalkışır da Rus geri mi durur. O da sıraya girdi, ama, resmi olarak değil. İş adamları aracılığı ile. İşte Schöeder de bu iş için biçilmiş kaptan. Diyeceğim odur ki bu Alman uzman burdan birşeycikler almadan gitmeyecek. Kendisi de birşeyler vermeli. Ne vermeli? "İzolasyonlar kalksın, ambargolara son verilsin, Kuzey Kıbrıs da AB’nin tam bir parçası olsun, Biz bölünmüş değil, birleştirilmiş bir Kıbrıs iste-riz" demesi ne anlama geliyor? Varsın uzmanlarımız, politikacılarımız, akademisyenlerimiz, iş ve yatırımcı çevrelerimiz incelesin, değerlendirsin Schröeder’in KKTC’ye ziyaretini.
**
Başbakan Soyer, Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Avcı işlerini iyi beceriyorlar. Maliye Bakanı, İçişleri Bakanı onlardan geri kalır mı? Her gün radyo-TV’lerde, gazete sayfalarında baş yerde. Eee, diğer bakanlar da ufak tefek işlerle, açıklamalarla medyada yer almaya çalışıyor.
Yarın bu Shcröeder ziyaretinin önemini (!!) kazançlarımızı sıralayıp  duracaklar. Hayvan yemine, gaza, elektriğe, süte ve diğer maddelere getirilen astronomik zamları, sendikaların, doktorların, avukatların, elektrik kurumu yöneticilerinin, öğretmenlerin, ziraatcıların, turizmcilerin ve halkın artan şikayet ve eylemlerini gözlerden kaçırmak için, gündem değiştirmek için Almanya’nın eski Başbakanı’nın ziyaretini boy boy kullanacaklar. Aptal Rumlar da sanki de bu ziyaret çok önemliymiş ve herhangi birşeyi değiştirecekmiş gibi paniğe kapılıyor. Veya öyle görünüyor. Ortada hiçbir şey yok. Statüko adanın iki tarafında da devam eder gider. Ne Rum Cumhurbaşkanlığı seçimleri, ne Schroederin KKTC yi ziyareti, ne de BM’nin müzakere çağrıları hiçbir değişiklik getirmez. Getirmeyecek.
Avcı, Soyer durmadan geziyor mülakatlar veriyor. Bunları da bizim medya çarşaf çarşaf kullanıyor. Denktaş bey de durmadan yorumlar, uyarılar yapıyor, eskisi gibi demeçler patlatı-yor. Ben de bir zamanlar BBC’den John Biermana, David Tong, Dimbkleby, Tanjuk haber ajansından Zoran Popoviç, VOA (Amerikanın Sesi’nden) Taçlan Süerdeme, CNN ve daha birçok basın yayın kuruluşundan yetkililere demeçler vermiş, sorularını yanıtlamıştım. Her ne halse medya bunlara hiç yer bile vermedi... Verseydi birşey mi olacaktı? Hayır. Eee, Avcının, Soyerin ve diğer hükümet yetkililerinin verdikleri demeçler, mülakatlar, beyanatlar, Kıbrıs sorununun, ekonomik, sosyal, kültürel yaşantımızı mı değiştirecek?
Hiç zannetmem. Varsın ekranlar, gazete sayfaları bol bol yer versin Schroederin Soyerle, Talatla... Görüntülerine ve beyanatlarına... Hatta Schröeder “Ich bin eine lefkoşayer”, ben bir lefkoşalıyım, Kıbrıslıyım dese de bir şey olmayacak. İnsanlarımız artıkın cebindeki paraya, midesine girecek olana bakar.  Laflara, sözlere, vaatlere karınları doymuştur. Kulakları da gözleri de siyasetçilerin beyanatlarını işitmekten, görüntülerini görmekten bıkmış usanmıştır.
Bunca yıldan sonra, yaşadıklarımızdan edindiğimiz tecrübe-lerden sonra galiba herkes haklıdır.
Wilkommen Schröeder- Hoşgeldiniz Shröeder.
Aufwiederzehn Schröder- Güle güle Schröeder.
Hepsi o kadar..

   733 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Haralambus'a kulak ver Başkan
  17 Nisan 2008, Perşembe   İngiltere garantörlük görevini tekrar mı yeniledi?
  15 Nisan 2008, Salı   Sıraya girdiler, sonu hayır getire
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  11 Nisan 2008, Cuma   Geçmişi deşmeyelim geleceğe bakalım
  10 Nisan 2008, Perşembe   İngiliz-Türk-Rum kültürü karışımı
  06 Nisan 2008, Pazar   Su, lokma, barış
  03 Nisan 2008, Perşembe   Pascoe de geldi gitti
  02 Nisan 2008, Çarşamba   Medya için