Başbakanlığa bağlı, Devlet Planlama Örgütü, Ocak 2008 den itibaren, olumlu bir çalışma başlatmıştır.
Ülkemizdeki hayat pahalılığını, yaşam standardını ve halkın gelir-harcama düzenini saptamaya yarıyacak olan bu araştırma sonucu, ilmi, güvenilir ve sağlıklı bir sonuç çıkartılması amaçlanıyor.
Onlarca görevli bütün KKTC çapında dolaşıyor, uzun ve detaylı sorular sorarak bilgi topluyor. Benim evimi de ziyaret eden bir bayan görevli, gayet nazik ve sabırlı bir şekilde yapmakta olduğu çalışmanın hedeflerini anlatarak elindeki forma göre soruları sıralıyor. Kanımca, bazı gereksiz sorular yanında, çok önemli sorular da soruluyor.
Umarım bunca emek ve masraf boşuna gitmez. İlgililer sonuçları değerlendirir ve çıkacak tablo esasına dayanarak ekonomik bir yol haritası çizer, halk yararına ciddi kararlar alır. CTP-ÖRP koalisyon hükümeti bu önemli çalışmayı da göstermelik ve hiçbir işe yaramaz hale getirmez. Halkımızın olaya olumlu bakması, anketörlerin sordukları sorulara doğru yanıtlar vermesi, mutlaka ortaya sağlıklı ve güvenilir bir sonuç çıkartılması bakımından faydalı olacaktır.
Gittikçe ağırlaşan hayat pahalılığı, ekonomik sıkıntılar ve zorluklar ele alınıp çareler ürtetilmesi yönüne gidilirse hükümet hayırlı bir iş yapmış olacak.
Allahın günü, incir çekirdeğini doldurmayan konularla uğraşan hükümet ve her gün Rum liderlere saldırı yarışına giren yetkililer, bu gibi konularla uğraşırsa,
Peşinden halk yararına ciddi kararlar alır ve icraat uygularsa halkımızın sıkıntılarını bir nebzecik azaltmış olacak. Kolay gelsin, hayırlı uğurlu olsun.
**
Olumlu bulduğum bu çalışmanın ardından bir de olumsuz, değişik bir icraat örneğini dile getirmeye çalışacağım.
Geçtiğimiz günlerde, “Meşgulmüş” başlığı altına yazdığım bir köşe yazısında, bazı bakanlıkları, bakanları, kamu görevlilerini, isim vermeden eleştirmiştim. Fakat, üzülerek, yazıyorum . Kimse tınmadı. Özellikle de, İç işleri Bakanımız Özkan Murat bey.
Kendisi ile görüşmek için en az yedi defa aradım. Telefonlarıma hiç çıkmadı.
Her arayışta, “Bakan bey toplantıda. Bakanımız şu anda mecliste. Sayın Bakan Mağusada.. vs....” karşılığı verildikten sonra, “telefon numaranızı bırakınız, biz sizi arayacağız “ dendi.
Arayan olmadı. Tekrar arayışlarımızda, “şu anda bütün yetkililer meşgul...” diye tele-sekreter yanıt verdi. Telefon dairesini aradık, bakana başka bir telefonla ulaşıp ulaşamayacağımızı öğrenmek için. 192 den hiç cevap gelmedi. Olmadı, olmadı, olmadı..bir türlü sayın Bakana ulaşamadık...
Bir de gazete haberlerinde ne gördük.. “İçişleri Bakanı... halkın sorunlarını dinlemek için , bizzat halkın ayağına gidiyor..”
Biz, bize gelmesini beklemedik. Biz ona gitmek, görüşmek istedik. Olmadı. Değişik memurlar, telefon numaramızı en az üç kez aldı ve bize dönüleceğini, bakan beye isteğimizin ulaştırılacağını söyledi. Yine olmadı. Nihayet, Bakan Beyin sekreteri, “Bakan bey henüz gelmedi. Yoldadır. Siz daha önce kime söylediniz... Ben, gelir gelmez, bizzat Özcan Beyin arzusunu aktaracağım. Siz bana telefon numaranızı veriniz.. Biz sizi aryacağız...”
Ve... hala daha, yani aradan 9 gün geçmiş olmasına rağmen Bakanlıktan , sekreterden, bakan beyden hiçbir haber gelmedi.
İşte bu da bana göre, olumsuzca, sorumsuzca bir yaklaşımdır.
“Gazeteci yazar Özcan bey, Sayın Bakanımızla ciddi bir konuyu görüşmek istiyor, Lütfen, Bakan beyi bağlar mısınız”, diye ricada bulunan sekreterim de sonuç alamadı.
Bunları yazmakla, hükümet edenlerin halkımıza karşı duyarsızlığını sergilemeye çalıştım.
Kamu hizmetlerindeki laçkalık ve sorumsuzluk göklere çıkmıştır. Bilmeyen yok. Ama, siyasi bir kamu görevlisi olan, bakanlarımızın halkımıza, seçmenlere karşı çok daha anlayışlı ve hoşgörülü yaklaşması, yardımcı olması gerekmez mi?
Makam koltuklarına ve makam arabalarına yerleştikten sonra sevip saydığımız insanların, dostların bu kadar değişmesine bir anlam veremiyorum.
Atalarımız boşuna dememişler, “Birilerinin adamlığını anlamak istiyorsanız, kendilerine mevki -makam ve para veriniz”.
**
Zülfiye’den
BİLİYORUM
Biliyorum
Sana olan özlemim hiç dinmeyecek
Herkes sevdiğine doysada
Ben sana doyamayacağım
Biliyorum
Bir gün seninle olmak isteyeceğim
Tanrıdan senle mutlu olmak dileyeceğim
Kalbimi ancak o zaman sevindireceğim
Biliyorum
Ellerim boştadır sana uzandığında
Hüzünlü melodiler dudaklarımda
Kalbim kapım açıktır şu anda
Biliyorum
Döneceksin bir gün bana
Güvenim bitsede sana
Basacağım seni bağrıma