|
Türk devleti ve Türk ulusu o kadar ciddi sorunlarla karşı karşıyadır ki... Günün 24 saatini çalışmakla geçirse yine yetmez. Ekonomi, tarım, turizim, dış ticaret, PKK terörü, iç ve dış güvenlik, su sıkıntısı, işsizlik, geçim sıkıntısı, gelir dağılımı, sağlık, eğitim, sanayi, altyapı, trafik koskocaman bir sorunlar yumağı oluşturmuşken.. İnanılacak gibi değil , ama, kendi kendilerine, bir de türban sorunu çıkarttılar. Ve... Hem zaman, hem enerji harcıyorlar bu konuda, siyaset yapıyorlar, kavga bile ediyorlar. Yirmi birinci yüzyılda, çağdaş dünyaya, Avrupaya ayak uydurmaya çalışan bir ülkede kadınların ne giyeceklerine, başlarını nasıl örteceklerine, nasıl ve nerelerini açık tutacaklarına kim karışabilir. Türbanı yıllarca sorun haline getirenler neyin peşindeler? Atatürk ilke ve prensiplerini savunmak sadece türbana karşı tutum izlemek midir? Sanki de yüce lider Kemal Atatürk’ün bütün öğütlerini yerine getiriyorlar, onu ve ideallerini sonsuz bağımlılık ve saygı ile uyguluyorlar da!! Laiklik ve gericilik diye tutturdular. Yani, başını türbanla örten her bayan gerici ve laiklik karşıtı mıdır? Üniversiteler ne yuvasıdır? Eğitim ve bilim. Bayan talebelerin başlarını örtmesini neden yasaklıyorlar? Onca parlak, zeki bayan üst düzey eğitim görerek milletine vatanına hizmet verebilecekse onlardan niye yararlanılmasın, neden dışlansınlar? Kendilerine başkalarının nasıl giyineceklerine karar verme hakkı görenler, yarın çıkıp da, "bütün bayanlar uzun kilot, kısa kilot, string, mini etek, çarşaf vs." tür giysilere bürüneceklerini de mi emretme yetkisini kendilerinde kabul ediyorlar. Ayıp, yazık ve günahtır. Yapılacak o kadar ciddi iş ve halledilmesi gereken yığınla sorun varken bu türban meselesini bu boyutlarda uzatmanın nedenini bir türlü anlayamadım gitti. İngiltere’de, Kanada’da, Avustralya’da, Avrupa’da, Amerika’da yerleşmiş Hintlilerin, Pakistanlıların, Yahudilerin nasıl giyindiklerini, ulusal kıyafetlerini nasıl koruduklarını bilirsiniz. Mutlaka görmüş-sünüzdür. Ne garip giyiniyorlar da demiş olabilirsiniz. Ama, vurgulamak istediğim o değildir. Hiçbir ülkede, hiçbir hükümetin insanların neyi başörtüsü yapacağı, ne gibi uzun veya kısa bayan elbisesi kullanacağı tartışılamaz. Sadece aşırı Müslüman ve dinci olduklarını iddia eden Suudi Arabistan, İran, Libya ve diğer bazıları bayanların iyice örtünmelerini şart koymuştur. Türkiye, bir İran, Suudi Arabistan vs. diğer geri kalmış ülkelerden mi? Türk ulusu, başörtülü, türbanlı bayanlarının aşırı dinci, gerici, laiklikten uzak olduklarına mı inanıyor? Müslümanlık, laiklik, gericilik insanların giysileri ile mi ölçülebilir? Herkesin düşünce, ifade, hareket etme özgürlüğü yok mu? Varsa saygılı olunulmalı değil mi? Yasalarla sınırladık demek haksızlık olmaz mı? Yasaları yapanlar insanlar, onların yasama meclisleri değil mi? Yasalarla bir insana hangi dine, mezhebe, hangi inanca, düşünceye sahip olmaları emredilebilir mi? Türkiyedeki siyasiler, iç ve dış siyasetteki başarısızlıklarını örtbas etmek için, her zaman dikkatleri türban konusuna çekmiştir. Vatan, millet, bayrak, laiklik edebiyatını bol bol kullanmıştır. Ama, lafta kalmıştır... Çünkü, iyice bir bakarsanız Türkiye’nin ve Türk ulusunun ileriye dönük gelişmesini hazmedemeyenler, Türkiyeden korkanlar, durup dururken Türkiyenin başına belalar açmak, huzursuz etmek ve Türk milletini kavgalarla bölmek peşindedirler. İşte onlara uyanlardır en büyük tehlike. Türk ulusu kimseye kulak vermeden, istediği gibi giyinmeli, örf ve adetlerini korumalı, azimle yaşam standardını yükseltmek peşinde koşmalıdır. İnsan haklarına saygılı olmalıdır. Milleti tahrik ederek, bölerek, laikler-gericiler, hainler-vatanseverler, dinsizler-dinliler, inananlar-inanmayanlar vs. diyerek bölük pörçük etmek kimlere ne yarar getirecektir? Türk ulusu bunu iyice düşünmeli ve değerlendirmelidir. Bayanlar mini etek giyerek, dar strech, kot pantolonlar giyerek, göğüslerini, kalçalarını sergile-yerek üniversitelere, devlet dairelerine, bankalara, açık-kapalı yerlere girebiliyor da, başörtülü, türbanlılar neden üniversitelere, devlet dairelerine, hastanelere, bankalara giremesin, çalışamasın? Önemli olan üretken, temiz, dürüst ve çalışkan olmaları değil mi? Size ne bayanlar ve bayların giydiklerinden, giyeceklerinden? Uğraşacak başka konu mu bulamadınız? İnsanların giysisi ile değil, giysilerin içindekilere bakınız. Çalışkan, dürüst, üretken, insan sevgisi ile dolu, terbiyeli, anlayışlı ise, vatanı, milleti, ailesi için çalışıyorsa, alınteri ile kazanç ve yaşam peşinde ise rahat bırakınız. Çünkü, Atatürk ilkeleri, öğütleri ve devrimleri savunucusu rolünü oynayıp da milleti, fakiri, öksüzü sömürenlere, vatanı, milleti çalan çıkarcılara prim vermeyiniz. Bu konuya neden değinmek gereğini duydum? Bizim küçücük ülkemizde de türbanlı, başörtülü bayanların sayısı artmaktadır. Özellikle ,üniversitelerimizde yüksek öğrenim gören Türkiyeli ve yabancı öğrencilere de kem gözle bakmaya başlanmıştır. Doğru değildir. Sakın ola bu konuyu sorun yapmaya kalkışmayınız. Faydasını değil, zararını görürsünüz.
|