Mengene
Adnan Işıman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   19 Mart 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

2004 öncesinde, CTP muhalefetinin Türkiye’nin adadaki varlığına atfettiği söylemleri, kırıcı ifadeleri, hatta vefa duygusunu paspas yapan düşüncelerini bilmem hatırlar mısınız?
Unutulmuş olabilir, zira kimileri, Allahın insanlara verdiği en büyük lûtfun unutmak olduğunu savunurlar ve hep bunun arkasına saklanırlar.
Türkiye siyasetinin duayenlerinden Süleyman Demirel’in "dün, dündür, bugün, bugündür" gibi veciz (!) ifadelerini hesaba katarsak, geçmişte olanları, söylenen kelamları kaldırıp çöpe atmamız gerekiyor ama düze bastığını sanan kimselerin rahatlığında eskiyi aratmayan düşüncelerin hala daha kol gezdiğini, hatta hortlak niyetine arada bir karşımıza dikildiğinin farkında olmalısınız!
KKTC’nin, oldum olası dibi delik torbaya benzetilen, arada bir açıkgöz farelerin istilasına direnemeyen malı-ye politikalarının Türkiye’ye olan bağımlılığını onur meselesi olarak görmek, onur sahibi devlet adamlarının öncelikli görevlerinden olmalıdır.
Böyle düşünen politikacıların heykelini dikmekle, gelecek kuşaklara namuslu politikacıyı numunelik olarak hatırlatma açısından sonsuz katkıda bulunulur.
Ancak ne yazık ki işin rengi, düşüncenin gerçeği hiç de böyle değil.
Ekonomide yaşanan durağanlığın sebeplerini sıralarken, olumsuz gidişlere kulp aranırken, bunu, kendi ayaklarımızın üzerinde durma çabalarının sonuçları olarak göstermek yanında ve de satır aralarında "parayı verenin, düdüğü çaldığı" deyişleriyle Türkiye’nin KKTC üzerindeki baskıcı varlığını, kararlardaki ağırlığını ima etmek, ciddiyetle düşünülmesi gereken önemli bir yaklaşımdır diye düşünüyorum. KKTC olgusu yaratılırken çoğu bizden kaynaklanan hatalar nedeniyle, bu boyutta ekonomik bir diyetle karşılaşılacağı,  Yunanistan’ın ve Güney Kıbrıs’ın girişimleriyle dünyanın böylesi ambargoları ciddiyetle uygular bir pozisyon alacağını kimseler düşünmüyordu.
Sonuçta, doğal olarak taraf olan Türkiye’nin de destekleriyle ayakta durmaya çalışıldı. Aksi takdirde Kıbrıs Türkü Güney’in çoktan paspası konumundaydı!
Karşılaşılanlar ışığında CTP’nin ileri gelenlerinin hala daha Türkiye’nin yaptığı yardımlara "parayı verenin, düdüğü çalmasını" kinayeli bir şekilde aktarması, değerlendirmede bulunması, doğru anlamda, ekonomik düzlüğe çıkıldığı takdirde tüm köksel ve tarihsel bağların bir tarafa atılması, dikkate alınmaması gibi bir düşüncenin varlığına işaret etmektedir.
Tüm bunlar, kırk yıl mengenede tutulan kuyruğun düzelmeyeceğinin belirtileridir!
Hele kısa bir süre önce bir TV programında CTP Genel Sekreteri’nin KKTC ekonomisinin düzlüğe çıkarılması hususunda CTP’nin iktidara gelirken böyle bir taahhütte bulunmadığını ifade ederek tüm ekonomik olumsuzlukları Kıbrıs sorununun çözümlenmemiş olmasına bağlaması, CTP politikalarının çıkmazda olduğunu göstermesi bakımından önemli bir örnektir.
Malı-ye politikalarının içine düştüğü durumun, aşırı istihdamlarla, hesapsız kitapsız harcamalarla, lüks bakan odalarıyla, vur patlasın çal oynasınlarla bir alakası olduğunu düşünenler varsa, şimdiden söyleye-yim, yanılıyorlar! Bir tarafta kuraklık, bir tarafta uzlaşmazlık.
Bütün mesele burada!

   473 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   UBP’de yaklaşan kasırga
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Gaflet mi yoksa ihanet mi?
  14 Nisan 2008, Pazartesi   İş bitirici olmak önemlidir, yetenek gerektirir
  11 Nisan 2008, Cuma   Komutanım hoş geldiniz, siz bizden daha iyisini bilirsiniz
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Çiftlik
  07 Nisan 2008, Pazartesi   Aç-kapa, aç-kapa..!
  02 Nisan 2008, Çarşamba   İster istemez biz de hapşıracağız
  31 Mart 2008, Pazartesi   Bremen mızıkacıları
  28 Mart 2008, Cuma   Hristofyas ve Ankara'dan nefret edenler
  28 Mart 2008, Cuma   Lokmacıda dekorlar hazırlanırken