Vatandaşa seslenirken sakin olun
Adnan Işıman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Şubat 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Çağdaş teknolojilerin gelişmesiyle birlikte, Türkiye’de, ancak belli başlı birkaç şehirdeki büyük mağzaların vitrinlerinde, o da ancak kapalı devre olarak izleyebildiğimiz televizyonu, altmış yedi, altmış sekizlerde, Kıbrıs'tan tahsile giden biz üniversite öğrencileri, o yılların başlarından biliyorduk. Kim derdi ki teknoloji gelişecek, beyaz cam denilen nesne politikacıların vazgeçilmezleri arasına girecek. Başları ne zaman sıkışsa, vatandaşın evlerine kadar girerek ahkam kesecekler, "evimizde de mi rahat huzur yok" dedirtecek.
Sivil politikacı olarak, rahmetli Özal'ın tepe tepe kullandığı televizyon ekranlarına Türkiye'de ikinci sırada en çok başvuran şimdiki Başbakan Erdoğan oldu. Allah'ın verdiği hutbe yeteneğini, başı ne zaman sıkışsa, ne zaman sonuca yaklaştığını sansa, kullanır oldu.
Türkiye'nin enfiye çekip de bizim politikacıların hapşurmadığı görülmüş müdür hiç? Neticede aynı yöntemler bize de sirayet etti.
Geldi ve aynen bizim politikacıları da ekranlardan vatandaşa seslenir hale getirdi! Birkaç gün önce Başbakan Sayın Soyer, vatandaşın gözlerinin içine bakarak, söyledikçe söyledi, söyledikçe söyledi. Süpüre süpüre ne kadar yol gitti bilemeyiz ama söylediklerinin çoğu bana inandırıcı gelmedi.
İstihdamlar konusunda verdiği rakamlar Mağusa hisarının üstündeki kargaların bile hoşuna gitti, güldüler!
Hele ekonominin kötüye gidişinin sebeplerini sayarken, kuraklığı en büyük düşman ilan etmesini, doğrusu yadırgadım.
Soyer, Tarım Bakanlığı yapmış biri. Bilmiyor mu ki, oldum olası "kuraklık" başta Mesaryalı'nın olmak üzere, Kıbrıs'ın kaderi!
Hatırladığım, İngiliz sömürge idaresi döneminden, sonra Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Tarım Bakanlığı'na da sirayet eden uygulamalarla kuraklık fonları tesis edilir, çiftçinin satın aldığı kuraklık sehimleri oranlarına göre kuraklık meydana gelen yıllarda karşılaşılan zararlar kısmen tazmin edilirdi.
1974 sonrası UBP iktidarları döneminde bu işler istismara vardırılan boyutlara gelmişti.
Bazı açıkgözler, çiftçilik yapmak yerine kuraklığa oynar, tarlalar sürülmek yerine tırmıkla toprağı kaşılar, halazanın varlığına sırtlarını dayarlar, "nasıl olsa hükümet karşılayacak" yaklaşımına yatarlar, bu yolla da maalesef kârlı çıkarlardı.
Sonra sistemde bazı düzeltmeler yapıldı, güya hakkaniyetle iş yapılmaya başlandı!  Şimdilerde ise iş çığrından çıkmışa benziyor. Hükümet ülkede yaşanan tüm ekonomik olumsuzlukların nedenini Allah'ın inayetine dayandırıyor. Ülkede yaratılan zam furyalarının nedenini kuraklığa bağlıyor. Yahu kardeşim kuraklık karşısında alınması gereken bazı önlemler vardı, siz bu önlemleri aldınız mı?
Hepsinden geçtik, en basit yöntemle "yağmur duasına" çıktınız mı ?
Çıkmamışsanız yarından tezi yok Meclis'teki, müsbet, muhalefet toplanın yağmur duasına çıkın.
Hatta minarelerden vatandaşa "işiniz Allaha kaldı eyy ahali "diye duyurun!!
İşimiz Allaha kaldı!

   512 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   UBP’de yaklaşan kasırga
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Gaflet mi yoksa ihanet mi?
  14 Nisan 2008, Pazartesi   İş bitirici olmak önemlidir, yetenek gerektirir
  11 Nisan 2008, Cuma   Komutanım hoş geldiniz, siz bizden daha iyisini bilirsiniz
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Çiftlik
  07 Nisan 2008, Pazartesi   Aç-kapa, aç-kapa..!
  02 Nisan 2008, Çarşamba   İster istemez biz de hapşıracağız
  31 Mart 2008, Pazartesi   Bremen mızıkacıları
  28 Mart 2008, Cuma   Hristofyas ve Ankara'dan nefret edenler
  28 Mart 2008, Cuma   Lokmacıda dekorlar hazırlanırken