|
Bazı sivil toplum örgütlerinin pahalılığı ve çalışma saatlerini protesto için gerçekleştirdikleri eylem neye benzedi bilir misiniz? Hani "dandini dandini dastana, danalar da girdi bostana" ile başlayan ve belli yaş gurubundaki çocukların uyumasına yardımcı olması için okunan niniler var ya, üç aşağı beş yukarı işte o! Uzun yıllar öncesinde Türk’ün-Rum’un karışık yaşadığı dönemlerde davar hırsızlığı yapmayan çobanı ne adamdan, ne de çobandan sayarlardı. Bunların, İngiliz'e yakalanmamak için ise, türlü türlü hü-nerleri vardı! İşte bu hünerlerden biri de şuydu: Açıkgöz köylü gündüz herkesin içinde, kalabalığın yoğun olduğu kahvelerde gürültülü ve dikkat çekecek şekilde kavgaya tutuşurlar gece olunca da birlikte giderler davar çalarlar, hırsızlık yaparlardı. Gece iş tutarken birlikte bile görülmüş olsalar, "Olamaz! Onlar dün kahvede kanlı bıçaklıydı, bu işte bir yanlışlık var" ortamını yaratırlar, yakalanmaktan sıyırırlardı! Günümüzde de sivil toplum örgütlerinin tamamı değilse bile, bir miktarı bu taktiği uygulamakta, milleti "kör ve sağır" sanmakta! Ağırlıklı olarak iktidar sempatizanlarından oluşan, daha doğrusu oluşturulan örgütler sözde sokağa dökülmekte, danışıklı döğüşe benzer bir maskaralık sergilenmekte. KKTC insanını kör ve sağır sananlar bunlarla da sınırlı değil! Ülke kaosların pençesinde, ancak yalanların himayesinde ve de inayetinde yol alabiliyorken, "muhalefet" denilen nesne, tabir-i caiz ise "kendi aleminde". Devlet, harçlara, dolaylı, dolaysız vergilere, en elzem ihtiyaç maddelerinden olan, gaza, elektriğe, telefona, akla hayale gelemeyecek, şeytanların bile sır erdiremediği kalemlere sessiz, sedasız ve insafsızca zam uygulayacak, bunların tepkisel bağlamdaki kabul edilmezliği yine CTP ye yakınlığıyla bilinen organlar tarafından yapılacak! Bir anlamda vatandaşın tepkisi yine iktidara yakın yapılar tarafından kontrollü bir şekilde sözde tepki irasdesini ortaya koyacak. "Dandini dandini dastana, danalar da girdi bostana" vatandaşın tepkilerini bastırmaya yönelik kontrollü ve denetimli şovlar! Ya bunların arkasına saklanarak sözde muhalefet yaptığını sananlara günü, zamanı geldiğinde vatandaş sormayacak mı? "Sen ne işe yararsın ey muhalefet?" İktidarda iken ancak varsan, sadece salon oğlanlığı için soyunma arzusundaysan, vazgeç! Bugün sokaklar keyfi vergilendirmelerle inim inim inleyen, evine ekmek götürememe telaşı içine düşen insanlarla kaynıyor. Yargıya yapılan müdahalelerle "muhbir avukat" yaratılarak, insanlarımızda sıfırladıkları güven ve bağlılık olgusuna ek, güvene dayalı savunma yapısını da ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Güllük gülistanlık bir polis devleti yaratmaya uğraşıyorlar. Muhalefet ise on altı aydan sonra mal bulmuş mağrubi gibi Meclis olanaklarının verdiği koltuk adına hala daha kavga telaşı içinde olabilen bir zihniyetle hareket ediyor. Böyle bir yapı ne bugün, ne de yarın insanlarımıza birşey verebilir mi? Kendini temsil edebilme güvencesini bulamayan vatandaş unutulmasın ki nemelazımcıdır, "gemisini kurtaran kaptan" ortamındadır. Bunun da acısı bilinsin ki sandıkta çıkar!
|