Haftaya başlarken
Adnan Işıman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   4 Şubat 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Son dönemlerde çevremizde o denli farklı olaylar, uygulamalar gelişiyor ki insan "hangisinden başlasa" gibi  tereddütler yaşıyor.
Türkiye’de adeta politik bir sembol olarak öne çıkarılmaya çalışılan "türban" yasağının kaldırılması, sekiz askerin tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılması, KKTC'de ise , aldığı davete icabet eden eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in özel bir uçakla Kuzey'e uğraması.
Bunlar yanında, Yahudi sarrafı mantığıyla davranmayı açıkgözlük olarak algılayan hükümetin asgari ücret tesbitinin ardından "zam" düğmesine dokunması.
Bir de UBP'nin Meclis çalışmalarına ısınmaya başlarken, Meclis Başkan Yardımcısı'nı bile seçerken "kimin adayının olacağı" karmaşası!
Umarım tüm bunları hafta içinde işlemeye çalışacağız!
***
Yıllar önce, belki de tekerleğin henüz icat bile edilmediği günlerde  Türkiye'de tahsilde iken, örneğin, devam ettiğimiz Ege Üniversitesi'nde binlerce öğrencinin içinde türbanlı öğrenci sayısı bir elin parmağı kadar azdı.
Hele sokaklarda kara çarşaflı insanlara hiç rastlanmazdı.
O günlerle içinde yaşadığımız günler arasındaki büyük farklılıkların nedenlerine bakarken bunun vatandaşların dine bakış açısındaki değişimden kaynaklanmadığını görürüz.
Neden? Çünkü o günlerde de cami-lerde ibadet için yer bulmak, hele dini günlerde, Cuma namazlarında yer bulmak çok zordu.
Karın kışın göbeğinde, millet namazını sokaklarda kılardı.
Ne var ki din olgusunu öne çıkararak politika üret-meye çalışan siyasi yapıların politika arenasında yer bulmaya başladığı günlerden sonra, sanki gizli bir düğ-meye basılmışçasına "türban" uygulaması adeta bir dini simge haline getirildi.
O boyuttaki, türban uygulamasını yaygınlaştırmak amacıyla, ücretli türban taktırılan kimselerin varlığından bile söz edildi.
AKP'nin iktidara geldiği günlerden beri türban konusu henüz olgunlaşmadığı için, türban bir tarafta gittikçe yaygınlaştırılıyor bir taraftan da politize ediliyor ama hep gölgede bırakılmaya önem gösteriliyordu.
Nihayet "türban"a sıcak bakan İslamcı, milliyetçi MHP'nin Meclis'teki yerini almasının ardından herhangi bir zamanda türbanın Meclis'in gündemine oturacağı adeta "geliyorum" diyordu.
Ulu önder Atatürk'ten günümüze, her dönemde, kadında başörtüsü, kimilerine göre vazgeçilmez bir aksesuardı, kimine göre dine bağlılıktı ama kimse bunu bir sembol olarak öne çıkarmayı ve dini bu yolla istismarı hesaplamadı. Şapka düştü, kel gözüktü.
Gelinen aşamada, sahnedeki tüm dekor artık seyircinin gözleri önünde.
Recep bey, "asıl türbana yasaklamayı devam ettirmek isteyenler ayırımcılığı körüklüyor" diyor.  
Bunun saklısı, gizlisi, eğrisi, doğrusu kalmadı. Üniversiteler tepkisini koydu ama kıyafet devriminin kaldırılmasına yönelik bir hamle yapıldı.
Kim ne derse desin, bundan sonra yaşanacaklar vahim!
Menemen'de, Kubilay olayına ben-zer hadiseler de dahil olmak üzere, yarınlar hiç de iyi gözükmüyor. Adeta cami duvarına işeyenler varmış gibi bir durum.

   550 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   UBP’de yaklaşan kasırga
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Gaflet mi yoksa ihanet mi?
  14 Nisan 2008, Pazartesi   İş bitirici olmak önemlidir, yetenek gerektirir
  11 Nisan 2008, Cuma   Komutanım hoş geldiniz, siz bizden daha iyisini bilirsiniz
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Çiftlik
  07 Nisan 2008, Pazartesi   Aç-kapa, aç-kapa..!
  02 Nisan 2008, Çarşamba   İster istemez biz de hapşıracağız
  31 Mart 2008, Pazartesi   Bremen mızıkacıları
  28 Mart 2008, Cuma   Hristofyas ve Ankara'dan nefret edenler
  28 Mart 2008, Cuma   Lokmacıda dekorlar hazırlanırken