PAZARLIK: Dondurmalı, Carrars'lı çözüm
İsmet Kotak

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Nisan 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Pazar sabahı, okur mektuplarına başlamadan, haberler arasında bir gezinti yapalım diyorum. Ne de olsa haftayı "Uzun Yol'da dondurma diplomasisi" sergilendi, halktan gizlenerek Rum'un limanlarından patates ihracatını sürdürerek ana tezle-rimiz delik deşik edildi ve de Paris'te Costas Carras'ın kurduğu tuzağa kafa sallandı. Üstüne üstlük Fransa, "Türkiye, Kıbrıs (Rum demek istiyor) Cumhuriyeti'ni tanımadan AB üyesi olamaz" buyurdu. Bu da yetmemiş olmalı ki İstanbul'da İngiltere'nin maritifeti olarak Wilton Park Toplantısı yapıldı ve KKTC'den katılım oldu... Tıpkı Annan Plânı'nın gizli saklı hazırlandığı dönemi yaşıyoruz. Halktan korkanlar, peçe takarak ada dışına sızmakta ve arkamızdan iş düzmektedirler...
İlk haber KKTC Cumhurbaşkanı M. A.Talat'ın nerede ünlendiği bilinmeyen dondurma yeme merağına ilişkin. Cumhurbaşkanı Talat, bu devletin koyduğu kuralları önce kendisi çiğnedi, işlem yapmadan Lokmacı Kapısı'ndan geçti ve Rum barikatında da işlem yapılmadan özlediği Uzun Yol'a geçti. Dondurma yedi ve iklimi yoklayarak olumlu bulduğunu açıkladı ve de bir tarihi hata yaptı. Bu kapının 1958'de oluşturulduğunu ve zaman zaman açıldığını belirtti. Oysa Türk ve Rumlar arasına çekilen dikenli hat, "Mason Dixon Hattı" olarak 30 mayıs 1956'da İngiliz Yönetimi tarafından yaratıldı. Sonradan 1963 Rum tecavüzleri ile "Green Line" olarak belirlenip korundu. Bugüne kadar da öyle geldi. Şimdi bütünlüklü ve taraflar arasında kabul edilmiş antlaşma olmadan bunu yok sayma gi-rişimleri sürmektedir. Yani anlaşma olmadan yamalanma... Yakında Hristofyas ve şürekası da hiçbir işlem yapmadan Kuzey'e geçebilirler ve bu çorap söküğü gibi aşağıya kadar sarkar. Koyduğunuz kurala siz uymazsanız vatandaş niye uysun? O zaman da sınır olmaktan çıkar... Amaç bu mu?
Sayın Talat, ticaretten söz etti. Türklerin KKTC'den alışveriş yapmalarını salık verdi. Oysa AB Derneği Başkanı Erel, KKTC'de yetiştirilen patatesin Güney'e gönderildiğini ve Limasol Limanı'ndan ihracat yapıldığını açıkladı. Oysa Sanayi Odası Başkanı buna benzer haberler karşısında, bu konuda haberi olmadığını, güya inceleme yaparak karşı çıkacağını açıklamıştı. Bilmem anımsar mı? Ben o açıklamayı bekliyordum ama gerisi geldi. Yani KKTC kendi eliyle kendi kırmızı çizgilerini yani  kurallarını yıkmaktadır ve Rum'un AB yoluyla dayattığı limanlarının yani "otoritesinin" kabulünü sağlamaktadır... Sonra da bir ara haber: KKTC'den Güney'e ihraç edilecek tarımsal ürünlerden gümrük alınmayacak... Niçin? Limasol Limanı'ndan veya Larnaka Havaalanı'ndan ihracaat için... Acaba kim KKTC'ye pala sallıyor? Gizli bir el mi vardır? Biri bize açıklasın da öğrenelim...
***
Costas Carras bu kez Paris'te ortaya çıktı. Haber son derece ilginç. Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamak için yani "Enosis" hedefine yaklaşmak için Costas Carras başkanlığında yürütülen lobi çalışmalarının yeni oyunu ortaya çıktı. Örtü "Gazimağusa'nın yani surların ve içinin restorasyonu"... Costas Carras ve olmayan Maraş kentinin Rum Belediye Başkanı Galanos, "Europa Nostra Grubu'nu" oluşturdular. Burada AB üyesi ülke-lerden temsilciler de vardır. Paris toplantısına Gazimağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp da davet edildi. Masumane öneri, eski surların ve kentin, tarihi dokusuna uygun olarak tamiri... Amaç bu ise ver parayı Gazimağusa Belediyesi, Eski Eserler Yönetimi ile bunu yapsın.
Amacın bu olmadığı toplantı sonunda anlaşıldı. Karşılıklı açıklamalara bakarak, bir yere varamayız. Costas Carras, "Gazimağusa" sözcüğünü kaldırdı ve "Maraş" yaptı. Alınması gereken kararın adı da "Ortaçağ Maraş kentinin restorasyonu" oldu... Yani bir taşta iki kuş. AB veya parayı kim verecekse bunu Rum'a verecek; Rum da "Eski Famagusta kentini" değil;  "Ortaçağ Varosha (Maraş) kentinin restorasyonunu" yapacak...
Bu işi kim becerdi? Tarafsız olmadığı kanıtlanan, yetersiz bir arabulucu olduğu için görevden alınan, BM Temsilcisi Möller. Möller, Costas Carras ile kolkola girerek, Galanos ve Kayalp'ı Paris'te ağırladı ve işi pişirdi... Pahalı kentlerde, pahalı lokantalarda, pahalı şaraplarla varılan anlaşmalar! Gazimağusa ya da Famagusta oldu "Ortaçağ kenti  Varosha..." Oyun içinde oyun... Teslim olunca bunun  sınırı olamaz... Kırmızı şarap sayesinde kırmızı çizgilerin canı cehenneme mi?
***
OKUYUCU MEKTUPLARI
"Lefke Avrupa Üniversitesi konusunda sendikalara öfkeli idim. DAÜ'den sonra şimdi de LAÜ'yü zora sokmuşlardı. Öğrencilerin onca para harcadıktan sonra eğitimin aksaması affedilir gibi değil. LAÜ yönetimini destekledim. Birkaç kişi sendikalaştı diye koskoca üniversite bundan asla etkilenmemeli idi. Bu görüşümü  hâlâ koruyorum.
Ancak Sayın Rektör'e ve Mütevelli Heyeti'ne bir çift sözüm vardır. Eğitim için, sendikalaşmada yaşananlar ve birkaç kişi uğruna greve gidilmesi konusunda haklısınız. Ama Sayın Rektör, Lefke nere, Girne-Bellapais nere? LAÜ rektörü, Lefke'de veya sahilde bulunacak veya inşa edilecek lojman nitelikli evde oturmak ve yöreye örnek olmak durumunda değil mi? Siz kalkınız Girne Bellapais'te LAÜ bütçesinden milyonlar harcayıp köşk alınız ve de onu lojman olarak yutturunuz. Nerede? Girne Bellapais'te... Olamaz Sayın Rektör. Öteki konularda haklı da olsanız bunda haksızsınız. Devlet parasını boşa ve de gereksiz harcama hakkı ne size ne de heyete verilemez. Biz Lefke ve yöresinin kazanılmaısnı hedeflemedik mi? Eski hükümetler bunun için Lefke'de üniversite konusunu desteklediler mi? Siz ne yaptınız? Lefke'yi terkettiniz ama LAÜ için her gün ahkâm kesiyorsunuz... Derhal geri Lefke'ye dönünüz. Bizler o yörenin kalkınmasına örnek kişiler isteriz...''
Salih KUTLU-Gemikonağı (Lefke)
***
ANKARA ÇAĞLAYAN PARKI MI? BANDABULİYA MI?
"Türklük dünyasının kâlbinin attığı Ankara'nın, yıllarca "çocuk parkı" olarak bilinen ve sonradan Çağlayan Parkı'na dönüşen söz konusu parkın yenilenmesi ve ismine "Ankara Çağlayan Parkı" denmesini hâla hazmedemeyenler, "Belediye Pazarı'na", Bandabuliya denmesine ne hikmetse karşı çıkmadılar. Buna BRT de uydu ve sıkılmadan, dilimize tertemiz olarak yerleşmiş olan "Belediye Pazarı" yerine "Bandabuliya" diye haber yaptı. Ne var ki spiker bile bu Rumca'ya aşina değildi ve ağzında  eveledi geveledi... Acaba konu isim değil, Rum'a teslim olmak mıdır ki hep anavatan Türkiye'ye karşı zehir kusuyorlar?"
Fikret ŞANAL-Gazimağusa Mücahidi (Sakarya)

   436 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Makarios ne söyledi ve ne yaptı?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Denktaş soruyor: Selâmet mi, felâket mi?
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Türkiye'den su
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas, "tencere dibin kara" demiş
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Muhalefet partileri bu gidişe el koymalı
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Komutan Başbuğ: KKTC bir gerçektir
  11 Nisan 2008, Cuma   Komutan Başbuğ, KKTC ve kırmızı çizgilerimiz
  10 Nisan 2008, Perşembe   Yatırımı iktidar özendirir
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Bakir doğumu da reddettiler
  08 Nisan 2008, Salı   Hristofyas'ın oyun içinde oyunu