Tehlikeli sularda seyrederken
İsmet Kotak

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Şubat 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Havai fişek gösterleri arasında Hristofyas'ın krallığı ilân edildi. Tebrikler... AKEL'in kurucusu Papayuannu'ya bile bu kadar gösteri nasip olmadı. AKEL'in mirasçısı Hristofyas, yetmeyen oylarına EDEK ve DİKO'nun bedeli ağır oylarını da ekleyerek köprüyü geçebildi. Atina'nın doğrudan desteklediği aday olan Kasulidis, Atina'dan destek bulmayan Papadopulos'un gadribe uğradı. Kapalı kapılar aradında yapılan al-verin ne olduğunu hiç bilmeyeceğiz. Ne var ki hükümetin oluşumunda, Meclis Başkanı'nın seçiminde ve de bakanlıkların dağılımında işin rengi ortaya çıkacaktır. Papadopulos'un ''Kıbrıs konusundaki veto'' hakkına kavuşup kavuşmadığını da göreceğiz. Herkes bu kadarını biliyor ama bazıları bu gerçeği görmeyerek Kıbrıs Türk halkına Annan Plânı dönemindeki gibi umut pompalamaktadır. ''Ödün vereceğiz ama dünya devleti olacağız'' safsatası da bunun bo-yasını oluşturuyor. Hele gözümüzün önünde sergilenen iyi bir tezgâhın sonucunda, ''Lokmacı barikatında, ara bölgede buluşma'' manevrası, Kuzey'e gelmek istemeyen Hristofyas'a atılan bir cankurtaran simidi oldu... Ne var ki KKTC'den daha çoook cankurtaran simitlerinin atılacağına tanık olacağız. Barış marış derneklerinin kelime oyunlarına sık sık rastlayacağız. İşleri yokmuş gibi, anavatan Türkiye Büyükelçiliği'nin kapısına dayanarak oyun oyanmaları da cabası. Ama gün gele bunların yanıtı da olacaktır elbette...
***
Bu arada şunu anımsatmak istiyorum. Gizli saklı çözüm plânı görüşmeleri sürmektedir. Uzun bir süreden beri aldığımız bu haberler hep gizli kaldı. Tâ ki KKTC Cumhurbaşkanı M.A.Talat'ın gazetecilerle sabah kahvaltısı yaptığı güne kadar. Orada ben sözü, bu temaslara getirdim ve gerçeği sordum. Yapılan açıklama şöyle: ''Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası üzerinde İsviçre'de bir çalışma yapılmaktadır. Bu Anayasa'nın günümüzde istenen koşullara adapte edilmesine çalışılmaktadır. Buna benim kadromdan da bazı kişiler zaman zaman bu çalışmalara katıldılar''. Sözcükler için özür dilerim. Farklı olabilir ama anlam aynı. Genelde kastedilen buydu. Yani seçilen Hristofyas, seçimden önce Rum Meclis Başkanı olarak bu çalışmayı bilmekte idi. KKTC Cumhurbaşkanı M.A.Talat da bildiğini açıkladı. Tıpkı Annan Plânı'nda olduğu gibi halktan saklanan temas söz konusudur. Benim yorumum şöyle: Rumlar Annan Plânı'nda bulamadıklarını yeni istekler dayatarak elde etmeye kalkmışlardı. Rumlar ''Kıbrıs Cumhuriyeti'ni ortadan kaldırararak bakir, yeni federal bir ortaklık cumhuriyeti oluşturulmasına'' karşıydılar. İsviçre'de şimdi bu çalışma yapılmaktadır. Bulunacak çözüm, AB üyesi Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti'nin delik deşik ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nı, federal bir yapıya çevirerek, Kıbrıs Türkü'ne de kabul ettirmektir. Elbette Anayasa'da değişiklik yaparken, Rum ve Yunan tezleri dikkate alınacak; Rum Cumhurbaşkanı Türk Cumhurbaşkan Yardımcılığı'nın oluşturulması ve bunların seçimlerde öteki halktan %25 kadar oy alma zorunluğu geti-rilmesi; Kuzey'e gelecek Rumların zaman içinde Meclis'te çoğunluk konumuna gelmelerine ilişkin proje de her durumda çöpe atılmayacak ve de bu kapsama alınacaktır. Elbette daha ileri maddeleri de yakında masamıza koyacaklar. Çünkü KKTC adına oraya katılanlar, ne Meclis'e, ne basına, ne de halka bilgi veriyorlar. Tıpkı Annan Plânı'ndaki gibi hem biz, hem de Türkiye emrivâki karşısında kalacağız.
***
İşte buna bakarak ben, KKTC Cumhurbaşkanı M.A.Talat'ın çok yakınlarda, BRT'deki 'Akis' programında ortaya koyduklarını kısaca anımsatmak istiyorum. Gerekirse ileride tümüne burada yer verir ve değerlendiririz. Ben maddeler halinde özetlemeye çaba harcadım. İşte Cumhurbaşkanı Talat'ın BRT'de ortaya koydukları:
1. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,  ''Rumların yalaşık bulaşık bir federasyon hedeflediğini ve  bunun mümkün olmadığını; yeni kurulacak ortaklığın Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamı olmayacağının altını çizdi ve "Kimse böyle bir hayal görmesin" dedi. Talat, olası bir federasyonun iki halkın siyasi eşitliğini, iki kurucu devletin eşit statüsünü ve garanti-ler konusunu içermesi gerektiğinin altını çizdi.
2. Talat, "2008'in çözüm yılı olabilmesi için herşey Rum tarafının tutumuna bağlı" dedi.
Talat, bu konuda gelen mesajlara bakıldığında çok da umutlu olmadığın belirtti. Talat, ''Çözüm Rum tarafına bağlı. Ve Rum tarafındaki söylemler ve durum bu konuda çok fazla bir umut da vermiyor. Tabii seçim sonrasında bir tutum değişikliği olursa bu başka, bunu da dışlamıyorum. Ama bugün itibarıyla durum çok ümitli görünmüyor''. Cumhurbaşkanı Talat, Güney Kıbrıs'ta yapılacak seçimler sonrasında Başkan değişir ancak mevcut politik tavır devam ederse, taraflar arasındaki bölünmenin ve ayrılığın daha da derinleşeceği uyarısında bulundu.
3. Cumhurbaşkanı Talat bulunacak bir çözümün tüm tarafların rızasını taşıması gerektiğinin altını çizdi ve söyle devam etti: ''Çözüme varamazsanız ve diğer taraf sizinle bir ortaklık istemiyor ve bir güç bölüşümü öngörmüyorsa, öyle bir vizyon taşımıyorsa ve çözümün Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamı olacağı, bütün yerleşiklerin gideceği, garanti anlaşması olmayacağı iddiaları ile ortaya çıkarsa bu iddialarla bir çözüme gitmek mümkün değildir. Herşeyden önce Kıbrıs sorununun çözümü bir uluslararası anlaşmadır. Uluslararası bir anlaşma ile kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yerine yeni bir uluslararası anlaşma ile yeni bir devlet kurulacak. Sonuçta bu uluslararası anlaşmada Türkiye, Yunanistan, İngiltere ve Kıbrıs'taki taraflar var. Bütün bunların anlaşması lazım. Bütün bunlar anlaşmadan uluslararası anlaşma değişmiş olmayacak. Peki siz bunu bile bile Türkiye'nin garantörlüğünü istemeyeceksiniz; Türkiye'nin ada ile ilişkisini kesmeye çalışacaksınız; adayla ilişkisi olmaması gerektiğini söyleyeceksiniz o zaman bu bir anlaşma istememek demektir. Gerçekçi bir yaklaşım şekli değildir. Gerçekçi olabilmek için tüm bunları kabul etmek lazım. Nitekim Klerides zamanında bunları kabul ederek müzakerelere oturmuştu. ''
4. ''Uluslararası topluma büyük görevler düşmektedir.Bunu böyle görmek lazım. Uluslararası toplum eğer Kıbrıs sorununun çözümünde kararlıysa, Kıbrıs sorunu çözülür. Yeter ki o kararı versinler ve sorumluluğu yükümlensinler. Yapmazlarsa Kıbrıs sorunu o zaman zor çözülür, bölünme derinleşir ve sorun kronikleşir.'' Talat'a göre ''Uluslararası toplum ciddi bir yükümlülük altına girmek zorundadır. Eğer girmezse Kıbrıs sorununun çözümünü unutmak zorundadır. Bu ise uluslararası birçok sorunu harekete geçirir ve fitiller. Eğer bunu göze almazsa, ki ben alamayacağını düşünüyorum uluslararası toplumun, dolayısıyla Kıbrıs sorunu ile daha yakından ilgilenmesi lazım. İzolasyonların kalkması lazım. İzolasayonların kalkması Kıbrıs sorununun çözümünün en ciddi motor gücüdür. Yeter ki izolasyonlar kalksın, göreceksiniz ki Kıbrıs Rum tarafı masaya oturur ve Kıbrıslı Türklerle güç pazarlığı, eşit bölüşüm pazarlığı yapar''.
5. Ve de ana koşul. Talat'a göre şu: ''Bizim açımızdan en önemli unsur olan güç bölüşümü, eşit siyasi ortaklık ancak bu yolla gerçekleşebilir ve Kıbrıs sorunu çözüme kavuşturulabilir. Bunun mutlaka bi-linmesi lazım. Biz Türk tarafı olarak çözüme paylaşıma hazırız. Siyasi eşitlik, iki kurucu devletin eşit statüsü, garantilerin olacağı bir anlaşmaya hazırız. Garantiler bizim açımızdan son derece önemlidir. Garantilerin olmadığı bir anlaşma halkımız tarafından benimsenmiyor''
6. Eksik olmaması için yazayım Cumhurbaşkanı Talat, Annan Plânı'na bakışını da şu sözlerle aktardı: ''Rum tarafı Annan Plânını şeytanlaştırdı. Annan Planı ne olursa olsun müzakerelerde bir çerçevedir, zemindir. Oradadır. Gökten zembille inmedi. Uzun yılların müzakereleri ile ortaya çıktı. Hukuki bir gerçek oluşturdu. Kıbrıslı Türkler gitti ve kendi kaderlerini tayin etmek için oy verdi. Bu, bütün dünyanın gözü önünde oldu. Kıbrıslı Türklerin kendi kaderlerini tayin hakkı ve ayrı bir varlık oldukları çok açık ve net bir şekilde ortaya kondu. Kıbrıslı Türkler dolayısıyla kendi kaderlerini yine kendileri belirleyecekler, başka yolu yok.''
Yeni sayfa açılmasına davet yapıldığı bugünlerde haberler akıp giderken, önce söylenenlere bakalım dedim.

   393 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Makarios ne söyledi ve ne yaptı?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Denktaş soruyor: Selâmet mi, felâket mi?
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Türkiye'den su
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas, "tencere dibin kara" demiş
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Muhalefet partileri bu gidişe el koymalı
  13 Nisan 2008, Pazar   PAZARLIK: Dondurmalı, Carrars'lı çözüm
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Komutan Başbuğ: KKTC bir gerçektir
  11 Nisan 2008, Cuma   Komutan Başbuğ, KKTC ve kırmızı çizgilerimiz
  10 Nisan 2008, Perşembe   Yatırımı iktidar özendirir
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Bakir doğumu da reddettiler