Nereye kadar?
Rauf R. Denktaş

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   21 Nisan 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

"Görüşmeler başladı-barış, hemen şimdi barış" diyerek Rum'un barıştan, uzlaşmadan ne anladığını düşünmeyenler veya düşünmek istemeyenler Kıbrıs yeniden kan deryasına döndüğünde ve bu kez "bekledim de gelmedin" şarkılarının da yarar sağlamadığını gördüklerinde "geriye dönüşü olmayan" yola girdiklerini anlamış olacaklardır ancak bunun da kimseye yararı olmayacaktır.
Rum liderliğinin 45 yıldır oynamakta olduğu oyunun yeni bir perdesini açmış olduğunu bilmemek için bugün doğmuş olmak gerekir. Kıbrıs Türk halkı bugün doğmuş değildir. Kıbrıs Türk halkı 1878'leri, 1923'leri yaşamış, 1931 isyanı ile kavrulmuş, 1950 Enosis Plebisiti'nde gözlerini iyice açmış,             1954-55-58 yıllarında su borularından silah yaparak hayatını ve namusunu kurtarmak için siperlere girmiş, direnişi sayesinde 1959-60 Antlaşmaları ile Enosis'i önleyerek bir Ortaklık Devleti'nde kurucu eşit haklarla Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bağımsızlığında ve egemenliğinde Rumlarınkine denk eşit haklar elde etmiştir. Bu hakları Akritas Planı gereğince gasp edilmeye başlanınca yeniden siperlere girmiş, toplu mezarlara rağmen garantör Türkiye- anavatanı- gelinceye kadar tarihi bir direnişle haklarını korumasını bilmiş, yeniden ve bu kez kalıcı bir anlaşma yapılabilmesi için her esnekliği göstermesine rağmen, Rum tarafının Kıbrıs'ın tümüne sahip çıkmanın ötesinde bir niyeti olmadığını anlayınca kendi devletini kurmak zorunda kalmıştır.
Bütün bu gelişmelere ve gerçeklere rağmen ABD'nin ve İngiltere'nin kendi çıkarları için, suçlu Makarios ile şürekasını cezalandıracaklarına onlara "meşru hükümet" ünvanını bahşetmiş olmalarının acı ve utanılacak sonucu 45 yıl Kıbrıs Türkleri'ne yapılan haksızlık olmuştur. Yalana dayalı bir zeminde Kıbrıs Türkleri'ni yeniden, Rum'un gün gele yırtıp atabileceği bir zemine mahkûm etmek eylemi pervasızca devam etmektedir. Klerides'in deyimi ile "masaya taktik gereği oturan" Rumların yeni lideri, ABD ile İngiltere'den ve diğerlerinden aldığı güçle elini iyice açmış olduğu halde bu ülkeler ve yeni BM Genel Sekreteri yüzümüze bakarak "kaybedil-memesi gerek yeni bir fırsattan" bahsetmeye başlamışlardır.
Bunlara göre Hristofyas'ın yeni bir anlaşma için ileri sürdüğü şartlar olumludur ve kaybedilmemesi gereken fırsatın da göstergeleridir. Bunlara baktığımızda, Kıbrıs Türkleri'ni mutlak yok edilmekten kurtarmış olan Garanti Anlaşmaları'na gerek olmadığını, Kıbrıs Türkleri'ne yeniden Rumların, Ermenilerin, Maronit ve Latinlerin haklarını gölgeleyecek toplumsal hakların verilemeyeceğini, varılacak sonucun işlerliğine dikkat edileceğini (yani 'işlerliği yoktur' diyerek Türklere verilmiş olan haklardan kurtulma yoluna çıkmış olan Rum tarafının esas hedefe vararak Türklere sadece yasalar altında eşitlik veri-lebileceğini); federasyonun sadece Türk askerini adadan çıkarmak için mecburen kabul edilen (1960'ta olduğu gibi) bir sonuç olacağını, garantiler kalktıktan sonra gereğini yaparak "işlerlik" adı altında ve "AB normlarına uydu, uymadı" diyerek Kıbrıs'ı Türk'ten arındırma planına devam etme hakkının mahfuz tutulduğunu görmemek için kör ve sağır olmak veya son 50-60 yılın gerçeklerini bilmemek gerekmektedir.
Yalan ve yanlış üzerine geleceğimizi tayin etmiş ve bunu bize zorla kabul ettirmek için baskı yapanlara bu halkın söyleyeceği çok şey vardır herhalde. Şimdi ve hemen barış diyenlerin dışında kalan sessiz çoğunluktan ve Türk ulusundan bu sesi işitmek istiyoruz: KKTC'ye ve Türk garantisine dokunmayınız. Bizi aptal yerine koymayınız.

   4208 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  17 Nisan 2008, Perşembe   Çözümsüzlük çözüm mü?
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Selamet mi, felâket mi?
  15 Nisan 2008, Salı   Çağlayan denince
  03 Nisan 2008, Perşembe   İsimsiz bir "elçi" şöyle diyor: Mantığa meydan okumak
  01 Nisan 2008, Salı   Adil ve kalıcı çözüm
  27 Mart 2008, Perşembe   Statü meselesi
  24 Mart 2008, Pazartesi   Duvarlar kalksın
  23 Mart 2008, Pazar   Başlıklara bakalım
  22 Mart 2008, Cumartesi   Dost Yunanistan !
  19 Mart 2008, Çarşamba   Tarihten bir yaprak