Bir adım önde olmak var ya!..
Reşat Akar

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   7 Nisan 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, uzun süredir Kıbrıs konusunda konuşmuyordu...
Hristofyas'ın kazanması sonrasında, bu değişimin, Kıbrıs sorununun çözümü yönünde hayırlı ve uğurlu olmasını dilemişti...
Sonra İsveç'ten 2 önemli bir mesaj gönderdi:
1-Bir adım önde olma siyasetimizi sürdürüyoruz...
2-Önce Yunan askerleri adadan çekilsin, sonra Türk askeri de çekilir...
İki mesajın da altını çizmek istiyorum...
Bunlar son derece önemli ve kritik mesajlar...
"Bir adım önde" siyaseti demek, Kıbrıs Rum tarafı önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak plan konusunda, Birleşmiş Milletler'e 'görüşmeye hazırım" derse, siz de bunu görüşeceksiniz demektir...
Rum tarafı "Bu planı onaylıyorum" derse, siz de itiraz etmeden onaylayacaksınız demektir...
Siyasette 'kelime oyunları' olduça önemlidir...
"BM'nin yeni plan hazırlamasını olumlu karşılıyoruz. Ancak tavrımızı, bu planı gördükten sonra belirleyeceğiz" demek başkadır...
"Karşı taraf bir adım atarsa, biz iki adım atarız" demek başkadır...
O nedenle 'Bir adım önde' siyasetini şahsen sakıncalı buluyorum...
Gelelim asker çekme meselesine...
Bu konuyu bir Kıbrıslı Rum gazeteci dostuma sordum: Güneyde kaç tane Yunan askeri var?..
Yanıtı:Galiba 5-6 bin...
Diyelim ki, gerçek rakamı saklıyor...
Ya da gerçek rakam, tahmin ettiğinden daha fazla...
Mesela 20 bin Yunan askerinin, güneyde bulunduğunu düşünelim...
Rum Milli Muhafız Ordusu'nun, yedekleriyle birlikte 115 bin civarında askeri olduğunu da dikkate alalım...
Yarın, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis "Tüm Yunan askerlerini adadan çekiyorum" derse...
Ve BBC, CNN, Euro News gibi kanallar, Yunan askerlerinin gemilerle ayrılışını yansıtırsa...
O zaman ne olacak?..
Türk askerine de 'kuzu kuzu çekil" demeyecekler mi?..
Komşu ülkeler arasındaki toprak anlaşmazlıklarıyla ilgili birçok 'yaşanmış olay' dinledim...
Uluslararası kuruluşlar, iki taraf arasındaki anlaşmazlıklarla ilgili toplantılarda konuşulanları ve varılan anlaşmayı not ederler...
Taraflar, bunun altına imza atsalar da atmasalar da sorumluluk altına girerler...
İleride "Benim hükümetim, ya da parlamentom bunu kabul etmedi... Kabul etmediği sürece ben bu anlaşmayı uygulamam" diyemezler...
Çünkü toplantıda 'karar veren' kişi sizi temsil eden kişdir ve o masaya oturmuşsa, yetkiyle oturmuştur...
Dolayısıyla, bir bakanın, ya da Başbakan'ın ağzından çıkan sözler, toplantı sırasında kabul ettiği öneriler son derece önemlidir...
Hatta bağlayıcıdır...
Bizler, olası yeni Kıbrıs devletinde ne kadar hak sağlayacağımızı ve sınırlarımızı tartışırken, karşılıklı askeri çekilmesi, ya da limanların açılması, Kıbrıs sorununun büyük ölçüde ortadan kalması anlamına gelir...
'Satma meraklısı' olan bizler sayesinde zaten toprağımız olduça azalmıştır...
Sonunda "vallahi de, billahi de yüzde 29 artı" masalını ağzımıza tıkarlar ve hepsimizi mesarya ovasında hapsederler...
Aklımızı yitirmişsek, bu yolda ilerleriz!..

   612 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Bizimkilere örnek olsun
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bir garip memleket
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Endişelendiren gelişmeler
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas çok şanslıdır
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Kemancı ve zurnacı
  13 Nisan 2008, Pazar   Güney'e dondurma seferi
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Kendimiz etmişiz
  11 Nisan 2008, Cuma   Royters'e bile ambargo olur!
  10 Nisan 2008, Perşembe   Avrupa'ya kaç tercüman göndereceğiz?
  08 Nisan 2008, Salı   Uyanık olmak