|
Fincandaki kahve telvelerine bakarak sorunu okuyanlar çok! Kimileri "gelecekte eğer ödün vermezsek işimiz nanay" diyerek okuyorlar, kimileri korkudan titrerken, "aman ele geçti, sakın ola gitmesin birleşik Kıbrıs" yorumunu yapıyorlar. Buna karşılık: Selefi Papadopulos'un Türk'e nefreti dolayısıyla düşmanlıkla sarmalanmış beyni akıl yitimine uğrayıp görevi boyunca allem kallem ettiği soruna nazire, şimdilerin Hristofyas'ı tutun ki boğazımızı sıkmak için kadife eldiven giydi! Hem uzatıp sıktırıyor hem de gözlerden kaçırdıkça boş böğrümüze vuruyor. Yani bizimkiler kahve telveleri okuyup geleceklerin falına bakarken o ayakları yere basan yeni stratejisiyle politika yapıyor. Mesela Lokmacı'nın açılmasına cevaz veriyor sonra AB ve BM'ye mesaj. Diyor ki; "Birleşik Kıbrıs için adım atınız dediniz, işte Lokmacı'yı açtık. Şimdi sıra sizde. Bir adım da siz atın kaldırın Lefkoşa'dan askeri!" Zaten hedefini kırmızı çizgileri diyerek çoktan saptamış: Evvel emirde eğer çözüm istenirse kayıtsız şartsız Türk askeri adadan gitmelidir. Biline ki bundan sonra sorunun mihenk taşına vuracak olan "işgal altındaki topraklarımız" dedikleri Kuzey'deki işgalci Türk askerinin gitmesi uğraşları olacaktır. Hem de "çözümü beklemeden değil, hem öncesinde ve çözüm için! DOLAYISIYLA TİREYİP KENDİMİZE GELMELİYİZ: Bu adada en kötü olasılıkla nasıl bir çözüm olurdu? "Annan Planı çerçevesinde!" Çok şükür öncesi çözüm alternatifleri gibi bu musibeti de savdık. Şimdi düşünce praktisi yapalım. Savdık da ne oldu? Daha mı iyi daha mı kötü? Çok daha iyi. Çünkü hem Rum'un Kuzey'e dönmesine kapıları kapadık, hem de iki bölgeli, iki halklı, siyasi eşitliğe dayalı iki kurucu devlet olgusunu öne çıkardık. Yani Kuzey'in muhtarlık değil, devletlû olduğunu çaktık. Bir öteki kötüsü ne olurdu: Federasyon mu? Onu da yukarıdaki "olmazsa olmazlar" parantezine alıp, "olacaksa böyle olacak" dedik. Şimdi bir de "daha iyi" olanlara bakalım: Kesinlikle iki devletli konfederal sistem. Yani sınırların yeniden düzenlenerek, mülk konusunun tazmin, takas yoluyla halledilmesi. Görüşmeler bunlar için yapılır, koşulu da Kuzey Türk Devleti ile Güney Rum Devleti arasındaki anlaşma olur! Tabii ki birleşik Kıbrıs efkârı kadük hale gelir, yerini sınırlar ve kapılar alır. Buna karşılık AB'ye zaten sandalyelerimiz hazır, üyesi yazılırız. Çok daha iyimser ve pembe umutla tutun ki bir gün ve bu iki devletlilik esasında iki halk birbirini seven iki komşu haline de gelir, dünyaya parmak ısırtacak barışçı tutumlarda işbirliği de yapar… FAKAT EĞER SİZ BÖYLESİ yalın, anlaşılır ve aklın mantığın gereği olan siyasi çözüm yerine yat kalk Allah Rum'la ille de aşna fişne olmayı, aynı Meclis’te birlikte kararlar almayı, ikide bir Rum'a nazire askerin adadan gitmesi için bağırıp çağırmayı ve Türkiyesiz bir Kuzey Türk halkı propagandasını sürdürmeyi "çözümün" esası diye lanse ederseniz Hristofyas neden önüne altın tepsi içinde konmuş bu "isteklerinizden" yararlanma aklını göstermesin? Zaten onun da şimdilerde yaptığı budur, "KKTC'de çıkan muzır sesler Hristofyas'ta yankılanmaktadır!"
|