Türkiye için çok önemli bir gün
Yusuf Kanlı

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   31 Mart 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Anayasa Mahkemesi'nin 11 asil üyesi hafta sonunu çalışma odalarında fazla mesai yapıp Raportör Doç. Dr. Osman Can'ın Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kapatılması istemiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın hazırladığı iddianame ile ilgili raporunu incelediler. Bugün de, eğer son anda bir değişiklik olmaz veya yüksek mahkeme üyelerinden herhangi birisinin "incelemeyi tamamlayamadım" itirazı gelmez ise, Anayasa Mahkemesi toplanıp, AKP aleyhindeki davanın "şekil açısından" açılmasına engel olmadığına, veya Başsavcıya iade edilmesine karar verecek.
Her halükarda, 31 Mart Pazartesi günü Anayasa Mahkemesi'nin vermesi beklenen karar ne şekilde olursa olsun Türkiye'nin önümüzdeki aylarını belki de yıllarını etkileyecek önemde olacak. Dolayısıyla, 31 Mart Pazartesi günü çok önemli bir gün olacak.
Enteresan bir rastlantı tabii ki… Yine 31 Mart, yine önemli bir gün… 31 Mart şeriatcı ayaklanmasının esasında miladi takvime göre 14 Nisan 1909 tarihinde olduğu dikkate alınırsa belki bağlantı kurmamak daha doğru olacak, ama yine de enteresan bir çakışma değil mi? Belki, ülkedeki "karşı devrim" korkusunun Cumhuriyet'in kurulmasından önceye, Türkiye'nin Batıya yönelmesi ile yaşdaş olduğunun daha iyi algılanması açısından hatırlatmakta yarar var…
Anayasa Mahkemesinin vereceği kararın ne olacağını önceden söylemek ne mümkün, ne de haddimiz. Mahkeme üyelerinin hangi cumhurbaşkanı döneminde atandıkları, daha önce verilen kararlarda hangi yönde oy kullandıkları ve benzeri değerlendirmeler ile varılacak sonuçlar hem yanlış hem de yüce mahkeme ve üyelerine büyük saygısızlık olacaktır. Evet, "Cumhurbaşkanlığı oylamalarında 367 nisabı aranır" kararıyla geçen Nisan ayında yüce mahkemenin itibarı oldukça zedelendi, ama adalete, adil yargılamaya, "hukukun üstünlüğü" ilkesinin, "politikanın gerekleri"nden daha önde olacağına olan inancımızı da muhafaza etmeliyiz. Nihayette herkesin adalete bir gün ihtiyacı olacaktır, zedelememek lazım. Adalete inancımızdan vazgeçmeyi kabul edemeyiz.
ADALETE GÜVENMEKTEN VAZGEÇEMEYİZ
Yüce mahkemenin kararı her ne olursa olsun elbette ki Anayasa'ya dayanacaktır ancak nihayette tabiatı itibarıyla "politik" olacaktır. Dünyanın her yerinde benzer yüksek mahkemelerin kararları da benzer kategoride olagelmiştir. Bu Türkiye'ye özgü bir gelişme olmayacaktır. Niye Anayasa Mahkemesi kararı politik sonuç doğuracaktır? Çünkü karar ne olursa olsun politik sonuçları olacaktır. Karar ne olursa olsuın önümüzdeki dönemde üzerinde çok tartışacağız.
Pazartesi günkü bu önemli toplantı öncesinde Ankara'da yaşanan bir diğer tartışma da Anayasa Mahkemesi'nin esasında "davayı reddetme hakkı olmadığı ve esasında 14 Mart günü Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın "AKP şeriatçı aktivitelerin odağı oldu" savıyla kapatma davası dilekçesini vermesiyle kapatma davası sürecinin başladığı iddiasıdır. Böyle bir iddia tabii ki adalet kavramıyla, yerleşmiş yargılama usulleriyle ve Yargılama Usulleri Kanunu'yla bağdaştırılması mümkün değildir. Nasıl olur da bir mahkeme savcının sunduğu savın ve kanıtların suçlamaya ve yargılamaya yeterli olmadığı durumlarda nasıl "Yargılamaya gerek yoktur" kararı veremez?
İkincisi, Ankara'da dolaşan dedikodulara göre raportörün hazırladığı ve henüz mahkeme üyelerinden başkasının görmemesi gereken "gizli" raporun iddianamenin "başsavcıya iade edilmesi" seçeneğini belirtmekle birlikte daha çok davanın kabulü eğiliminde olduğu… Rapor gizli, henüz bizler okumadık. Doğru mu bilemiyoruz. Bildiğimiz raportör ne yazarsa yazsın mahkeme üyelerini bağlamaz. Anayasa Mahkemesi kararları incelenirse rapörtörün dediğinin aksine sonuçlanmış onlarca karar bulunacaktır.
Dolayısıyla suyu bulandırmanın alemi yok bu gibi dedikodular ile…
SÜREÇ NASIL OLACAK?
Bilinmesi gereken, Pazartesi günü toplanması planlanan Anayasa Mahkemesi, rapora ilişkin tartışmanın ve değerlendirmelerin ardından, oylama yaparak davanın görüşülmesinin kabul edilip edilmemesini karara bağlayacak. Raportörün hazırladığı rapor tabii ki üyeler tarafından dikkate alınacak, ama karar açısından bağlayıcı olamayacak. Tartışma ve değerlendirmeler sonrasında, 11 üye oylama yapacak.
En zayıf ihtimale göre, Anayasa Mahkemesi "iddianamenin iadesi" yönünde karar verirse, bu durumda dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na geri gönderilecek. Ancak böyle bir olasılık, AK Parti davasının sonlanması anlamına gelmiyor. Yargıtay Başsavcılığı bu durumda eksikleri gidererek iddianameyi yeniden Anayasa Mahkemesi'ne gönderebilecek veya davadan tümüyle vazgeçebilecek.
Davanın açılması için salt çoğunluğu oluşturan 6 üyenin "evet" oyu yeterli olacak. Yüksek Mahkeme, davanın kabulüne karar verirse, iddianamenin bir örneği ön savunma hazırlaması için AKP'ye gönderilecek.
AKP ön savunma için ek süre talep ederse, bu talebi de mahkeme heyeti değerlendirerek karar bağlayacak. AKP'nin ön savunmasını tamamlamasının ardından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Yalçınkaya, esas hakkındaki görüşünü bildirecek. Bu görüş de AKP'ye gönderilecek. Daha sonra belirlenecek tarihte Başsavcısı sözlü açıklama, AKP yetkilileri ise sözlü savunma yapacak. Bu sürecin ardından Anayasa Mahkemesi karar için toplanacak.
Bu bahsettiğimiz süreç aylar alacak… Bir yandan mahkeme ile ilgili gelişmeler, bir yandan AKP'nin engelleme çabaları ile oldukça yoğun ve gergin bir dönem yaşayacağımız muhakkak…
(Yusuf Kanlı'ya ykanli@hotmail.com veya yusufkanli@gmail.com adreslerinden ulaşabilirsiniz)

   953 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   301 reformu… Gerçekten mi?
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Kayıp Türkler veya kayıp Avrupalılar
  07 Nisan 2008, Pazartesi   AKP'yi veya Türkiye'yi kurtarma operasyonu
  24 Mart 2008, Pazartesi   Vizyonumuz var… Ama yeter mi?
  17 Mart 2008, Pazartesi   Olağanüstü günler, acayip işler
  11 Mart 2008, Salı   Lalihanlar zaten hiç yaşamadı ki!
  03 Mart 2008, Pazartesi   Şu 'Kemalist zulüm'!
  26 Şubat 2008, Salı   Güney Kıbrıs'ta kime 'hoşgeldin' diyoruz?
  25 Şubat 2008, Pazartesi   Kedi tırmaladı
  19 Şubat 2008, Salı   Kıbrıs'ta umut ışığı