Perdenin karagözleri
Ahmet Göksan

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   2 Mart 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren iki seçim geçtiğimiz günlerde yapıldı. Alınan sonuçlar, büyük beklentilere karşın, kaygıların giderilemeyeceğinin göstergesi olmaktadır. Farenin dağı bile doğramadığını da söylemek olasıdır.
Güney Kıbrıs ve Ermenistan'da alınan sonuçlar kişilerin değişikliğinin ötesine ne yazık ki geçememiştir. Her iki ülke de sertlik yanlısı siyasetçilerden kurtulmuştur. Genel görüntü bu olmasına karşın, Türkiye'ye karşı izlenecek olan politikalarda her hangi bir değişikliğin olmayacağı duyuruluyor.
Sertlik yanlısı Robert Koçaryan'ın yerine seçilen Serj Sarkisyan, bugüne değin izlenen politikalarda her hangi bir değişikliğe gidilmeyeceğini söylüyor.
Başbakanlık makamından cumhurbaşkanlığına gidilen yolda Bay Sarkisyan'ın, Savunma Bakanı olarak Karabağ ve Hocalı'daki Azeri soykırımını yönettiği unutulmamıştır.
Bay Sarkisyan açıklamasında, başta soykırım olmak üzere, işgal altındaki Azerbaycan toprakları ve ayrılıkçı terör konularında her hangi bir değişikliğe gidilmeyeceğinin vurgusunu yapıyordu. Aksini söylemiş olsa şaşırtıcı olurdu…
Türkiye'yi her ortam ve fırsatta yok saymakla yetinmeyen, ortak sınırı tanımayan, Anayasasında Türk düşmanlığı içeren hükümler olan ve yeni kuşakları bu doğrultuda eğiten ve yetiştiren Ermenistan'la ilişkilerin nasıl düzeleceğini bilen varsa beri gelebilir.  
Ermenistan'da olduğu gibi Kıbrıs'ın güneyinde gerçekleşen değişiklik sadece isim ve kişi bazında olmuştur. Daha ileri bir açılım beklemenin boşuna olacağını söylemek durumundayız.
Rum Temsilciler Meclisi Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri olan Dimitris Hiristofyas, 2. tura kalınca Papadopulos'un partisi ile pazarlığa oturdu. Bir dönem önce yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde pazarlık görüşmelerinin tersi yaşanmıştır. Geçen dönemde Papadopulos, AKEL'in oyları ile başkanlığa seçilmiştir.
Benzer uygulamayı Hiristofyas yaparak başkanlığa seçildi. Karşılığında Papadopulos'un partisine Temsilciler Meclisi Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve iki bakanlığı veriyor.
Bu uygulama ile piyonların öne çıkarılması sonrasında, Papadopulos perdenin gerisinde işlevini sürdürecektir. Kilisenin de isteği bu şekilde uygulamaya konmuş oluyor.
Son günlerde Hiristofyas'tan beklentiye girenlere, O'nu koyacak yer bulamayanlara birkaç sözümüz daha olacaktır. İyi polis ile kötü polis oyununu oynamak gereksizdir.
Hiristofyas'ın partisinin yaklaşımı ve söylemler ortalık yerdedir. Bu nedenle "çözüm oluyor. Kıbrıs sorununu çözeceğiz" diyenlerin fazladan aceleci davrandıklarının bilinmesi gerekiyor.
Bizler AKEL'in ne olduğunu ve neler yaptığını biraz olsun bilenlerdeniz. Bu partinin yıllar öncesinde Türkleri tuzağa düşürmek için kurduğu "Türk Kolu Dairesi"ni bilenlerin sayısının fazla olmadığını düşünüyoruz.
Türk Kolu Dairesi'nin 22 Ekim 1954 gününde yayınladığı 2330 sayılı bültenin 1 - 3 sayfasında adadaki Türk vakıflarına ilişkin bilgiler yer almaktadır.
Bakınız ne diyorlar: "Evkaf mallarının toprağı işleyene, ihtiyacı olana verilmesi için Türk ve Rum rençberlerinin (çiftçilerin) mücadelesi ortaktır"…
Bildirilerine koydukları bu ilkelerini yıllarca uygulamaktan geri durmadılar. Amiyane söylemle kafa kola aldıkları İngiliz sömürgecilerini de kullanarak Türk vakıflarına ait olan gayrimenkullerin tapularını aldılar. Geçersiz olması gereken bu tapuları, şimdilerde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde kanıt olarak ortalık yere koyarak Türkiye'yi suçlayıp kazanım elde etmeye çalışıyorlar.
Siyasetçiler ne yapıyor diye merak ediyorsanız, yaşananlardan sonra yanıtını kendiniz verebilirsiniz…
Bir başka belgeyi de paylaşmak istiyoruz: "Türk halkına geniş milli, siyasi, sosyal gelişme, dil ve vicdan özgürlüğü, geniş milli serbesti sağlanması için Türkler, demokrat Yunan halkının yanı başında mücadele edecektir. AKEL hiçbir milliyet ve din farkı gözetmeden bütün Kıbrıs halkına daha iyi bir gelecek ve bahtiyarlık sağlamak için mücadele etmektedir".
İlk amaçlarını Rusya'ya "iltihak" olarak savunanların, Türklerin kendileri gibi Yunanistan'ın yanı başında mücadeleye çağırıyor olmalarının değerlendirmesini bilgilerinize sunuyoruz.
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olarak AKEL'in yaklaşımını       tersten savunanların biraz olsun insaflı olmaları gerekir diye düşünüyoruz.
Sevgi ile kalınız…

   592 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Sahibinin sesi
  13 Nisan 2008, Pazar   Berlin notları (2)
  07 Nisan 2008, Pazartesi   Berlin notları -1-
  09 Mart 2008, Pazar   Güllü rüzgar
  17 Şubat 2008, Pazar   Israrın yanlışı
  10 Şubat 2008, Pazar   Maydonoz satanlar
  03 Şubat 2008, Pazar   Ebenin körü
  27 Ocak 2008, Pazar   Bohçanın yamalısı