Bir hikaye
Arman Ratip

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   5 Mayıs 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir varmış, bir yokmuş... Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir ülkede Tromalian ve Baratan adlı iki ulus yaşarmış. Bunlar iki ayrı  dil, din ile iki ayrı ulus olmalarına rağmen, başka büyük bir ülkenin kolonisi olarak beraberce ancak iki ayrı toplum olarak yaşamışlar. Gel gün, git gün, daha büyük nüfusa sahip olan Baratanlılar kolonisi oldukları ülkeye karşı terörist eylemlerle başkaldırmışlar. Ancak Baratanlıların esas amacı ülkenin bağımsızlığı değil, anavatanları ile birleşmekmiş. Eh... Tromalianlılar da boş durur mu? Onlar da öz vatanlarından destek alarak, kendi toplumlarına karşı terörist eylemler düzenleyen Baratanlılar ile mücadele etmeye başlamışlar.
Kısa bir süre sonra ülkeyi koloni olarak idare eden ülke, Tromalianlılar ile Baratanlıların anavatanları ile birlikte görüşmeler başlatmışlar. Görüşmeler sonuçlanmış ve iki toplum güya ortak bir cumhuriyet kurmuşlar. Bu yeni Cumhuriyette nüfusu daha büyük olan Baratanlılar yüzde 70, Tromalianlılar ise yüzde 30 nisbetinde temsil ediliyorlarmış. Yani yeni cumhuriyette ortak olmalarına rağmen Tromalianlılar bir azınlık olarak kalmışlar. Ancak tüm ülkeye sahip olma sevdası ile hayaller kuran Baratanlılar yeni cumhuriyet içinde yüzde 30 temsiliyet ile yer alan Tromalianlılara bunu bile çok görmüşler ve 3 yıl gibi kısa bir süre sonra onları hükümetten kovup saldırıya geçmişler. Katliamlara, cinayetlere maruz kalmışlar... Tromalianlılar büyük güçler karşısında savaşmışlar, mücadele etmişler. Evlerinden, köylerinden, kasabalarından kovulmalarına rağmen bağımsızlıkları için büyük bir mücadele vermişler ve ülkenin değişik bölgelerinde küçük kantonlar içinde kalmalarına rağmen Baratanlılara teslim olmamışlar. Tam 11 yıl inanılmaz kötü şartlar altında yaşamlarını ve insanlarının ayakta kalmalarını sağlayan koşullar yaratmışlar. Anavatanlarının büyük yardımları ile direnmeye devam etmişler.
Baratanlılar, artık anavatanları ile birleşme zamanının geldiğini düşünerek harekete geçince Tromalianlıların anavatanı bu birleşmeyi engellemek amacıyla uluslararası anlaşmalara dayalı haklarını kullanarak ülkeye müdahele etmiş ve sonunda Tromalianlılar kendi devletlerini kurarak bağımsız, egemen bir devlet olarak yaşamlarını sürdürmüşler. Baratanlılar da kendi cumhuriyetleri içinde kalmışlar. Ancak Baratanlılar yine tüm ülkeye sahip olmak için bir \"Tromalibaratan\" ulusu yaratmaya çalışmışlar. Tromalian\'daki iktidar ise ülkeleri tanınmadığı için ille de Baratanlılar ile görüşme başlatmak istemişler. Bu iktidar, Baratanlılara  ülkede hiç bir gerginlik ve savaş durumu olmamasına rağmen, \"bu ülkeyi tekrar birleştirelim\" politikası izlemeye başlamış. Tabii bir \"Tromalibaratan\" ulusu yaratmak isteyen Baratanlıların ekmeğine bal sürmüş bu politika....
İki taraf komiteler oluşturmuşlar. Tromalianlılar ve iktidardaki hükümet hep iyi niyetle ancak yanlış politikalarla  Baratanlılara hep kıyak yapmak istemişler. \"Size su da verelim, toprak da verelim, yeter ki siyasal eşitliğe dayalı ortak bir devlet kuralım.\" demişler. Ancak ülkenin tümüne sahip olmak isteyen Baratanlılar ve onların hükümeti ve halkı, \'Biz hepimiz Tromalibaratanız. Tek devlet. Tek kimlik politikasında ısrar etmişler..
Sonunda Tromalian devletinin yaşaması için ve herhangi bir çözüm içinde bu devletin varlığının devamı için mücadele veren halk iktidarında gerçekleri görüp, yanlış politikalardan vazgeçmesini sağlamışlar, uluslararası toplum gelişmeleri hayretler içerisinde izlemeye devam etmiş. Uluslararası hukuk altındaki haklarını savunan Tromalianlılar ergeç istedikleri tanınmanın gerçekleşmesi için kolları sıvamışlar. Onlar ermiş muradına bizde çıkalım kerevetine demek şu anda mümkün olmamakla birlikte, insanoğlu umutla yaşar di-yerek son verelim hikayemize. Şimdilik.... Ben de bıraktım da geldim...

   507 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  13 Nisan 2008, Pazar   Çizgiler ve statüko
  06 Nisan 2008, Pazar   "Üst düzey" (Hikaye)
  30 Mart 2008, Pazar   Ağın dışında olmuyor
  23 Mart 2008, Pazar   Potpourri
  16 Mart 2008, Pazar   Hangi politika?
  09 Mart 2008, Pazar   Ne Lokmacıymış ama...
  02 Mart 2008, Pazar   Bazılarının umudu
  26 Şubat 2008, Salı   Sn. Talat'a yanıt
  17 Şubat 2008, Pazar   Türkiye futbol dünyası
  10 Şubat 2008, Pazar   Milliyetçi olmak suç mu?