|
|
|
|
|
Haftada bir yazıyorum ve yazım Pazar günleri yayınlanır. Bu defa ikinci yazıyı yazmaya mecbur hissettim kendimi. Neden mi? Çünkü KKTC Cumhurbaşkanı Sn. Talat'ın söyledikleri yenir yutulur cinsten değildi de ondan... 22 Şubat Cuma günkü "Halkın Sesi'nde yayınlanan açıklamasında Sn. Talat şöyle dedi: "Dünya ile kavga ederek bir yere varamazsınız. Dünya şu anda Kıbrıs'ta birleşik Kıbrıs istiyor. Biz de dünya ile uyum içinde çözüm siyaseti güdüyoruz. En kolay yol çözümdür. Çözüm kapının arkasında, ancak kapıyı açmak kolay değil..." İşte bu açıklaması ile Sn. Talat'ın ne kadar yanlış yolda olduğu, politikaya girmeden, girdikten sonra, iktidara gelmeden ve geldikten sonra kendi inandığı birleşik Kıbrıs siyasetini "dünya birleşik Kıbrıs istiyor" sözleri ile KKTC halkına takdim etmeye çalıştığı ortaya çıkmaktadır. Talat KKTC'ye inanmıyor ve KKTC'nin tanınmasını istemiyor. Biz bunu anladık. Bir defa KKTC'nin tanınması için dünya ile kavga etmeye gerek yok. Hem dünyanın birleşik Kıbrıs istediğini de nereden çıkardınız Sn.Talat? Halk bilmeli ki böyle birşey yok. Birleşik Kıbrıs'ı isteyen sizsiniz Sn.Talat. Hem zaten Rum Birleşik Kıbrıs'ı (eşitliğe dayalı federal çözümü) kesinlikle kabul etmez. Rumun istediği çözüm, federal olsa bile nüfuslara dayalı ve hiçbir şekilde eşitliği içermeyen bir çözümdür. Yani Rum'un istediği KKTC'nin ortadan kalkması ve Kıbrıs Türklerinin azınlık olarak Rum Kıbrıs Cumhuriyeti'ne entegre olmasıdır. Eğer siz bunu istiyorsanız o zaman KKTC ne olacak? KKTC'ye inanıp inanmadığınızı halka açıklamak durumundasınız. Devlete sahip çıkıp çıkmama konusunda bir karar verip bunu açıklamalısınız. "Biz çözüm istiyoruz. Biz Birleşik Kıbrıs istiyoruz." diye haykıran siz ve hükümetinizdir. Tabii ki dünya da sizin ve hükümetinizin söylediklerine göre hareket ediyor ve Kıbrıslı Türkler devletlerinin tanınmasını istemiyor, Rumlarla birleşmek istiyor düşüncesine kapılıp bu düşünceye göre siyaset yapacaktır. Siz ve hükümetiniz "KKTC tam 25 yıllık bir bağımsız egemen devlettir ve uluslararası hukuk altında tanınma hakkına sahiptir. KKTC tanınmalıdır." deseniz işler elbette çok farklı olacak. KKTC'nin tanınmasını istemek dünyayla kavga etmek anlamına gelmez. Dünyanın sizinle kavga etmeye hiç niyeti yok. Dünyanın başka işi yok da küçücük KKTC devleti ile mi kavga edecek?... Siz kendi düşüncenizi halka inandırmaya çalışıyorsunuz. Siz birleşik Kıbrıs peşinde koşuyorsunuz. KKTC devletinin tanınmasını istemek KKTC halkının en tabii hakkıdır. Bu hak ne tartışılır, ne de bu hak ile kavga edilir. Kosova konusunda Sn. Talat'ın söylediklerinin dünyada bugün gelişen olaylarla hiçbir ilgisi yok. Talat diyor ki : "Kosova'nın dünyayla uyumlu şekilde götürdüğü prosedürü örnek almalıyız..." Olacak iş değil. Sn.Talat'ın bugün bağımsızlığını ilan eden Kosova'ya karşı başta Sırbistan olmak üzere Rusya, Yunanistan, İspanya, Rum Kıbrıs Cumhuriyeti ve bazı AB ülkelerinin nasıl acımasızca saldırdıklarını ve bu yeni devletin tanınma hakkını nasıl ortadan kaldırmaya çalıştıklarını görmüyor mu? Bilmiyor mu? Talat'ın hangi uyumlu prosedürden bahsettiğini anlamak çok zor. Kosova bağımsızlık için çok anlamlı ve zor bir savaşım vermiştir. ABD'nin desteğini alarak da savaşı kazanmıştır. Sırbistan aynen KKTC örneğinde olduğu gibi, Kosova'nın tanınmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu iddia ediyor. Böyle birşey yok. Kosova uluslararası hukuk altındaki hakkını kullanmış ve bağımsızlığını ilan etmiştir. Tabii ki ABD'nin desteğini alabilmek için uzun süre uğraş vermiştir. İşte biz KKTC olarak aynı uğraşı vermeliydik. Sadece ABD değil diğer devletlerden de tanınma konusunda destek almak için uğraş vermeliydik. Prosedür bu olmalıydı. KKTC'de geçmişte aynı savaşımı vermiş ve yavaş yavaş tanınma yoluna girmişti. Ancak siz ve hükümetiniz iktidara gelince bu politikayı değiştirdiniz ve güya şu anda dünya ile uyumlu politika güdüyorsunuz. Halbuki tam tersi... Sn.Talat, Kosova'yı örnek alın. Nasıl savaşım vererek bugünlere gelmiş. Bunu bir düşünün ve bu halka sizin inandığınızı kabul ettirmek düşüncesinden vazgeçin artık Sn.Talat...
|
|
|
|
|
| |
13 Nisan 2008, Pazar |
Çizgiler ve statüko |
| |
06 Nisan 2008, Pazar |
"Üst düzey" (Hikaye) |
| |
30 Mart 2008, Pazar |
Ağın dışında olmuyor |
| |
23 Mart 2008, Pazar |
Potpourri |
| |
16 Mart 2008, Pazar |
Hangi politika? |
| |
09 Mart 2008, Pazar |
Ne Lokmacıymış ama... |
| |
02 Mart 2008, Pazar |
Bazılarının umudu |
| |
17 Şubat 2008, Pazar |
Türkiye futbol dünyası |
| |
10 Şubat 2008, Pazar |
Milliyetçi olmak suç mu? |
| |
03 Şubat 2008, Pazar |
Bundan sonra |
|