Dubai'de Moein'i dinlerken
Hasan Kahvecioğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Nisan 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Dubai- California'dan geldiğini söyleyen genç kız "Bu akşam konsere geliyor musunuz?" diye merakla sordu.
- Ne konseri, diye afallayınca da,
- Moein'in konseri, dedi...
Anlamsız gözlerle yüzüne baktık bir süre... Kızın hayreti daha da artı... "Dünyadan ne kadar da habersizler" diye düşünmüştür, herhalde...
Gerçekten de genç müzisyenin büyük bir gayret ve heyecanla bizlere anlatmaya çalıştığı "dünya"nın hayli uzağındaydık...
Ne Moein'i biliyorduk, ne de müziğini...
Meğer; İran'ın bu popüler müzisyeni Amerika'da yaşıyormuş... 1982'de bir şarkısı yüzünden İran'ı terk etmek zorunda kalmış... Albümleri; bizim hiç de tanımadığımız komşu toplumların insanlarını hop kaldırıp hop oturtuyormuş...
Moein'in müzik grubunda flüt çalan Suriyeli genç bayan müzisyen bunları anlattıkça, içinde bulunduğumuz otobüsün "kapalı" bayan yolcuları da, çekingenliklerini attılar ve büyük bir heyecanla "konser" muhabbetimize katıldılar...
Daha da meraklandık...
Akşamleyin; Dubai havaalanındaki konsere ucu ucuna yetiştiğimizde, bir de ne görelim?
Bir kilometreden daha uzun bir kuyruk...
Batılı hiçbir şarkıcının hiçbir konserinde kuyruk "meşakkat"ine katlanamayan ben, yetmiş dolar ödeyerek, ülkesinden dışlanmış bir Müslüman şarkıcıyı dinlemek için kuyruğun sonunu buldum ve "bir deneyeyim" dedim...
İşin heyecanı kuyrukta bir o kadar daha arttı...
Onlarca, belki yüzlerce İranlı, salt bu konseri izlemek için ülkelerinden kalkıp gelmişlerdi...
İran'da yaşayan ve kendisini "İranlı Azeri" diye tanımlayan Süheyla adlı genç bayanın kolsuz ve göğüs dekolteli elbisesi dikkat çekiciydi... Neden kapalı olmadığını sorduğumda, kocası İbrahim, büyük bir keyifle beni yanıtladı:
Biz, burada azadlığa yetiştik...
Demek ki Dubai; bir yanda ABD ve batı kapitalizminin ortadoğudaki "kale"si olurken, öte yandan da bu coğrafyadaki Müslüman toplumların "kadın"larına "azadlık" sunuyordu.
Bizim Atatürk kapalı spor salonu benzeri, ancak ondan çok daha büyük bir mekan... Tribünler tıklım tıklım...
Salonun içini, sahne önüne kadar ayakta bekleyen gençler doldurmuş...
Sahneye önce Lübnanlı genç bayan şarkıcı Nancy Ajram çıktı...
Önce teneke kutudan "Coca Cola Zero"yu cilveli cilveli nasıl içtiğini dev ekranlardan defalarca izledik...
Şarkıları; İranlı, Pakistanlı, Tunuslu, Yemenli, Mısırlı, Hintli gençleri coşturdu...
"Coca Cola"nın reklam görüntüleri; gençlerin ateşini fitilledi...
Sonra sıra İranlı Moein'e geldiğinde kapalı salon adeta yıkılıyordu...
Bizim Californiyalı flütçü kız, harikalar yaratıyordu...
Moein'in 'Ghassam Nakhour' adlı şarkısı Sezen Aksu'nun 'Sarı Odalar'ının kopyası gibiydi.
Bizler de bu kozmopolit Ortadoğu kentinde harmanlanan "ortak tını"ların keyfini yaşadık...
Birbirine dolanmış kültürlerin, "serbest ekonomi" ortamındaki "li-beral" dansının bir "abidesi" gibidir Dubai...
Onlarca gökdelen, onlarca alış-veriş merkezi, hepsi de ABD'nin ve batının "sivri" kuleleri gibi yükselirken, batının hemen tüm tanınmış markaları, restaurantları, ortadoğunun demokrasi ile yönetilmeyen "uzlaşmacı" toplumlarına "standart"lar sunuyor...
Hatta, bu işin içine Çin de ürettiği herşeyle girmiş bulunuyor...
Ancak; üzerlerinde emperyal çağrışımlar yapan logoların yer aldığı o ünlü gökdelenlerden birinde halen devam eden bir sergi; "kültür emperyalizmi"nin kanattığı ortadoğu insanının çığlığını yansıtmaktan da geri durmuyor...
İslam toplumlarındaki kavgayı, işgale karşı öfkeyi, Filistin halkına yönelik şiddeti anlatan çivilerle örgülenmiş bir çalışmanın karşısında duyduğum öfke, sanat galerisi dev binanın camlarının dışında Dubai'nin "liberal" karmaşası içinde kimsenin umurunda değildir, elbette...
Boydan aşağıya beyaz çarşaftan "Kandura"sını sallaya sallaya yürüyen erkek Arap da, sadece gözleri görünen "Abaya" adındaki siyah çarşafa sarılmış ağır makyajlı, kadın Arap da Dubai'de bolluğun zirvesinde keyif sürüyor...
Emirliklerde milyonlarca Hintli ve Pakistanlı Dubai'yi tuğlalarla örüyor...
Beyaz gömlekli, kalın çantalı batılılar, hızlı hızlı gökdelenlere koşuyor...
Alışveriş merkezlerinin "VIP" bölümleri önünde duran jeepler göz kamaştırıyor...
Öteki taraftan bir müzedeki çini işlemeli mermerler, bakır ve halılar, İslam kültürünü bu mozayiğin içine "azıcık yerleştireyim" diye çırpınıyor...
Dubai'nin "model"i işte böyle birşey...

   683 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  15 Nisan 2008, Salı   Talat ve Hristofyas'ın önünde altın
  11 Nisan 2008, Cuma   Lefke, polis, şiddet, sendika, grev
  08 Nisan 2008, Salı   Lefkoşa için hemen şimdi kollar sıvanmalı
  28 Mart 2008, Cuma   Parkta; salıncakta bir çocuk bize sallıyor..
  25 Mart 2008, Salı   Eskiden kontgerilla vardı, şimdi ise Ergenekon
  21 Mart 2008, Cuma   İlla ki umutsuz olmak zorunda değiliz
  18 Mart 2008, Salı   Tam da görüşmelerin arifesinde Türkiye'de olanlar
  11 Mart 2008, Salı   Lord Hannay, Rauf Bey, Talat Bey ve "Partenogenez"
  04 Mart 2008, Salı   Colony yemeğinden "gurur" duymak işadamlarının hakkıdır
  26 Şubat 2008, Salı   Polis'i çağırmak, işin en kolay tarafı...