|
Bir Amerikalı gazeteci, Arabistan çöllerinde bir bedevi şeyhine sorar: "Sence, ailede lider kimdir?" Bedevi şeyhi önce bir hikaye anlatır: Bir bedevi, devesiyle kızgın güneşin altında çölü geçmektedir. Birden etraf kararır, gökte uçan tek tük kuşlar kaybolur, çöl iyice sessizleşir, bedevi şiddetli bir kum fırtınasının geleceğini anlar, hemen devesini çökertir, yere kazığı çakar, deveyi ona bağlar, devenin yanına, ama fırtınanın geleceği tarafın öteki yanına küçük çadırını kurar, onu kazığa sağlam şekilde tutturur, içine girer. Fırtına gelir, kum sağnağı ve sert rüzgar çadıra çarpmaktadır, hikaye bu ya, deve sahibine der ki, "Kumlar canımı yakıyor, hiç olmazsa başımı çadıra sokmama izin ver! Bedevi deveye acır ve "Peki" der, deve başını çadırın içine sokar! Fırtına daha da şiddetlenir, deve yalvarmaya başlar, "Benim derimin en ince tarafı boynumdadır, kumlar boynumda kanlı yaralar açıyor, ne olur boynumu da çadıra sokayım!" Bedevi, devesine acımaya devam eder ve "Peki" der, küçük çadıra deve boynunu da sokar. Fırtına çok şiddetlenmiştir. Deve bu defa ağlar, "Yük taşımaktan zaten yara bere içinde olan hörgücümü de sokayım, ne olur!" Bedevi pişman olmaya başlamıştır, ama, yufka yüreklidir, istemeyerek de olsa, "Peki" der ve devenin hörgücü de çadıra girer, girer ama, çadırda yer kalmamıştır ve bu defa deve der ki: "Efendi, bu çadır ikimize dar geliyor, sen çıkıp da başının çaresine baksana! Bu hikayeyi anlattıktan sonra bedevi şeyhi güler: "Lider, devenin başını çadıra sokmasına, daha baştan izin vermeyen insandır! Galilei, engizisyon mahkemesinde hayatını kurtarma karşılığında "Dünya yuvarlaktır ve dünya güneşin etrafında dönmektedir," iddiasından vazgeçtiğinde, bütün kilise çanları bu haberi coşkuyla duyurdu. Onun görüşünden dönmeyeceğine inanan ve evinde kederle hocasının ölüm haberini bekleyen genç asistan önce hayrete düştü, sonra da öfkeye kapıldı. Yaşlı usta evine döndüğünde, "Yazık, kahramanı olmayan bir topluma!" diye karşıladı hocasını. Galilei, "Yanlış," diye yanıt verdi sükûnetle: "Yazık, kahramanlara ihtiyaç duyan bir topluma!" Düzenli toplumlar, kahramanlara ihtiyaç olmadan da düzenlerini koruyup sürdürebiliyor. Yeterince organize olamamış toplumlarsa, birçok konuyu düzene koymak ve sıçrama yapmak için bir kahramana ihtiyaç duyuyor. Şimdi ister istemez, kendi toplumumuzla karşılaştırıyoruz. Bizler maalesef, o kahramanı veya kahramanları içimizde değil dışımızda arıyoruz. Sanki biri ya da birileri gelecek de bizi bu darmadağın halimizden kurtaracak. Oysa "birlik ve dirlik" içinde olup bu ülkenin doğru yönetilmesi için dört elle sarılıp kendi devletimize sahip çıksak, sistemin vurdunduymaz ve sorumsuzca yönetilmesine izin vermesek, yanlışın yanında değil, doğrunun yanında yer alsak, Yolsuzluğa ve hırsızlığa izin vermesek, kanun ve kurallara harfi harfiyen uyabilsek ve birbirimizin haklarına, etik değerlere saygılı olsak ve denetleme sistemini kurabilsek ve "bana ne" demeyi unutabilsek, çok kısa bir süre içinde düzen kurulmuş olacak ve sistem çalışır hale gelecek ve hepimiz kahraman olacağız. İnanıyorum ki, yapmamız gereken, işte bu bir paragrafa sığan ama "düzeni yani sistemi oturtmamızı" sağlayan ihtiyaçlarımız ve mutlak yapmamız gekenlerdir. Ayrıca içinde bulunduğumuz zor durumdan bizi kurtaracak tek reçetedir. Hepinize iyi Pazar’lar dilerim…
|