|
|
|
|
|
Sanıyorum, birinci ligin ikinci yarısı, müthiş, nefes nefese bir mücadele içinde geçecek. Özellikle ilk haftadan Hamitköy ve Lapta'nın rakiplerini yenmeleri sonrasında dünkü erteleme maçında da Gençler Birliği'nin Türk Ocağı'nı mağlup etmesi bunun en açık kanıtı oldu. Ancak dünkü maçın sonucunun 4-1 gibi açık farklı bir skorla bitmesi kimseyi aldatmasın, İskele ekibinin bundan sonra oynayacağı karşılaşmalarda Ocak kalecisi Salih gibi bir kaleciyi mumla arasa da bulamayacağı kesin. Belki dünkü maçı yine Gençler Birliği kazanırdı, ama dünkü gibi degaj yaparken ayağı kayıp elindeki topu rakibinin önüne atan ve gol yiyen bir kaleciyi kolay kolay bir daha bulamazlar diye düşünüyorum. Maça özelliklle Gençler Birliği mutlak 3 puan için çıkmıştı. Maraba ve Eser'in takımı katılmaları GB defansının direncini arttırırken forvete alınan Roland da sürati ve kolay adam eksiltmeleri ile ikinci devrede Gençlere çok şeyler katacağının sinyallerini verdi. Devre arasında orta alana monte edilen Kırgız futbolcu için ise henüz bir karar vermek için erken diye düşünüyorum. Topla oynamayı çok seven, uzun nokta paslar atabilen bir futbolcu. Dünkü maçta orta alanda defansif anlamda arkadaşlarına yeteri kadar yardımcı olmadı. Fazla koşmayı sevmiyor ama kötü futbolcu da değil. Bana kalırsa zamana ihtiyacı var. Ancak kaleci Devrim'in gönderilmesi sonrasında Çanakkale'den geri alınan kaleci Ahmet'in özellikle dünkü maçta cepheden ve yandan gelen toplara çıkışlarındaki hatalarını başka maçlarda yapması durumunda Gençlerin işi gerçekten zor olur. Bilinsin ki her takım TOL futbolcuları gibi bonkör olmayacaktır. Türk Ocağı ise en azından 1 puan için geldiği İskele'de kalecisinin kötü bir gününde olması sonucunda kötü goler yiyerek mağlup duruma düştükten sonra kendine gelir gibi oldu. Özellikle ilk yarının son 20 dakikasında GB kalesini sağdan ve soldan geliştirdiği ataklarda ablukaya alan Girne ekibi, gol ararken üçüncü golü de kalesinde gördükten sonra maçı kurtarma adına fazla bir şansının kalmadığını da kabullenmek zorunda kaldı. Fakat TOL'un bu maçtaki mağlubiyetini hazırlayan önemli faktörlerin bir tanesi teknik patron Ahmet Dedekorkut'un maçın hakemlerine yönelik olarak 90 dakika boyunca durmadan yaptığı itirazlardır. Bana göre ülkemizin en iyi hocalarından biri olan Ahmet hocanın biraz daha sakin olması gerekmektedir. Tamam dünkü maçın orta hakemi Aziz Dayı kötü bir yönetim göstermiş olabilir. Ama sonuçta hakem hata yaptı diye kendi takımının hatalarını görmezden gelmek de olmaz diye düşünüyorum. Çünkü siz saha kenarından hakemlerin her kararına bu kadar itiraz ederseniz futbolcu da psikolojik olarak kendi kötü oyununu kabullenmek yerine hakemin kararları yüzünden yenildiğine inanmaya başlar. Onun için Ahmet hoca gibi belli bir seviyenin üzerine çıkmış teknik adamların saha kenarında daha sakin olmaları gerekir diye düşünüyorum. Bu benim düşüncem. Her yorum da sahibini bağlar... Maçın orta hakemi maça yeteri kadar konsantre olamadığı için hatalı kararlar üretti. Yardımcı hakemlerden Serkan Kuşabbi'nin de tribünler önündeki çizgide zaman zaman tartışmaya açık kararlar ürettiğini gördük. Diğer yardımcı hakem Gökhan Koşer ise özellikle ofsayt pozisyonlarını süzmedeki başarısı ile basın tribününde bulunanlardan tam not alarak iyi bir hakem geliyor dedirtti. Umarım her zaman bu ciddiyetini korur...
|
|
|
|
|
| |
30 Mart 2008, Pazar |
Adı var kendi yok derbisi |
| |
27 Mart 2008, Perşembe |
Şampiyonluğu yaşamak |
| |
24 Mart 2008, Pazartesi |
Ozanköy, hak ederek... |
| |
23 Mart 2008, Pazar |
Amaç yok, futbol da yok |
| |
17 Mart 2008, Pazartesi |
Antrenman maçı |
| |
16 Mart 2008, Pazar |
Mücadele var, futbol yok |
| |
13 Mart 2008, Perşembe |
Gönyeli bayram, Kaymaklı hüsran |
| |
09 Mart 2008, Pazar |
Farkı tecrübe |
| |
03 Mart 2008, Pazartesi |
Saha içi disiplini şart |
| |
25 Şubat 2008, Pazartesi |
Uyuduk, uyutulduk |
|