Şu Costas Carras yine sahne aldı
İsmet Kotak

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   12 Şubat 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Tanıdık isim nerede olsa ayna gibi farkedilir. Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlama korosunun elebaşı ve Kıbrıs'la ilgili Yunan lobisinin başını çeken kişi, Yunanlı armatör Costas Carras'tır. "Kıbrıs için çapraz oylama önerisi", her zaman Kıbrıs Türkü'ne karşı kullandığı görünür bir silâhtır. Biz görüyoruz ama AB veya BM bunu insancıllık, eşitlik, uygarlık açısından yaklaşarak, Rum'un Türk'ü seçim yoluyla boğmasına olanak tanımaktadır. Nitekim 1990'lı yıllarda ortaya atılan bu görüş 2004 yılında "Anan Plânı'nda" elimizde patladı. Carras'ın bu görüşü yeni değildir.
"Kıbrıs'ın Dostları" yutturmacası, Carras'ın marifetidir. Yunanlı Armatör Costas Carras, iki iş yapmakla yükümlü idi. 1. 1980'li yıllarda KKTC'de yıldızı parlayan ve KKTC'ye mali ve ekonomik katkı koyan Asil Nadir'in peşine düşerek yıpratmak ve olanak varsa yok etmek. 2. Kıbrıs Yunan davası için lobi oluşturmak. Her ikisini de başarıyla yaptı. Ne Türkiye, ne de KKTC kanadı, oyunu izlemedi. Carras da istediği gibi at oynattı. Zaman içinde de Kıbrıs Türkü arasında uygun kişilerle köprü kurdu, omuz verdi ve sonuç aldı. Çoğunu Londra'da ağırladı.
"Kıbrıs'ın Dostları" tarafsız görünüm altında tartışma plâtformu gibi sunuldu. Londra'da 1980'li yıllarda yapılan bir toplantıya Türk ve Rum parti yetkilileri davet edildiler. Ben de gittim. Orada ilk kez Costas Carras elimize tezini tutuşturmuştu. Dönüşte ilgilileri yazılı olarak uyardım ve Carras'ın tezini verdim. İleride başımızı ağrıtacağı belli idi. Kıbrıs Cumhuriyeti'nde Türk ve Rum Başkanlar, dönüşümlü olarak görev yapacaklar ama bir Rum veya Türk, Cumhurbaşkanı veya yardımcısı olmak için karşı toplumdan en az % 25 kabul oyu alacaktı... Yani Kıbrıs Türk halkının seçme hakkı da bu yolla elimizden alınacaktı. Bunu, geliştirilmiş şekliyle Annan  Plânı'nda bulduk. Şimdi de ortada boy gösteren Carras, aynı formül üzerine bina yapmaya başladı.
AB Haber, Costas Carras'a ait bir inceleme yazısı yayınladı. Başlığı da ünlü çapraz oylama dümeni. Yazının ilginç bölümlerini aktarıyorum. Sonra tartışırız:
"Kıbrıs'ta 60 yıldır oynanan 'kim suçlu' oyunu ihtilafı çözmek yönünde yarar sağlamıyor. Yaratıcı çözüme ihtiyaç duyan adada, siyasiler sadece 'kendi' toplumlarına seslendiği sürece demokrasi bölücü eğilimleri ateşleyecek. 'çapraz oylama' sistemi, bunu önleyerek iki tarafı yakınlaştırabilir 'Kim suçlu?' diye bakınıp durmak aptalca bir oyun. Kıbrıs'ta 60 yıllık bir ihtilafın ardından, seyircilerin tahammülü kalmadı artık.
Bu Akdeniz adasında istikrarsızlık nedeniyle suçlanacak siyasetçi sıkıntısı hiçbir zaman çekilmedi: Kıbrıs'ı 1878'de devralan ve 1931'den 1960'taki bağımsızlığa kadar merkezi temsil kurumlarını inkâr eden Britanya sömürge yönetimi; 1958 ve 1963-64 döneminde toplumlar arası liderler; Yunan cuntasının darbesi ve Türkiye'nin adayı 1974'te bölmesi; Kıbrıslı Rumların tartışmalı Annan planını 2004'te, Kıbrıs Rum Yönetimi'nin AB'ye girmesinden hemen önce reddetmesi..."
1. Carras'ın bir numaralı oyunu: "Londra merkezli 'Kıbrıs'ın Dostları' grubunda Kıbrıslı Rumlar ve Türkler arasında yapılan toplantılarda uzun süre önce bulunmuş çözüme göre, iki toplumlu bir devlette kalıcı olabilecek bir demokrasinin sağlanabilmesi için, bir toplumdaki siyasiler öbür toplumun oylarını da cezbetmek zorunda bırakılmalı. Bu nasıl olacak? Ayrı toplum listeleriyle ve öbür toplumun temsilcilerinin seçilmesinde her bir toplumun eşit yüzdeli katılımıyla: Bu durumda, 'çapraz oylama' bir anda öbür toplumdakilerin de oylarının hesaba katılması anlamına geliyor!"
(Carras kendisinin yıllarca önce ortaya attığını nerede ise İncilin emri hâlinde sunuyor... Yani elimizde kalan en güçlü silâh, Kıbrıs Türk halkı olarak ayrı seçme ve seçilme hakkı, Carras tarafından peşinen ortadan kaldırılmaktadır. Bunu Annan Plânı'nda gördük. Şimdi yeniden oyunun ilk perdesini açıyor.) 
2. Carras'ın iki numaralı oyunu: "Bazı ülkelerin gerçek anlamda bağımsız olabilmesi için, savunmasını ulusal değil bölgesel düzeyde güvenceye alması gerekiyor. Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti 2004'te AB'ye katılmakla kalmayıp, birliğin dünyanın en tehlikeli bölgesindeki 'gözcü kulesi' halini de aldı. Bu açıdan, AB komutasında olacak ancak bir Türk birliği de içerecek bir bölgesel kuvvet, tüm Kıbrıslıların güvenliği için en etkili ve en tarafsız taahhüt olur." 
(Buna yorum yazmaya bile gerek yok.Kafasının arkasında yatan açıkça belli. Yeter ki KKTC ortadan kalksın ve de Türk Ordusu yabancı askeri güç haline dönüştürülsün.)
3. Carras'ın üç numaralı oyunu: "Bağımsızlık dönemindeki oran yüzde 82 Rum, yüzde 18 Türk şeklindeydi. 1974'ten beri Ankara Anadolu'dan yerleşimi öylesine teşvik etti ki, şu an 'Kıbrıs Türkü' dediklerimizin içinde aslen Kıbrıs Türkü olanlar azınlıkta kalmış olabilir. Bunun 4. Cenevre Sözleşmesi'ni ihlal ettiği gibi geçerli bir iddiaysa, yerleşimcilerin Kıbrıs'ta doğup büyümüş çocuklarının insan hakları talepleriyle karşı karşıya geliyor. Her yerde olduğu gibi burada da, geleneksel demografik oranlara saygıyla (eski nüfuslara haksızlık yapılmaması için), Kıbrıs'tan başka vatan tanımamış kişilere saygı arasında denge kurmak için yeni yaklaşımlar gerekiyor. "
(Bu öneride de pislik ve rezillik akmaktadır).
 4. Carras'ın dört numaralı oyunu: "Kıbrıslı Türklerin 1983'teki, uluslararası toplum tarafından kınanan tek taraflı bağımsızlık bildirgesi ve Britanya'nın 2007 sonbaharından beri sürdürdüğü, Kıbrıs Türk yönetiminin siyasi statüsünü Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti nezdinde yükseltmeye, Türkiye nezdindeyse düşürmeye yönelik çabaları. Oysa bu durumda gerekenin tam aksini yapıyorlar. Bir federasyon ne kadar gevşek olursa, yasallığı vurgulama ihtiyacı o kadar artar. Bunun için de, Ankara'nın askeri işgalinin (!) BM tüzüğüne aykırı olduğunun ve AB üyeliği hedefini baltaladığının altını çizmek gerek."
Bay Carras,44 yıllık Rum ve Yunan işgâlini görmezden geliyor. Türk'ün hakkını teslime yanaşmıyor. Aksine olayı bir Türk işgâli olarak sunarak dünyayı aldatmaya devam etmek istiyor... Ne de olsa görevi Kıbrıs'ı Yunan yapmak. Buna yanıtımız açık: Hade ordan Bay armatör... Bizi kör ve aptal mı sandın? Başka kapıya...

   352 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Makarios ne söyledi ve ne yaptı?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Denktaş soruyor: Selâmet mi, felâket mi?
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Türkiye'den su
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas, "tencere dibin kara" demiş
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Muhalefet partileri bu gidişe el koymalı
  13 Nisan 2008, Pazar   PAZARLIK: Dondurmalı, Carrars'lı çözüm
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Komutan Başbuğ: KKTC bir gerçektir
  11 Nisan 2008, Cuma   Komutan Başbuğ, KKTC ve kırmızı çizgilerimiz
  10 Nisan 2008, Perşembe   Yatırımı iktidar özendirir
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Bakir doğumu da reddettiler