"Dünyadaki Hasan Davutoğlu"
Bülent Dizdarlı

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   30 Ocak 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Tam elli iki haftadır her Çarşamba yazıyorum. Yani bu yazı ile birinci yılımı doldurdum. Bu nedenle bu hafta hiç yapmadığım bir tarzı izninizle denemek istiyorum. Becerebilirsem bir Kıbrıslı yazarımızın hazırladığı kitabını sizlere tanıtmak istiyorum. Özellikle son dakikada aldığım bir başka bilgi yazarın gerçekten topluma tanıtılması gerektiğini ortaya koyuyor. Bu bilgi Sayın Hasan Davutoğlu'nun "Sevgi" üzerine yazdığı öyküsünün   www.kalbim.gen.tr'de Aralık 2007 de yayımlanan en iyi öykü seçilmesidir. Bu olgu da bir yerde benim bu haftaki seçimimin ne kadar isabetli olduğunu adeta ispatlıyor. 
Bir kitap buldum bugün. Aslında kitap olduğuna görüntü olarak emin değildim. Daha ziyade bir broşürü algılatıyordu. Basit, albenisiz bir yapısı vardı. Uzun zamandan sonra da boş vaktim vardı. Yoksa bu görüntüsüne bakıp elime almazdım. Almazdım ama yanılırdım. Kitabın adı "Dünyadaki Hasan Davutoğlu". Ocak 2008'de basılmış. Basıldığı yer ve fiyatı  hakkında üzerinde bir bilgi yok. Dört bölümden oluşuyor. "Hikaye ve Öyküler", "Mektup", "Makaleler" , "Özlü Sözler"  bölümlerin başlıkları.
Ben makaleler kısmına bayıldım. Diğer kısımları da çok güzel. Okuyan bir kişi mutlaka bu kitapta hayatından bir kesit bulabilir diye düşünüyorum. Okurken çok sade bir yazım tekniğinin etkisi altında kalıyor kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Bazen sizin de yaşadığınız bir olayı yazarın bu kadar yakın bir şekilde yaşamasına şaşıyor, bazen de "hadi canım sende bu kadar da olmaz ki" diyorsunuz. Riyakarlaşmış insan ilişkileri yanı sıra deneyimlerini de aktarmış yazar. Benim favorilerim "Haber Müdürü" ve "İnsanlığın Limiti".
Kitabın önsözünde, isteyenin kaynak belirterek alıntı yapılabileceği belirtiliyor. Kaynağı belirttiğime göre kitaptan  çok sevdiğim "İnsanlığın Limiti" adlı hikayeyi sizinle paylaşacağım. Belki de son günlerde benzer yaklaşımlar gösterdiğim "büyük ünvanlı" ama kendi "küçük" bir kişinin benzer karşılık vermesi bu hikayeyi seçmeme etken oldu. Okuyun, mutlaka kendinizden  veya yakın çevrenizden birşeyler bulacaksınız.
 "Haber Müdürü"nü buraya almaya cesaret edemedim. Adımın iyice "medya düşmanı" olarak anılmasından korktum!!! Meraklılarına, özellikle de "kirlenmiş medya"ya çare arayan Donkişot’lara tavsiye ederim.
İNSANLIĞIN LİMİTİ
"Yıllar öncesiydi. Sağlığımı olumsuz yönde etkileyen seyyar kitapçılıktan vazgeçmiş, bir işyerinde çalışmaya başlamıştım.
İlk aylardı. İş arkadaşlarımdan biri sürekli kara kara düşünüyordu. Yanına gittim. Benimle dertleşebileceğini, elimden gelen yardımı kendisinden esirgemeyeceğimi söyledim. Gülümsedi. Çekingen bir tavırla konuşmak istedi. Yapamadı. Israr ettim. Sağa sola çok borç yazdırmış. Kocası, para kazanmak için yurt dışına gitmiş. 2 çocuğuyla birlikte kalmış. Lisede eğitimlerine devam eden evlatlarının okul ihtiyaçlarını bile karşılayamıyormuş. Üzüldüm. Gün boyu arkadaşıma nasıl yardımcı olabilirim diye düşünüp durdum.
Çalıştığım işyerine, 2 toplu taşımacılık aracı değiştirerek ve 15 dakikalık bir mesafeyi yürüyerek ulaşıyordum. Allah'a şükür, düzenli bir aylığım olmuştu. Bekardım. Harcamalarıma dikkat ederek maaşımın bir bölümünü, araba almak için bankada biriktirmeye karar vermiştim. Bu birikimin araç alımına yetecek rakama ulaşana kadar yıllarca süreceğini biliyordum. Ama borçlanarak araba almaktansa yıllarca ulaşımda sorun yaşamaya razı olmuştum.
İş arkadaşımın borçlarını ödeyemez durumda oluşu, benim araba alma hedefimi daha uzun vadeye ertelemeye itmişti. Elimde, kitapçılıktan kalmış olan post terminali vardı. Arkadaşıma bir öneri sunmuştum: "Senin belirleyeceğin miktarda kredi kartından çekim yapayım. Sen avans yerine herhangi bir faiz ödemeden paranı al. Bankaya, geri ödemeyi de gelecek ay yap." Önerim, arkadaşıma mantıklı gelmiş, yine de "Senin mağdur olmanı istemiyorum, ama!" demişti. Israrım üzerine   kredi kartından çekim yapmamı kabul etmişti. O akşam, internet bankacılığını kullanarak, araba almak için açtığım vadeli hesabımı kırmış, arkadaşımın banka hesabına para aktarmıştım.
İş arkadaşımın maddi sıkıntısını biraz olsun rahatlatacağım düşüncesiyle ona 2-3 ay yardımcı olmayı düşünmüştüm. "Elini verdin, kolunu kaptı" misali 7 ay boyunca benden para istemişti. Arkadaşımın benden aldığı parayla taksitlerini ödemek yerine yeni alımlara giriştiğini öğrenmiştim. Onu üzmeden artık kredi kartlarından çekim yapamayacağımı söylemek zorunda kalmıştım. İş arkadaşım bu kez bankadan kredi almak istediğini söylemiş, kendisine kefil olmamı rica etmişti. Arkadaşımı kıramamış, ona kefil olmuştum.
Aradan 2-3 ay geçmişti. Bir gün yanıma gelen iş arkadaşım, bir başka bankadan daha kredi almak istediğini anlatmış, beni yeniden kefili olarak göstermek istediğini belirtmişti. Mazeretimi belirtmiş, ona yardımcı olamayacağımı söylemiştim. Sen misin bunu söyleyen? 7 ay boyunca ona 15.000 YTL para veren, sonrasında da bankadan almış olduğu 5.000 YTL krediye kefil olan ben değilmişim gibi istenmeyen kişi ilan edilmiştim.
Bilgisayar operatörü olmama rağmen diğer işlemlerin de bana yaptırılmaya çalışılması, 2.5 yılımı harcadığım o işyerinden ayrılmama neden olmuştu. Sağlığımı koruyabilmek adına ayrılmak zorunda kaldığım işyerinde geçirdiğim son günlerdi. Hiçbir karşılık beklemeden, sıkıntısını hafifletmek adına yardım elini uzattığım arkadaşım yanıma gelmiş, "Hasan, burada geçireceğin bu son haftada bizi idare et! Senden sonra günlerimiz yoğun geçecek. Bari bu son hafta, içeride istirahat edelim!" demişti. Üzülmüştüm. İnsanlığını yitirmiş birisiyle tartışmak onun seviyesine inmek demekti. Sessiz kalmayı yeğlemiştim.
O işyerinden ayrıldıktan 2 ay kadar sonra kanser hastası olan akrabam vefat etmişti. Başsağlığı dileklerini iletmek için arayan arkadaşlarım olmuştu. Ama arayanlar içinde en fazla yardım elini uzattığım arkadaşım yoktu...
İnsanlık adına iş arkadaşıma yaptığım yardımlardan pişman değilim. Hayat felsefeme göre, karşımdakinin sorunlarına çözüm bulmak, kendi sorunlarımdan önce geliyor. Bu, kişinin ulaştığı seviye açısından çok önemli!"

   660 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Nefret güvercini
  09 Nisan 2008, Çarşamba   "Hatırla sevgilim"
  02 Nisan 2008, Çarşamba   Lefkoşa nostaljisi üzerine
  26 Mart 2008, Çarşamba   Lefkoşa nostaljisi
  19 Mart 2008, Çarşamba   Fırtınada uyuyabilir misiniz?
  12 Mart 2008, Çarşamba   Zehra abla ve sağlık kurulu
  05 Mart 2008, Çarşamba   Köşe yazarları gazeteleri mi okutur...
  27 Şubat 2008, Çarşamba   Turizm Bakanı’nın dikkatine: Bufavento Kalesi ve bir anıt
  20 Şubat 2008, Çarşamba   1453
  13 Şubat 2008, Çarşamba   Dizimi kırdım yere. Yüzümü Güney’e döndüm. Özür diliyorum