Böyle cennet olmaz
Reşat Akar

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   28 Şubat 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Havayı güzel gördünüz...
Alagadi'ye doğru uzanın...
Sahil kenarında sessizlikle tanışmak için en güzel seçeneklerden biridir...
Fakat, sessizlikle tanışmak uğruna, ciğerlerinizi feda etmeyi kabul etmek zorundasınız...
Korkunç bir kirlilik var buralarda...
Teknecik santralinin bacasından çıkan ve tüm canlıları tehdit eden zehir bulutu sadece o bölge insanını ve diğer canlıları değil, tüm ülkeyi tehdit etmektedir...
Bu konuda birçok uyarı yapıldığı halde, bugüne kadar herhangi bir önlemin alınmaması gerçekten üzücüdür...
Turizm Bakanlığı bir taraftan 'Gelecekte Turizm Perspektifi' adı altında panel düzenleyerek, ülkede çok sayıda konuk ağırlarken, diğer taraftan değil turistleri, yerli halkı ürküten çevre kirliği karşısında acaba ne yapılıyor?
Kafasını dört duvarın arasına sokmuş, toplantı üstüne toplantı, heyet kabul etme, konferans, seminer ve ziyafetlerle gün geçiren makam sahiplerinin artık gözleri de mi görmüyor?.
Yoksa hiçbiri Teknecik yolunu kullanmıyor mu?
Çevre örgütlerinden gelen mesajlar hiç mi dikkatlerini çekmiyor?
Cennet içinde cehennemi yaşıyoruz...
Bu cennet öyle bir cennet ki, kış ayında baharı, hatta yazı yaşadığımız bir ortamda, çevre rezaletinin yanı sıra, uyuşturucu, soygun, kumar ve cinayet olaylarıyla nefes alamaz duruma gelmiş...
Bir de KKTC'yi yaşatmaktan veya AB üyesi yapmaktan söz ediyoruz...
Boyumuza bakmadan, Rumlarla 'eşitliğe dayalı' bir çözüm istiyoruz...
Kendi evini temizlemeyen komşu, diğe-rine de zarar vermez mi?
Rum tarafındaki insanlar...
Halkın ve ülkenin mutluluğu ve refahı için kafa yoran, yorulmadan çalışan, okuyan ve uyarıları dikkate alarak icraat yapan mekan sahipleri, komşunun ne durumda olduğunu görmüyor mu?
Elbette görüyorlar ve 'olası paylaşımdan' ürküyorlar...
Adamların, özellikle çevre konusunda bizden çok daha iyi bir konumda oldukları tartışma kaldırmıyor...
Hırsızlık ve soygunlar, nüfus oranına göre bizden çok daha gerilerde...
Peki cinayetler ve cezalar?
Kuzeyi 'güllük-gülüstanlık' gösterenler "Okumuyor musun, Güney'de neler oluyor?" diyebilirler...
Onlar, Kuzey'de olup, bitenleri örtbas etmek isteyenlerdir...
Rum tarafında olan, biteni, onlardan daha fazla okuyor ve not ediyoruz...
Fakat bizde yaşananlar, özellike referandum sonrasındaki olaylar, artık tahammül edilemez boyutlardadır...
Kimlikle giriş ve çıkışlar devam ettiği sürece, bugün yaşananların kat kat fazlasını göreceğiz...
Gaziantep'te, Diyarbakır'da, Mardin'de hesaplaşamayanların birinci adresi şimdiki gibi KKTC olacaktır...
Kimlikle giriş, hırsızları, soyguncuları, katilleri, uyuşturucu tüccarlarını buraya davet eden en önemli etkendir...
Bu kadar tehlike karşısında, hala anavatan-yavruvatan edebiyatıyla "yola devam" diyorsanız, bir süre sonra başınızı taştan taşa vuracaksınız...
İstanbul'a vize istenirken...
İstanbul'un bazı semtlerine 'paralı giriş' planlaması yapılırken...
Bir avuçluk ülkeyi mafyaya teslim edenler...
Yani cehenneme çevirenler...
Kendi vicdanlarıyla dahi hesaplaşamayacaklar!

   481 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Bizimkilere örnek olsun
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bir garip memleket
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Endişelendiren gelişmeler
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas çok şanslıdır
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Kemancı ve zurnacı
  13 Nisan 2008, Pazar   Güney'e dondurma seferi
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Kendimiz etmişiz
  11 Nisan 2008, Cuma   Royters'e bile ambargo olur!
  10 Nisan 2008, Perşembe   Avrupa'ya kaç tercüman göndereceğiz?
  08 Nisan 2008, Salı   Uyanık olmak