Mülkiyet ve garantiler
Reşat Akar

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Şubat 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Rum Yönetimi Eski Başkanı Yorgo Vasiliu ile dün bir saati aşkın süre görüşme olanağı buldum...
Kendisiyle hem Kanal T'de yayımlanan Son Durum programı, hem de temsilcisi olduğum Cumhuriyet gazetesi için özel bir söyleşi gerçekleştirdim...
Kıbrıs sorununun çözümünü ısrarla savunan, Annan Planı'na 'evet' diyen bir eski Rum liderinin ortaya koyacağı görüşler, Kıbrıs Türkleri açısından oldukça önem taşıyordu...
Özellikle de garantiler ve mal-mülk meselesinde...
Önce garantiler konusunu sordum...
Vasiliu'nun, bu konuda ortaya koyduğu görüşü şöyle özetleyebilirim:
"Kıbrıs AB üyesidir ve kurulacak yeni devlet AB'nin üyesi olacaktır. Üye devletlerin tümü AB'nin garantisi altındadır..."
- İyi, güzel de Kıbrıslı Türkler 1960 'Garanti ve İttifak Anlaşmaları'ndan vazgeçmek istemiyor. Türkiye'nin garantörlüğünden uzaklaşmayı kabul etmiyor...
Yanıt: Kıbrıslı Türklerin düşüncelerini bili-yorum. Ancak, artık koşullar çok değişmiştir. Üye ülkelerden 26 tanesini garanti eden AB 27'inciyi de garanti edebilir. Ayrıca diğer üyelerden herhangi birinin AB garantisi dışında bir garanti talebi olmazken, Kıbrıs niye talep etsin?"
İkinci önemli sorum ise, mülkiyetle ilgiliydi...
Vasiliu'ya açık açık açık şunu sordum:
"Bunca yıl geçti, binlerce yeni mülk yapıldı. Arap saçına dönen bu işin içinden nasıl çıkılacak? Siz deneyimli bir politikacı olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Vasiliu şöyle yanıtladı:
"Çok haklısınız... Bu konu oldukça karmaşık bir hal aldı. Fakat iyi niyetle çözülebilir. Ayrıca insan hakları uygulanmalıdır. Dünyanın hangi ülkesinde birisi 'ben güçlüyüm, seni atıyorum ve evini başkasına veriyorum' diyebilir? Burada da insan hakları yerine getirilmelidir..."
Bu cevaptan çıkan sonuç şudur:
"Herkes mülküne dönebilmelidir..."
Ayrılma vakti geldiğinde Sayın Vasiliu'ya tekrar sordum:
"Yani herkesin mülküne dönebileceğini mi düşünüyorsunuz?"
Samimi olarak, isteyenlerin dönmesi gerektiğini, dönmeyecek olanların ise satış hakkını kullanabileceğinden söz etti...
Vasiliu ile görüşmemizden birkaç saat sonra, AKİS programının, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la gerçekleştirdiği programa konuk gazeteci olarak katıldım...
Cumhurbaşkanı'na, Vasiliu'nun görüşlerini aktardıktan sonra garantilerle ilgili görüşlerini ve mülkiyet sorununun nasıl çözümleneceğini sordum...
Sayın Talat, 1960 'Garanti ve İttifak Anlaşmaları'nın uluslararası anlaşma olduğunu ve değiştirilemeyeceğini söyledi...
Mülkiyet konusunda ise Annan Planı'na atıfta bulundu...
"Eğer Yannagi evine dönemeyecekse, neden bizimle anlaşma yapsın" diye sorduğumda şu yanıtı verdi:
"Mülküne dönemeyen ya tazminatını alacak, ya da takas yapacak..."
Böylesi bir durum milyarlarca dolarlık bütçeyi gerektiriyor...
Bunu kim, nasıl karşılayacak?
Eğer faturanın tamamı Türkiye'ye çıkarılırsa, Topkapı Müzesi'nin satışı da yetersiz kalır...
Güney'deki seçimlerden önce, kritik bir döneme girdiğimizi belirtmiş, herkesin önlem almasında yarar olduğunu  vurgulamıştım...
Bugün daha da emin oılarak aynı görüşü tekrarlamak istiyorum:
"Kritik bir döneme girdik! Aman dikkat!''

   383 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Bizimkilere örnek olsun
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bir garip memleket
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Endişelendiren gelişmeler
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas çok şanslıdır
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Kemancı ve zurnacı
  13 Nisan 2008, Pazar   Güney'e dondurma seferi
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Kendimiz etmişiz
  11 Nisan 2008, Cuma   Royters'e bile ambargo olur!
  10 Nisan 2008, Perşembe   Avrupa'ya kaç tercüman göndereceğiz?
  08 Nisan 2008, Salı   Uyanık olmak