|
Papadopulos uzlaşmazdı ve dünyanın da yardımlarıyla koltuktan uzaklaştırıldı... Fakat, yeni dönemin 'anahtarı' oldu... Kasulidis, Papadopulos'un partisi DİKO'nun desteğini alabilmek için dört bakanlık ve meclis başkanlığı önerdi... Kıbrıs sorununun çözümünü amaçlayan Annan Planı'nı müzakere etmeyeceğine ve alacağı tüm kararları Ulusal Konsey'in onayından geçireceğine dair yazılı güvence verdi... Ama olmadı... Papadopulos, kendisi gibi sağcı bir adayı desteklemek ye-rine Komünist Parti lideri Hristofyas'ı destekleme kararı aldı... Şimdi herkes aynı soruyoru soruyor: Neden? Kimisi, Papadopulos'un yeni dönemde Başmüzakereci olacağını söylüyor... Kimisi, Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak alınacak tüm kararların bizzat Papadopulos'un onayından geçeceğini iddia ediyor... Diyelim ki, bunların tümü dedikodu... Öyleyse, Hristofyas hiçbir şey vermeden mi destek buldu? Elbette birşeyler verdi... Bunların ne olduğunu zaman içerisinde göreceğiz... Önümüzde oldukça kritik günlerin olacağını sık sık vurguluyoruz... Çetin müzakerelerin başlayacağından da söz ediyoruz... Peki 'kırmızı çizgilerimiz' ne olacak? Dün sabah, Cumhurbaşkanlığı sarayında Sayın Talat'la kahvaltılı buluşmamız vardı... Kendisine kırmızı çizgilerimizi sorduğumda, şunları söyledi: "Sık sık tekrarladığımız ilkeler vardır. Çözümün, iki toplumlu, iki kurucu devletin ortaklığına ve siyasi eşitliğe dayalı olacağını söylüyoruz. Yani iki halka ve iki kurucu devlete dayalı yeni bir ortaklık olacak. 1960 Garanti ve İttifak Anlaşmaları'nın korunacağı bir çözüm istiyoruz." Burada en önemli husus, Garanti ve İttifak Anlaşmaları'nın korunmasıdır... Sayın Talat'ın, Türkiye'ye, Yunanistan'a ve İngiltere'ye 'gerektiğinde' tek yanlı müdahale hakkı tanıyan bu anlaşmanın ortadan kaldırılamayacağını, müzakere sürecinden önce açıklaması oldukça önemlidir... Geçmişin acı anılarına bakarak, olası bir çözüm sonrasında kendimizi 'güvenmediğimiz' bir ortama terk edemeyiz... Yeni ortaklık döneminde karşılıklı güveni sağlayabilirsek (ki bunu bütün kalbimizle istiyoruz) o zaman, değişik önerileri de zaman içerisinde tartışabiliriz... Peki, yeni Rum lideri bunu kabul etmezse? Elbette onun bileceği iş... Masaya şartlı oturur ve kabul edemeyeceğimiz değişiklikler talep ederse, yine bir sonuca ulaşamayacağız... Cumhurbaşkanı Talat, iki tarafta çözüm isteyen insanların iktidarda olmasına karşın, uzlaşma sağlanamaması durumunda meydana gelebilecek gelişmeleri şöyle özetledi: "Eğer her iki tarafta da iyi niyetle çözüm isteyen insanlar olduğu halde yine çözüm olmazsa, işte o zaman işler daha da karışacak. Dünya, 'bunlarda kan uyuşmazlığı var' diyerek bir karar verebilir ve o kötü senaryo gündeme gelebilir..." Nedir o kötü senaryo? "Adanın kalıcı bir şekilde taksimi..." Talat, böylesi bir gelişme karşısında bazı kesimlerin sevineceğini, ancak Kıbrıs Türk halkının büyük acılar çekeceğini düşünerek şöyle diyor: "Bizi rahat bırakmayacaklar... Kıbrıs Türk halkı çok acılar çekecek. Oldukça zor bir süreç olacak." Sayın Talat'ın bu görüşüne kısa bir ilave yapmak istiyorum: Çözüm olsa da olmasa da, yeni süreçte bizleri çok zor günler bekliyor... Tanrı, Kıbrıs Türkü'nü korusun!!!
|