|
Rum lideri Tassos Papadopulos, 17 Şubat Pazar günü yapılacak birinci tur seçimlerden önce Kıbrıs (Rum) Haber Ajansı'na önemli açıklamalarda bulundu... Türkiye'nin ve AB üyesi tüm ülkelerin yanı sıra ABD'nin 'not etmesi' gereken açıklamaların bir bölümünde, Kıbrıs sorununun çözümünde muhatabının Ankara olduğunu söylüyor, ardından Kıbrıslı Türklere yönelik düşüncelerini dile getiriyor Papadopulos ve şunları söylüyor: "Kıbrıslı Türkler bizim muhatabımızdır. Ankara'ya yakın olmasından dolayı muhataptır. Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs'la ilgili politikasını değiştirme konusunda Ankara'yı ikna edeceklerini düşünsem bile Kıbrıslı Türk faktörünü ne küçümserim, ne de baltalarım. Aynı zamanda güçlendirmem de." Kıbrıslı Türkler, 1960'ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ortağıdır... Papadopulos'un bugün işgal ettiği makam, Kıbrıslı Türklerin ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti'ne aittir... Ve bu gerçeğe karşın Papadopulos, Kıbrıslı Türkleri muhatap kabul etmediğini söyleyebiliyor... Kuşkusuz ona bu gücü veren, Kıbrıs'ın tek yanlı AB üyeliğini veto etmeyen, Ek Protokol ile yükümlülük altına giren Ankara'nın yanlış politikalarıdır... Ankara'nın yanlışları bu kadarla da sınırlı değildir... KKTC Yönetimi tarafından yapılacak açıklamaları dahi, dünyanın gözü önünde adaya temsilci göndererek etkisiz-leştirme alışkanlığından vazgeçmedi... İkide bir hükümet kurma ve parçalama, parti kurma ve dağıtma operasyonlarından da vazgeçmedi... Papadopulos da bu görüntüye bakarak, Kıbrıslı Türklerin söz sahibi olmadıklarını, muhatabının Ankara olduğunu söyleyebiliyor! Papadopulos'un düşünceleri bu kadarla sınırlı kalmıyor... 1960'tan, bugüne kadar ortaya atılan tüm çözüm önerilerinde Kıbrıslı Türklerin, olası yeni yönetimde temsiliyet oranları yüzde 30 olarak belirtiliyordu... Papadopulos, Rum Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada bunu yüzde 20'ye kadar geriletiyor... Gelecekte, birleşik bir Kıbrıs'ta, Kıbrıslı Türklerle güç paylaşımıyla ilgili olarak şunları söylüyor: "Kıbrıslı Türkler yönetime, hizmetlere ve diğer hükümet dairelerine iştirak edecekler. Bunu isterseniz paylaştıralım, 70'e 30, 80'e 20. Bunun oranı görüşmelerin bir parçası olacaktır. Talat'ı öncelikle seçmeye davet edeceğim, ondan sonra uyup uymadığına bakacağım ve her biri ikimiz arasında anlaştığımız güç oranını alacaktır." Gelelim, Papadopulos'un Ankara'ya yönelik tehditlerine... "Eğer, ortaya koyduğumuz talepleri yerine getirmezse, üyelik müzakereleri için fasılların açılmasına izin vermeyeceğiz..." - Peki bu konuda kime güveniyorsunuz? "Başlangıçta birlik içerisinde tek başımıza idik. Şimdi bazıları arkamızda ve daha çok talepte bulunmamız, daha fazla baskı kurmamız açısından hava oldukça elverişli." İşte politika böyledir... İkili ilişkileri geliştirmede başarılı olursanız, haksız olduğunuza bakmaksızın, destekleyiciler bulabilirsiniz... Papadopulos, kapsamlı çözüm planını reddetti... Bize anlatılan masallara göre, AB'yi ve ABD'yi aldattı... Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı da AB aldattı... Referandumdan sonraki ilk aylarda, Papadopulos'la ilgili sloganları anımsamakta yarar vardır: "AB içindeki yalnız adam...", "Kimse ona selam vermiyor...", "Yolda yürürken yüzüne dahi bakmıyorlar..." Papadopulos'a selam vermeyenler, yüzüne bakmayanlar ve aldatıldığını söyleyenler, sözünde duran, sadakatli davranan Kıbrıslı Türkler için ne yaptılar? Hep bir adım önde yürüyen, bölünmüş Kıbrıs'ın tek yanlı üyeliğini veto etmeyen ve Ek Protokol ile yükümlülük altına giren Türkiye için ne yaptılar? Kocaman bir hiç! Papadopulos'u cesaretlendiren de bu olsa gerek...
|