Küçük çembere ne zaman trafik sinyali konacak?
Osman Güvenir

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   21 Nisan 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Uzun zamandan beri kendimle mücadele ediyorum, şu Devlet Hastanesi yanındaki küçük çemberde meydana gelen trafik kazalarını dile getirmemek ve Trafik Dairesi üzerinde bir baskı unsuru yaratmamak için. Ama olmadı. Def'aten sözlü uyarılarıma kulak asmayanlar, belki bu yazılarıma ve bu duyarlı yaklaşımıma kulak verirler ve Öğretmenler Apartmanı ile Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi arasındaki küçük çembere bir sinyal sistemi kurarlar. 
Artık oradan geçmemek için insanlar arabalarını tarlalara sü-rerek yollarını uzatırlar, daha başka yollardan gidecekleri yere giderler.
Küçük çemberde her gün meydana gelen trafik kazalarının haddi hesabı yok. Gün geçmez ki iki araba orada çarpışmasın.  Küçücük çember arasına sıkışan arabalarla, küçücük çember arasına girecek ve beklemeye geçecek arabalar, adeta sırat köprüsünden geçer gibidirler.
Ben de aynı sıkıntıyı yaşıyorum ve her geçişimde, "keşke buradan geçmemek için başka yollar bulsam" diyorum.
Öğretmenler Apartmanı'nın önüne her gün her dakika park eden arabaların o yoğun güzergah üzerindeki varlığının ne kadar tehlikeli olduğunu bilmiyorlar mı? Üsütüne üstlük küçük çemberin hemen köşesine 50 km.hız limiti koydular ve o noktaya da bir radar kamerası yerleştirdiler.
Radar kamerası güzel birşey. Ama oraya hem hız limiti için radar kameraları yerleştireceksin, hem apartman önüne park eden araçlara göz yumacaksın, hem de bir trafik siyali veya bir polis koymayacaksın. Böyle şey olmaz.
Belki bazı dostlarım buna kızacaklardır. Bu söylediğim şeyler, insan hayatı ile bağlantılı olan şeylerdir. İnsan canı ile ilgili hususlardır. Unutmamak gerek ki dost acı söyler. Biz de dost olarak söylüyoruz bu yanlışları ve bu yanlışlara göz yummaları.
Bir ara şöyle bir öneri götürmüştük Trafik Dairesi'ne. "Acaba apartmanın önüne birkaç cep yapılamaz mı?" Bana verilen yanıt, oraya cep yapmanın mümkün olmadığı şeklindeydi.
Peki o zaman soruyorum!
Her gün küçük çemberde meydana gelen trafik kazalarının hesabını kim verecek? Soruyorum! Kim verecek?
Ölüme çare yoktur. İsteyen oturur ve zoraki tedbirler alır, sonra da alkış alır. Beğenen beğenir, beğenmeyen beğenmez.  Bu mesele insanların beğenmesi veya beğenmemesi meselesi değildir. Bu mesele insan hayatı ile ilintili bir meseledir.
Bu noktada sabah iş giriş saatlerinde ve öğle iş çıkışlarında göreceksiniz tıkanmayı ve sıkıntıyı. Arabalar birbiri ile yarışırlar o küçücük odak noktasında  karşı tarafa sağ salim geçmek için.  Ya geçersin, ya kalırsın o ölüm noktasında.
Ben artık o küçücük çemberin adını "Ölüm Çemberi" koyuyorum. İlle birileri ölecek veya ağır yaralanacak ki birileri uyansın ve zecri tedbir alsın.
Oradan geçerken ne yalan söyliyeyim kendimi Aksaray'daki, Eminönü'ndeki veya Laleli'deki o yoğun ve acımasız trafiğin göbeğinde gibi hissederim. Sonra da kendi kendime sorarım.
"Biz ne zaman karmaşalar girdabından kurtulacağız?"
Çok değerli trafik polislerinin ne kadar özverili hizmet verdiklerini de söylemek lazım. Onlar, canla başla çalışırlar ve halkın daha rahat seyrüseferlerini sağlarlar. Asayişi sağlarlar. Onlar, sistemin birer parçasıdırlar. Sistemleri en üsttekiler kurar, onlar da uygularlar.
Anımsadığım kadarı ile bir "Trafik Kurulu" veya "Trafik Komitesi" vardır. Bu komiteye çeşitli bakanlık ve belediyelerden birileri katılır ve bölgesel bazda, içinde yaşanılan kentin trafik akışı için önlemler alırlar.
Acaba, bu küçük çember için de o komite oturup mantıklı ve seri bir karar alarak buraya bir trafik ışık sistemi kurabilecek mi? Halkı bu işkenceden kim kurtaracak?

   3294 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  17 Nisan 2008, Perşembe   Günahkar Hristofyas
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Vakıflar'ın devri hayatımızın dönüm noktasıdır
  15 Nisan 2008, Salı   Türkiye silah sanayiinde büyürken
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  13 Nisan 2008, Pazar   "Lale Devri"
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Başbuğ da bize güç verdi
  11 Nisan 2008, Cuma   Surlariçi "Özel Turizm Alanı"
  10 Nisan 2008, Perşembe   "Gönüllü çevrecilik" nasıl birşey?
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Eski akıl hastanesi n'oldu?