Vakıflar'ın devri hayatımızın dönüm noktasıdır
Osman Güvenir

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   16 Nisan 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Dün Vakıfların Kıbrıs Türkü'ne devrinin 52'nci yıldönümüydü.  O uzun ve bitimsiz kavganın soluksuz sürdürüldüğü ve bir yerde ilk kıvılcımın ve ilk zaferin çığlığı olarak gördüğümüz önemli bir olay.
Bir düşünün hele. Osmanlı döneminden İngiliz dönemine kadar geçen süreçte, böylesine bir ata yadigarı Vakıf mallarının, gerek İngiliz'in gerekse Rum'un elinde nasıl da çarçur edildiğini belgelerden gördük. Bugün bile koskoca Maraş'ın büyük bir çoğunluğu Vakıflara ait olmasına karşın, Rumlar Türk malları üzerinde bile rant elde etmeye çalışıyorlar.
Vakıflar'ın Kıbrıs Türküne devrine ilişkin verilen o büyük kavgayı bir düşünelim. HALKIN SESİ gazetesi hiç şüphe yok ki bu işin bayraktarlığını yaptı. Psikolojik savaşın bir anahtarı olarak o günün yazarlarının ve dava adamı Dr. Küçük ve arkadaşlarının gazetesi oldu.
O günlerde bazı beyler vardı ki onlara tarihin yapısı içinde "aristokrasi tabakası" olarak isimlendirilirlerdi ve Türk haklarının yenmesine bile bile göz yumarlardı. Bu "aristokrasi takımı" hiçbir zaman Kıbrıs Türkü'nün gerçek davasının yanında olmadı. Onlar hep İngiliz'e uşaklık ettiler, yardakçılık yaptılar ve makamlarını korudular.
Ancak "kamuoyu" denen güç, onları da ezdi geçti. Toplumun iradesi ve ortaya koyduğu kavga, işte o "aristokrasi takımını" yok edebildi. Onları yok ederken de devamlı halkın önüne engeller koyan bir anlayışın sahipleri, adeta toplumun lanetli takımı haline geldiler.
O günlerde bizler ortaokul çağlarımızdaydık. Okullarımıza, resmi dairelere, Vakıf binasına İngiliz bayrağı çekilirdi. O büyük kavga başladığında bizler okul öğrencileri olarak pankartlarla, kan kırmızısı ay yıldızlı bayrağımızla sokaklara dökülür ve na-ralar atardık. O heyecan kasırgası içinde gerek toplumsal gerekse bireysel bazda verilen mücadele, Vakıfların Kıbrıs Türk'üne iadesi ile son buldu. Esasında mücadele o gün başlamıştı diyebilirim.
O gün ne? O gün, dediğimiz gün, verilen büyük kavganın zaferi olarak Vakıflar binası önünde toplanmış, Dr. Küçük ve arkadaşları Vakıflar binasının o kemerli kapısında nutuklar çekmişler, gönderdeki İngiliz bayrağı indirilmiş ve göndere Türk bayrağı çekilmişti. O bayrak Vakıflar bahçesindeki yüce selvi ile savrulur dururdu rüzgarda nazlı nazlı. Çok güzel bir bahar günüydü. Herkes oradaydı. Ben ve ağabeyim, arkadaşlarım, yüksek zevat ve daha nice halkın ileri gelenleri oradaydı.
İnanın o günkü duygularım hala yoğundur. Dalga dalga Türklük duygularım kabarır o günü ve o anı hatırladığımda.  Hala daha duygulanırım. Demek o bayrağın çekilmesi, Vakıfların Türklere iadesi, bir dönüm noktasıydı. Ondan sonraki süreç veya Vakıflar mücadelesi ile başlayan süreç, lise öğretmenlerinin Türk olması ve kendi kültürümüzle okumamız süreciydi. Yani değişimin rüzgarları...
Dün Vakıfların Kıbrıs Türkü'ne devrinin 52'nci yıl dönümünü kutladığımızı bilen veya öğrenen gençler şöyle düşünebilir:
"Hadi canım siz de. Ne mühim bir mesele. İşte Vakıflar binası orada, mülkleri de orada. Bunu bu kadar önemsemek ne?"
İşte o fikirleri çürütmek ve yaşanan hayat gerçeği ile geleceği daha iyi belirlemek için yazıp dururuz. Bu gerçekleri gençlerin iyi okuması ve öğrenmesi gerekir. Vakıflar İdaresi salt bir bina değildir. Ne de sadece Vakıflar meselesi basit bir meseledir.
Vakıflar'ın Kıbrıs Türkü'ne devri, esasında bir pilot çalışmaydı ve zaferle sonuçlandı. O zaferle sonlanmanın temelinde yatan etkenler ve siyasi hareket, milli dalgalanma, gerçek anlamda Kıbrıs Türkü'nün davasının başlangıç noktasıdır ve onurudur.
O halde hem Vakıflar'a hem de vakıf mallarına sahip çıkmak görevimiz olsun. Biz yazacağız, Vakıflar İdaresi okuyacak ve hayatına uyarlayacak.
Nice nice yıllara, Vakıflar İdaresi...

   328 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Küçük çembere ne zaman trafik sinyali konacak?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Günahkar Hristofyas
  15 Nisan 2008, Salı   Türkiye silah sanayiinde büyürken
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  13 Nisan 2008, Pazar   "Lale Devri"
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Başbuğ da bize güç verdi
  11 Nisan 2008, Cuma   Surlariçi "Özel Turizm Alanı"
  10 Nisan 2008, Perşembe   "Gönüllü çevrecilik" nasıl birşey?
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Eski akıl hastanesi n'oldu?