|
Yine rahmetlik Nalbantoğlu'nu hatırladık: Ben, diyordu, küçük olaylara gülemem… Bugün yaşasaydı ve Lokmacı Kapısı'nın açılmasını görseydi herhalde şöyle diyecekti: "Artık ben neyin büyük neyin küçük olduğunu anlayamıyorum ki hangisine güleceğimi bileyim!" Nitekim memleketin Başbakanı çıkar ve der ki "altın yumurtlayan tavuğunuzu keserseniz daha çok altına ulaşamazsınız." (Soyer'in o beyinleri vuran lafları düşünüldükte bu şimdiki pek de çarpıcı olmadı!) Kimdir altın yumurtlayan tavuk? Lokmacı'dan geçip Arasta'ya girdikten sonra etrafı da dolanıp yeyip içip, alışveriş yapacak Rum. Bu tavuğu neden keseceğiz? Kazık atarak! Kazık atsak ne olacak? Daha çok altın elde edemeyeceğiz! Tutun ki Lokmacı açıldı, "Altın Devri" başladı! Olay bu değil ama. Olay bir Başbakan'ın yıllardır 'Lokmacı açılsın biz de nasip kısmet görelim' diyen orası esnafına, "aman sakın ha, Rum'a kazık atıp ürkütmeyin" nasihatını çekmesi. Sonuç: İşte KKTC'nin ekonomik anlayışı mı diyelim ve dönüp halka kulak verelim: "Sittin senedir biz bu ticareti öğrenemedik, Rum'dan ne ders alabildik ne de onların becerisinin tırnağına ulaştık." Ya maazallah yarın şu Sn. Talat'ın "kapısız penceresiz bir birleşik Kıbrıs dualarına nazire çözüm olur ve de Türk'ü-Rum'u elini kolunu sallaya sallaya bu taraftan öbür tarafa, öbür taraftan bu tarafa gidip gelirse? İnanın bizim şu esnaf ve bilumum sektörleri-miz "kapıları kapatın" diyerek yollara dökülüp eylem yapacaklar! EĞİTİMLE OYNAMAYA DEVAM CTP iktidara gelirken iki amacın altını sol misyonuna uygunluğunca çizdiydi. Bir, artık öğrencileri yarış atları gibi sınavlardan sınavlara sokmayı durduracak, iki, kolejleri kapatacaktı… Büyük tepkilere karşın "çocukları daha ilkokul sıralarında yarış atları haline sokan kolejlere hazırlık krizinden kurtarmak için de bir süre sonra kapatıverdi-lerdi." Sonra baktılar ki İngilizce tedrisatlı eğitime gerçekten gerek vardır bu kez de ilkokuldan sonra kaldırdıkları kolejleri ortaokul sonrasına aktardılardı. "Deneme" geçiş süreci" derken "hazırlıklar" söz konusu oldu, geçen günlerde de karara varıldı. Kolejler lise düzeyine dönüştürülecek beş okul İngilizce ağırlıklı olacak. Ortaokul bölümleri diğer okullara kaydırılacak. Dışta kalan liseler de eski kolej müfredatı uygulayacak. Bu amaçla söz konusu sistemi devreye sokmak için dört ilçedeki kolejler için "yönlendirme sınavları" yapılacak. Kim sınavda kazanırsa o kolej öğrencisi olmaya hak kazanacak… Döndük mü başa! Hani fırsat eşitliği, hani öğrencileri yarış atları olmaktan kurtarma amacı, hani imti-yazlı sınıflı okullar olamaz safsatası? Tümü de baştankara etti, artı, yanına bir de şunu uladı: "Sen kolejlik değilsin başka okula, sen kolejlik öğrencisin buyur koleje! Başından beri eğitimle oynaya oynaya fıcırığını çıkartıp, öğretmenlerin bile "ne yapmak istediğiyle neyi yaptığını anlamakta güçlük çektikleri" bir eğitim sürecine damgasına vuran Öztoprak'ın bırakın sendikalarla sürgit kavgasını. O sendikalar da haklı değiller, amenna. Fakat eğitim, gelip giden bakanlarla hükümet edenlerin "kafa yapılarının" estiğince değişecek bir sistem arayışının kobayı değildir. Dolayısıyla kolejlere çok da karşı olmadığımız halde eğitimin işte böylesi bir deney kobayına dönüştürülmesine takılıyoruz. Ki başından beridir Öztoprak; öğretmeninden öğrencilerine, velilerinden sendikalarına kadar "dediğim dedik" diye-rek kavga ederken, memleketin eğitimini kurtarıp reform yaptığını zannediyor. Şimdi hazırlanın bu sonucusunun fasaryasına!
|